Göklerin ve Yerin Ayrılması: Ayetler ve Kozmoloji Ne Söylüyor?
Kur'an-ı Kerim'de bildirilen göklerin ve yerin ayrılması mucizesi bilimsel kozmoloji ile nasıl örtüşüyor? Âyetler ve bilim ışığında evrenin yaratılışı.
Yüce Allah göklerin ve yerin önce bitişik olduğunu, sonra bunları ayırdığını bildiriyor.
GÖKLERİN VE YERİN AYRILMASI ÂYETLERDE NASIL AÇIKLANIYOR?
Enbiyâ sûresinde şöyle buyuruyor:
“İnkâr edenler, gökler ve yer yapışıkken, onları ayırdığımızı ve bütün canlıları sudan yarattığımızı bilmezler mi? İnanmıyorlar mı? Yeryüzüne, insanlar sarsılmasın diye sâbit dağlar yerleştirdik; rahat gidebilsinler diye aralarında geniş yollar var ettik. Gökyüzünü (bozulup dengesizliğe düşmekten) korunmuş bir tavan (gibi) yaptık. Oysa onlar bundaki delillerden (belgelerden) yüz çeviriyorlar. Geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O’dur. Her biri bir yörüngede yürür.” (Enbiyâ, 21/30-33)
Bazı ilim adamlarına göre uzaydaki cisimler, vaktiyle bir gaz kütlesi halinde idi. Zamanla, bu gaz kütlesinden küreler halinde parçalar kopmuştur. Dünyamız da bir gaz kütlesi olan güneşten kopmuş ve zamanla soğuyarak kabuk bağlamıştır. Dünyamızdan yükselen gazlar ve buharlar, yoğunlaşarak yağmur şeklinde tekrar dünyaya dökülmüş, böylece denizler ve okyanuslar meydana gelmiştir.
Gökten düşen meteorlar ve ay üzerindeki incelemeler, yerküreyle diğer gezegenler ve yıldızlarda aynı elementlerin bulunduğunu, bu açıdan bakılınca hepsinin aynı bütünün bölünmüş parçaları olduğunu gösteriyor. Bu âyetlerde gezegenlerin güneşten kopma parçalar olduğu açıklanıyor.1
YÖRÜNGELERDEKİ HASSAS DENGE: GÜNEŞ SİSTEMİ VE KOZMİK NİZAM
Güneş sistemi denilen bir sistemle güneş, dünya ve diğer gezegenler sanki görünmez bağlarla bağlı gibidirler. Gök cisimleri kendi yörüngelerinde belli bir hızla dönerler, aynı zamanda Güneşin etrafında da dönerler. Herkes kendi yörüngesinde şaşmadan döner. Yâsîn sûresinde şöyle buyrulur:
“Güneş, kendine mahsus yörüngesinde akıp gitmektedir. İşte bu, azîz ve alîm olan Allah’ın takdiridir. Ay için de bir takım menziller (yörüngeler) tayin ettik. Nihâyet o, eğri hurma dalı gibi (hilâl) olur da geri döner. Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Bunlardan her biri belli bir yörüngede yüzmeğe (akıp gitmeğe) devam ederler.” (Yâsîn, 36/38-40)
Gezegenlerin hızlı dönüşleri onlara, santrifüj kuvveti denilen bir kuvvet vermektedir. Böylece uydular gezegenlerine çekim kanunuyla bağlanırlar, ama santrifüj kuvvetiyle onlardan uzaklaşırlar. Bu iki kuvvet birbirine eşit olduğu için uydular, gezegenlerinin üzerine düşmediği gibi, onlardan uzaklaşıp uzayda kaybolma tehlikesiyle de karşılaşmazlar. Sadece yörüngelerinde dönerler. Kâinatı bir bütün olarak incelediğimizde, zincirleme olarak sistemlerinde birbirlerine çekim kanunuyla bağlı olduklarını, bunun Arş’a kadar uzandığını, Arş’ın ise bütün gök sistemlerini hâkimiyeti altına alan çok büyük bir çekim kuvvetine sahip olduğunu söyleyebiliriz.2
Dipnotlar:
- Afif Abdülfettâh Tabbâra, İlmin Işığında İslâmiyet, Çev. Mustafa Öz, s. 66.
- Celal Yıldırım, a.g.e., VIII, 3908.
Kaynak: Prof. Dr. Mehmet Bulut, Delilleriyle İslam Akaidi, Erkam Yayınları









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!