Filistinli Çocukların "Yaşama Hakkı" Ellerinden Alınıyor

İşgalci İsrail, hesap sorulmadığı için daha fazla Filistinli çocuğun yaşama hakkını elinden alıyor.

İşgal altındaki Batı Şeria'da 29 Eylül'de işgalcilerden kaçarken yüksekten düşüp hayatını kaybeden 7 yaşındaki Filistinli Reyyan Süleyman, ülkedeki Filistinli çocukların uğradığı şiddeti yeniden gündeme getirdi.

Devletlerin ve uluslararası örgütlerin, işaglci İsrail üzerinde baskı kurabilecek iradeden yoksun olması nedeniyle işgal güçlerinin şiddeti artırdığını belirten Filistinli gazeteci Ebu Takiyye, bölgede özellikle çocuklara yönelik hak ihlallerini değerlendirdi.

Ebu Takiyye, işgalcilerin bölgede son 8 yıldır daha saldırgan politika izlediğini kaydederek işgal güçlerinin saldırıları nedeniyle sadece yıl başından bu yana 165 Filistinlinin hayatını kaybettiğini, bunun 37'sinin ise çocuk olduğunu söyledi.

İşgalcilerce Batı Şeria ve Kudüs'te 114 Filistinlinin öldürüldüğünü, bunların 21'inin çocuk olduğunu aktaran Ebu Takiyye, 114 kişiden 47'sinin Cenin mülteci kampında yaşadığına dikkati çekti. Ebu Takiyye, Gazze'de ise 51 kişinin hayatını kaybettiğini, bunların 16'sının çocuk olduğunu ifade etti.

Ebu Takiyye, "Sokaklarda, oyun alanlarında, yani tabiri caizse oyun alanı diyorum öyle bir yer kaldıysa oralarda, çocukların katledilmesine şahit olduk." diyerek 18 yaş altındaki çocukların da işgalci İsrail tarafından hedef alındığını aktardı.

İşgalci İsrail hapishanelerinde 175 Filistinli çocuk tutuklu bulunuyor

İşgalci İsrail'in her yıl yüzlerce Filistinli çocuğu gözaltına aldığını belirten Ebu Takiyye, "Çocuklar hiçbir gerekçe gösterilmeden tutuklanıyorlar. Bazen ev hapsi de veriliyor. Sözde bir taş atmış ya da okula giderken protestoya katılmış diye bazen hiçbir gerekçe göstermeden 'elimizde gizli bilgi var' denerek tutuklanıyor." şeklinde konuştu.

Ebu Takiyye, işgalin başladığı 1967'den bu yana yaklaşık 1,5 milyon Filistinlinin tutuklandığına dikkati çekerek, "Neredeyse her evden bir ya da iki kişi esir alınmış olabilir. Şu anda 175 çocuk hapishanelerinde tutuluyor." dedi.

2015'te 13 yaşındayken bıçaklı eylem yaptığı gerekçesiyle tutuklanan ve hapisteki 7 yılını işkence altında geçiren Ahmed Manasra'nın hikayesini hatırlatan Ebu Takiyye, "Manasra bugün 20 yaşında geldi, sağlık durumu çok kötü olduğu için hakkında erken tahliye talep edildi ancak işgal devleti bu talebi reddetmek için dosyasını terör dosyası olarak kabul etti." dedi.

"Hasta çocuklar Gazze'den çıkamadıkları için hayatını kaybediyor"

İşgalci ablukası nedeniyle 2 milyon kişinin dış dünyaya kapalı halde yaşadığı Gazze'deki duruma da değinen Ebu Takiyye, "Hastanelerin imkanı yok. İlaçların yaklaşık yüzde 60'ının Gazze'ye girişi yasaklanmış durumda. 17 seneden beri kuşatma altındaki bir sağlık sisteminden bahsediyoruz, tamamen tükenmiş ve bitmiş durumda." diye konuştu.

Ebu Takiyye, Filistinlilerin tedaviye ulaşma hakkının engellenmesinin en çok çocuklar için tehlike oluşturduğunun altını çizerek, Gazze'de gazetecilik yaptığı dönemdeki anısını şöyle anlattı:

"Ben hasta bir kız çocuğuna şahit olmuştum. Her gün Gazze'den çıkış yapmak için ambulansla sınıra gelirdi, saatlerce sınır kapısında bekletilirdi ama sonra geri gönderilirdi, evine ya da hastanesine. Yaklaşık üç hafta boyunca böyle devam etti. Sonra bir gün gelmedi. Merak edip kızı aramaya başladım, sordum, araştırdım. Kız hayatını kaybetmişti."

Ülkede Filistinli çocukların eğitime de düzenli devam edemediğini ifade eden Ebu Takiyye, Batı Şeria'da çocukların her gün okula giderken kontrol noktalarından geçmek zorunda kaldığını ve bazen saatlerce bekletildiklerini söyledi.

Filistinli gazeteci, işgalcilerin keyfi uygulamalar yaptığını dile getirerek "Bazen 'Çocuklar hadi bugün artık sizin için okul yok eve gidin.' diyorlar. 'Neden?' diye sorduklarında, çatışma çıkıyor. Gidemiyorlar çünkü birkaç metre ötede işgalci Yahudiler bir kutlama yapıyor." dedi.

Ailelerin artık çocuklarını okula gönderirken daha tedirgin olduğunu aktaran Ebu Takiyye, "Aileler artık öyle bir hale geldi ki 'Çocuklarım okula gitmesin.' diyorlar. Ya kontrol noktalarından geçerken işgal güçlerinden sağ kalmayacak ya yoldaki sivil yerleşimcilerin saldırılarından sağ kalmayacak ya da okul çıkışında bir şey olacak korkusuyla bazen çocuklar günlerce okula gönderilmiyor." şeklinde konuştu.

"Çocukların tek hayali 'normal' bir hayat yaşamak"

Ebu Takiyye, Filistinlilerin en temel insan haklarının gasbedildiğinin altını çizerek "İnsanların en doğal haklarından bahsediyoruz. Seyahat etme, tedavi görme, eğitim hakkı. Bütün bunlar en doğal haklar. Filistinli avukatlar mücadeleden vazgeçmeyecek. Tamamen hukuksuz bir yapıyla, hukuk diliyle savaş vermeye, mücadele etmeye çalışıyorlar." ifadesini kullandı.

Filistinli çocukların tek hayalinin diğer çocuklar gibi normal hayat sürmek olduğunu belirten Ebu Takiyye, işgalci İsrail'e karşı haklarını savunanların "Yahudi düşmanı" olarak yaftalandığını söyledi. AbuTaqiya, "Kim işgalci İsrail'in yaptıklarından bahsetmeye kalkarsa artık o 'Yahudi düşmanı' ve bu ithamla, o insanları suçlu göstermeye çalışıyorlar." dedi.

Ebu Takiyye, işgalcilerin yaptıklarından sorumlu tutulmadığı için her geçen gün daha fazla Filistinlinin yaşama hakkının elinden alındığını belirterek, "İşgal devleti, kendini hukuk dışında bir yapı ve tüm hukukun üstünde devlet olarak gördüğü için bunları yapmaya devam ediyor. Yaptıkları konusunda hesap vermediği için çocuk, kadın, yaşlı demiyor, Filistinlileri 'meşru hedef' haline getiriyor." şeklinde konuştu.

Parmaklıkların ardında geçen çocukluk

Uluslararası Çocuk Koruması Filistin'in paylaştığı rakamlara göre, 2021'de 78 Filistinli çocuk işgalci İsrail'in saldırılarında hayatını kaybetti. 61'i Gazzeli olan çocukların 26'sı ise 8 yaşından küçüktü.

Yine aynı kurumun paylaştığı verilere göre işgal mahkemelerinde her yıl 500 ila 700 Filistinli çocuk yargılanıyor. Çoğunlukla "işgalcilere taş atmak" suçlamasıyla yargılanan çocuklar hakkında yüzde 99 mahkumiyet kararı veriliyor.

Çocukların çoğu, bir ebeveyni veya yasal vasisi olmadan sorguya çekildiklerini, suçlarını itiraf etmeye zorlandıklarını, cezaevinde istismara veya aşağılayıcı muameleye maruz kaldıklarını bildiriyor. Çocukların yarısından fazlası mahkumiyetlerini, ziyaret izninin çok zor alındığı İsrail hapishanelerinde tamamlıyor.

Filistin hükümetine bağlı Filistinli Mahkumlar ve Özgür Bırakılanlar İşleri Kurumunun yayımladığı son rapora göre, işgalciler 1967'den bu yana 18 yaşın altında yaklaşık 50 bin Filistinli çocuğu gözaltına aldı.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.