Fırat Kalkanı Bölgesi ‘huzurun Adresi’ Oldu

Fırat Kalkanı Harekatı sayesinde terör örgütlerinden büyük ölçüde temizlenen bölge, Türkiye’nin desteğiyle huzur ve güven merkezi haline geldi.

Fırat Kalkanı Harekatı sayesinde terör örgütlerinden büyük oranda arındırılan Suriye’nin Halep kentine bağlı Cerablus, Çobanbey, Bab ve Azez gibi yerleşim yerlerinin de içerisinde bulunduğu bölgede günlük hayat normal seyrine döndü.

Suriye'de iç savaş ve terör örgütlerinin işgalleri sonrası şehir hayatının bitme noktasına geldiği bölge, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) desteğiyle Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) tarafından terörden temizlenmesinin ardından huzur ve güvenin vazgeçilmez adresi oldu.

Kilis Valisi Mehmet Tekinarslan, Fırat Kalkanı Harekatı sonrası bölgede hayatın normalleştiğini söyledi.

Fırat Kalkanı Harekatı bölgesinin ülkenin sınır güvenliğine yönelik muhtemel tüm tehlikelerin önüne geçilmesi adına hayati bir rol taşıdığını aktaran Tekinarslan, DEAŞ ve diğer terör örgütlerinin ortadan kaldırılmasının ardından bölge halkının eğitim, sağlık, barınma ve beslenme gibi birçok alanda desteklendiğini dile getirerek şunları kaydetti.

“Eğitim faaliyetlerinin yeniden başlayabilmesi için 100'ün üzerinde büyüklü küçüklü okulun onarımını yaptık. Şu an 100 bin civarında Suriyeli öğrenciyi yeniden okulla buluşturduk, bunlara Suriyeli öğretmenler ders veriyor. Biz de bu öğretmenlerimize danışmanlık hizmeti sunuyoruz. 10 sağlık ocağının hizmet vermesini temin ettik. Bozuk yolları ve su şebekelerini onardık. DEAŞ’tan sonra bütün şehir adeta taş devrine dönmüş gibiydi. Her yeri yıkmış harap etmişlerdi. İnsanlar yıkıntıların arasında adeta deprem sonrası manzaralarda yaşıyorlardı. Biz bunların hepsini büyük bir rehabilitasyon çalışmasıyla ayağa kaldırmaya çalışıyoruz. Yine Çobanbey, Armık, Bab, Azez ve Cerablus gibi yerlerde sağlık ocaklarımız var. Cerablus ve Azez'de bir hastanemiz var. Buralar Türkiye tarafından destekleniyor ve hasta bakımı yapıyor. Çok acil durumda olan ve tedavisi gerçekleştirilemeyen hastalarımızı da buradaki sağlık personelimizin sevkiyle Kilis ve Gaziantep'te tedavi ettirmeye çalışıyoruz.”

“UMUTLARIN YÜKSEK OLDUĞU YER”

Vali Tekinarslan, insani olan bütün ihtiyaçların son derece büyük bir özveri ve hızla karşılamaya çalışıldığını bu durumun ise bölge halkı tarafından memnuniyetle karşılandığını anlattı.

Fırat Kalkanı Harekatı ile Türk devleti ve milletinin ortaya koyduğu emek, gayret, samimiyetin bölgede yaşayan yüz binlerce insanın gönüllerinde büyük bir şükranla ifade bulduğunu dile getiren Tekinarslan, şöyle konuştu:

“Biz millet olarak insanlık, komşuluk ve kardeşlik adına üzerimize düşeni yapmanın sevincini yaşıyoruz. Bu konuda emeği geçen arkadaşlarıma teşekkür etmek istiyorum. Sağlıkçısı, eğitimcisi, tarımcısı, güvenlikçisi, jandarması, polisi hepimiz tek vücut halinde adeta üzerine atom bombası atılmışçasına harabeye dönmüş ve hem insan duygularının hem de şehirlerin parça parça olduğu bir alanda hayatı yeniden vahaya çevirme çabasını gösteriyoruz. Çok özverili gayretlerde bulunan arkadaşlarımız var ve hiç kimse bu konuda ne sızlanma, ne şikayetleşme, ne endişe taşıyor. Gecemizi gündüzümüzü belli bir çerçevede Fırat Kalkanı sahasında hayatın rehabilitasyonuna harcıyoruz. Gerçekten Türkiye'nin adım attığı yerde Türk milletinin ve ordusunun bulunduğu yerde nelerin hangi hızla ne kadar güzelleştiğini, huzurun ve kardeşliğin nasıl filizlendiğini bütün dünyaya da Suriye'nin geneline de göstermiş oluyoruz. Şu anda Suriye geneline bakıldığında en huzurlu, hayata dönük beklenti ve umutların en yüksek olduğu yer Fırat Kalkanı Harekatı sahasıdır.”

“ŞEHİTLERİMİZİ RAHMETLE ANIYORUM”

Vali Mehmet Tekinarslan, dünyanın büyük bir endişeyle izlemekle yetindiği terör örgütlerinin TSK'nın desteğiyle bölgeden temizlendiğini anımsattı.

Savaşın sona ermesinin ardından huzura ve güvene kavuşan yerlerde sağlanan istikrarın takipçisi olmaya devam edileceğini vurgulayan Tekinarslan, “Bu konuda şehitlerimizi rahmetle anmak istiyorum çünkü buraların DEAŞ başta olmak üzere PKK/YPG'den kurtarılmasında karşılarında hiçbir tehdidi ve gücü durdurucu unsur olarak görmediler. Tüm dünya televizyonlarda ürpertiyle seyrediyordu o DEAŞ konvoylarını. Siyah bayraklarla bugün de bazı konvoyları sağda solda görüyoruz bazı dünya ülkelerinin kimi belki keyifle kimi farklı bir endişeyle seyrediyor ama biz o geçtikleri yerde her yeri tarumar eden ve korku saran insanları üç gün içerisinde geldiklerine pişman edip buralardan def ettik.” şeklinde konuştu.

Kaynak: AA

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.