Hadis Çeşitleri ve Sıhhat Dereceleri

Hadis çeşitleri ve sıhhat dereceleri nelerdir? Mütevâtir, meşhûr, âhâd, sahih, hasen, zayıf ve mevzû hadislerin özellikleri açıklanıyor.

Hadisler, hadisin senedini teşkil eden râvîlerin ilk üç devirdeki yani ashâb, tâbiîn ve tebeü’t-tâbiîn devirlerindeki durumlarına göre üç kısma ayrılır:

  1. Mütevâtir,
  2. Meşhûr,
  3. Âhâd.

HADİSLERİN RİVÂYET DURUMUNA GÖRE SINIFLANDIRILMASI

  • Mütevâtir Hadisler: Üç devirde (asırda), yalan üzerine birleşmelerini aklın kabul etmediği, çok sayıdaki topluluğun birbirinden rivâyet ederek Hz. Peygamber’den naklettikleri hadislerdir. Az sayıda olan mütevâtir hadisler, kesin bilgi verdiklerinden, gereğiyle amel ve itikad her mükellefe farzdır. Sabah namazının farzının iki; öğle, ikindi, yatsı namazlarının dört ve akşam namazının üç rek’at olması mütevâtir Sünnetle (hadisle) sâbit olmuştur. Mütevâtir Sünnet, kesinlik ifâde ettiğinden inkârı, küfürdür.
  • Meşhûr Hadisler: Başlangıçta, ilk asırda Hz. Peygamber’den bir-iki kişi tarafından rivâyet edildiğinden tevâtür derecesini bulmadığı halde ikinci ve üçüncü asırlarda meşhûr olup tevâtür derecesine ulaşan İlk devirde yani ashâb devrinde bir veya iki sahâbî tarafından rivâyet edildiği için âhâd hadis hükmünde olduğu halde ikinci ve üçüncü asırlarda şöhret bulup râvîleri çoğalan hadislere “Meşhûr Hadis” adı verilir. Meşhûr hadisler aslında bir veya birkaç kişinin rivâyetine dayandığından, mütevâtir hadisler gibi zarûrî ve kesin bilgi vermez. Ancak Hz. Peygamberin ashâbı yalan söyleme töhmetinden münezzeh olduklarından, daha sonra tevâtür derecesine ulaşan bu gibi meşhûr hadisler, kalbe itmi’nân, güven ve itimad verir. Bu bakımdan gereğiyle amel etmek her mükellefe vâcibdir.
  • Âhâd Hadisler: Peygamberden bir veya iki emîn kişinin rivâyet ettiği ve ilk üç asırda tevâtür derecesine ulaşamayan hadislerdir. Âhâd hadislerden, metin ve sened bakımından gerekli şartları taşıyanlar, makbûl hadislerdir ki bunlara Sahih ve Hasen Hadisler denir. Gerekli şartları taşımayanlar, makbul olmayan hadislerdir ki bunlara Zayıf Hadisler denir.

HADİSLERİN SIHHAT DERECELERİNE GÖRE SINIFLANDIRILMASI

  • Sahih Hadisler: Senedi muttasıl, râvîleri âdil ve zâbıt olan hadislerdir. Yani bir hadisin sahih olabilmesi için hadisi nakleden râvîler zincirinin birbirine ulanarak Hz. Peygambere kadar ulaşması, arada bir kopukluğun olmaması; râvîlerin hepsinin âdil yani dâimâ adâletle hareket eden, kötü hallerden uzak, dürüst ve faziletli, akıllı, müslüman kişiler olması; bir de zâbıt yani işittiğini değiştirmeden noksansız olarak aynen nakleden, hâfızası kuvvetli kişiler olması gerekmektedir.
  • Hasen Hadisler: Sahih hadisler gibi adâletli râvîlerin kesintisiz senetle rivâyet ettikleri hadislerdir. Aradaki fark sadece râvîlerin zapt sıfatlarıyla ilgilidir. Sahih hadislerin râvîleri son derece kuvvetli bir hâfızaya sahipken hasen hadislerin râvîleri zâbıt yani düzgün bir hâfızaya sahip olmakla birlikte hâfızaları çok kuvvetli değildir. Hasen hadisler de amel bakımından mûteber olan ve gereğiyle amel edilmesi gereken hadislerdir.
  • Zayıf Hadisler: Sahih ve Hasen hadislerin sıfatlarını taşımayan hadislere zayıf hadisler denir. Zayıf hadislerin çok çeşitleri vardır. Zayıf hadisler, akâid konularında ve haram helal konularında delil olarak kabul edilmese de amellerin faziletleri ve va’z konularında rivâyeti câizdir.

Bir de Mevzû Hadisler vardır ki bunlar, Hz. Peygamber tarafından söylenmeyen, başkaları tarafından uydurularak Hz. Peygambere atfedilen sözlerdir. Bu tür uydurma hadisler hiçbir konuda delil olamaz. Bunların reddi gerekir.1

Hulâsâ, Haber-i vâhid dediğimiz mütevâtirin dışındaki hadislerden sahih olanlarını bazı İslâm âlimleri itikâdî konularda delil saymış, bazıları delil saymamıştır. Kabir azâbı, Münker ve Nekir meleklerinin kabirdeki sualleri, şefâat, kıyâmet alâmetleri ve bu cümleden olarak Deccâl’in çıkması, Hz. İsâ (a.s)’ın inmesi ve Deccâl’i öldürmesi vb. pek çok itikâdî konunun haber-i vâhidle (sahih hadislerle) sâbit olmasını Ahmed b. Hanbel (ö. 241/855), Ebu’l-Hasan el-Eş’arî (ö. 324/934), İbn Hazm (ö. 456/1063), İbn Teymiyye (ö. 728/1328) vb. âlimler kabul etmişlerdir.2

Dipnotlar:

  1. İzmirli İsmail Hakkı, a.g.e., s. 15
  2. Geniş bilgi için Talât Koçyiğit, Hadis Usûlü, s. 86-98; İzmirli İsmail Hakkı, a.g.e., s. 15-18; Ali Arslan Aydın, İslâm İnançları ve Felsefesi, s. 63-70.

Kaynak: Prof Dr. Mehmet Bulut, Delilleriyle İslam Akaidi, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

DİNİ HÜKÜMLERİN KAYNAKLARI NELERDİR?

Dini Hükümlerin Kaynakları Nelerdir?

İSLAM DİNİNİN TEMEL KAYNAKLARI

İslam Dininin Temel Kaynakları

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle