Edirne’de Dar’ül Hadis Camii’nde Asırlık “1001 Hatim Duası” Geleneği Sürdürülüyor

Edirne’de Osmanlı’dan günümüze ulaşan “1001 Hatim Duası” geleneği kapsamında Dar’ül Hadis Camii’nde dua programı gerçekleştirildi.

Her yıl üç ayların ilk cuma günü düzenlenen programda, Osmanlı padişahı II. Murat tarafından başlatılan asırlık “1001 Hatim Duası” geleneği bu yıl da yaşatıldı.

Edirne ve çevre illerden gelen çok sayıda vatandaşın katıldığı programda, okunan hatimlerin duası yapıldı. Programın ardından ziyaretçilere lokma, şerbet ve lokum ikram edildi.

EDİRNE'DEKİ DAR'ÜL HADİS CAMİİ'NDE DUA GELENEĞİ YAŞATILIYOR

Dar’ül Hadis Camii İmam Hatibi Doğa Erkol, üç ayların tüm insanlığa huzur, sağlık ve barış getirmesi temennisinde bulundu. “1001 Hatim Duası” geleneğinin asırlardır sürdürüldüğünü belirten Erkol, şu bilgileri paylaştı:

“Rivayete göre Peygamber Efendimiz, II. Murat’ın rüyasına girerek burada büyük bir hadis mektebi inşa etmesini buyuruyor. II. Murat da Peygamber Efendimiz’e olan minnetini ifade etmek için 10 hafız görevlendiriyor. Bu hafızlar sadece Kur’ân-ı Kerîm’e, devlete, millete, bayrağa ve ezana hizmet ederek dua ediyorlar. Bu güzel gelenek o günden bugüne devam ediyor. Türkiye’nin dört bir yanından vatandaşlarımız okudukları hatimleri sosyal medya hesaplarımız üzerinden bildirerek bağışlıyor. Aynı zamanda hafız kardeşlerimiz de burada 1001 hatim okuyor.”

Erkol, bu yıl okunan hatimlerin başta şehitler olmak üzere Gazze’de yaşanan saldırılarda hayatını kaybeden Filistinlilere bağışlandığını ifade etti.

Programa katılan vatandaşlardan Uğur Doyran, her yıl “1001 Hatim Duası” geleneği için hatim indirdiğini ve dua programına katıldığını söyledi. Hatice Şevik ise camiye gelerek dualara iştirak ettiklerini dile getirdi.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

OSMANLI’NIN FAZİLETLERİ

Osmanlı’nın Faziletleri

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.