Gazze’de Şiddetli Yağış Nedeniyle Yüzlerce Çadır Sular Altında Kaldı

Gazze Şeridi’nde iki gündür etkili olan yoğun yağış, yerinden edilmiş Filistinlilerin kaldığı yüzlerce çadırı su basmasına yol açtı; zaten zor şartlarda yaşayan siviller daha da ağır koşullarla karşı karşıya kaldı.

Gazze Şeridi’nde iki gündür aralıksız devam eden yoğun yağış, özellikle bölgenin güneyindeki çadır kentleri vurdu.

GAZZE’DE ŞİDDETLİ YAĞIŞ: YÜZLERCE ÇADIR SULAR ALTINDA

Gazze'deki Sivil Savunma Müdürlüğü, yüzlerce çadırın su altında kaldığını ve çok sayıda ailenin tahliye edildiğini açıkladı.

Sivil Savunma Müdürü Mahmud Basal, son 24 saatte 2 bin 500'den fazla yardım çağrısı aldıklarını belirterek çadırların yağmur, fırtına ve soğuk nedeniyle büyük hasar gördüğünü söyledi. Basal, barınma için uygun olmayan çadırların yerine konteyner tipi mobil evler sağlanması çağrısında bulundu.

Gazze Sağlık Bakanlığı, Han Yunus'ta bir bebeğin, çadırın su alması ve soğuk nedeniyle hayatını kaybettiğini duyurdu. Sağlık yetkilileri, yaşlılar ve çocukların ölüm riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguluyor.

Kutup kökenli “Byron” fırtınasıyla birlikte yorucu yağış, rüzgâr ve sert soğuk, Gazze’deki binlerce yerinden edilmiş insan için şartları daha da zorlaştırıyor. Çadırların büyük kısmı su altında kalırken, kıyafetler ve gıda malzemeleri kullanılamaz hâle geldi.

SAĞLIK BAKANLIĞI: “SOĞUK, YENİ BİR TEHDİT”

Dr. Münir el-Berş, dondurucu soğuğun özellikle çocuklar, yaşlılar ve hastalar için “öldürücü” olduğunu, çadırlardaki su ve rutubetin enfeksiyonları artırdığını belirtti.

UNRWA, yağışların yaşam koşullarını daha da kötüleştirdiğini ve acilen tıbbi malzemeler ile uygun barınma desteğinin Gazze’ye ulaşması gerektiğini vurguladı. Gazze’deki çadırların yüzde 93’ünün kullanılamaz durumda olduğu bildirildi.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

GAZZE’DE NEDEN KITLIK OLDU?

Gazze’de Neden Kıtlık Oldu?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.