Geniş Ailenin Çocuk Terbiyesindeki Yeri ve Önemi

Geniş ve büyük aile yapısının çocuk terbiyesi üzerindeki etkisi, yeri ve önemi nedir? Modern hayatın dayattığı yaşam biçimi günümüz nesillerini nasıl etkilemektedir?

Eskiden geniş ve büyük aile yapısı vardı; bugün ifade edildiği gibi bir çekirdek aile yapısı yoktu. Bu sebeple çocuğun güzel ahlakla terbiye edilmesinde, annenin ve babanın yanı sıra dedelerin, ninelerin ve akrabaların çok mühim rolleri bulunurdu. Aile içinde görmüş geçirmiş, tecrübeli insanlar vardı. Bir çocuk, her yönden güzel ahlak numunesi olan insanların arasında yetişerek tabii bir şekilde terbiye edilmiş olurdu.

Gün görmüş, sözü hikmetli dedelerden ilim ve irfan alır; İslam’ın nezaketini, zarafetini ve edebini bilen ninelerden adap ve erkân öğrenirdi. Böylece evlatlar, her taraftan gelen müspet telkinlerin bereketiyle sağlam bir şahsiyet ve karakter kazanırlardı. Bu yapı, bize Asr-ı Saadet’ten miras kalan bir terbiye mektebiydi.

Maalesef bugün modern hayatın dayattığı yaşam biçimi, evlatları bu güzel terbiyeden mahrum bırakmıştır. Dedeler ve nineler ayrı evlerde yaşamaktadır; anne ve baba ise maişet derdi ve iş hayatının koşturması içinde kısmen gaflet hâlindedir. Bu sebeple yalnız kalan çocuklarımızın şahsiyet ve karakterini artık okulda verilen seküler eğitim, arkadaş çevresi, televizyon ve internet şekillendirmektedir.

Bu durum, evlatlarımız arasında gafil insanlara özenme ve taklit etme eğilimini artırmaktadır. Eskiden İslam beldelerinde kumarhane dediğimiz yerler çok azdı; olanlar da ahlak zabıtası tarafından denetlenirdi. Bugün ise maalesef internet vasıtasıyla kumar her eve girmiş durumdadır.

Bizim yegâne kıymet ölçümüz ve saadet mizanımız Resûlullah Efendimizdir; onun mübarek ailesidir. Erkek veya kadın, zevç ya da zevce, erkek evlat veya kız evlat… Her kim kendi vasfını o mübarek aileye ne derece benzetebilirse, iki dünyada saadet ve huzuru da o derece elde etmiş olur.

Ümmet-i Muhammed’in on dört asrı aşan tarihi boyunca, fert ve cemiyet olarak bu ilahî kıymet ölçüsüne riayet edenler rahmete nail olmuş; bu ölçüden uzak kalanlar ise şiddete, nefrete ve ayrışmaya dûçar olmuştur.

İslam ve İhsan

DEĞİŞEN AİLEDE ROL VE GÖREV DAĞILIMI NASIL OLUYOR?

Değişen Ailede Rol ve Görev Dağılımı Nasıl Oluyor?

İSLAM’DA GEREK AİLE İÇİNDE VE GEREK İSLAM TOPLUMUNDA GEÇİM İÇİN BELLİ BİR STANDART VAR MIDIR?

İslam’da Gerek Aile İçinde ve Gerek İslam Toplumunda Geçim İçin Belli Bir Standart Var mıdır?

AİLE FERTLERİNİN BİRBİRLERİNE KARŞI GÖREVLERİ

Aile Fertlerinin Birbirlerine Karşı Görevleri

DEĞİŞEN ÂİLE YAPISI İLE NELERİ KAYBEDİYORUZ?

Değişen Âile Yapısı İle Neleri Kaybediyoruz?

KUL HAKKININ EN AĞIRI: EŞİN, EVLADIN, AİLENİN HAKKI

Kul Hakkının En Ağırı: Eşin, Evladın, Ailenin Hakkı

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.