Fâtır Suresinin 5. Ayeti Ne Anlatıyor?
Şeytanın aldatmasına karşı ilâhî uyarıyı hatırlatan Fâtır sûresi 5. âyetin Arapçası, meâli ve tefsiriyle dünya hayatının geçiciliğini ve Allah’ın rahmetini yeniden tefekkür ediyoruz.
Fâtır Suresi 5. âyette şöyle buyrulur:
Fâtır Suresi 5. Ayet Arapça:
َ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا۠ وَلَا يَغُرَّنَّكُمْ بِاللّٰهِ الْغَرُورُ
Fâtır Suresi 5. Ayet Meali:
Ey insanlar! Allah’ın vaadi gerçektir, sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve o aldatıcı (şeytan) da Allah hakkında sizi kandırmasın! (Fâtır, 35/5)
ŞEYTANA KANMA!
Bilgi:
Rabbimiz “en şerefli varlık” olarak yarattığı insanı pek çok özellikle donatmış, asıl hedefi olan ahireti unutmaması ve sahip olduğu değerleri doğru kullanması için peygamberler aracılığıyla vahiy göndermiştir. Ancak insan zamanla vahyin çizgisinden sapmış ve ezelî düşmanı olan Şeytan’ın hile ve tuzaklarına kanabilmiştir. Zira Şeytan, bizi aldatmak için her türlü yolu dener. Bazen sağımızdan bazen de solumuzdan yaklaşır. Rabbimiz ile aramızı bozmak için Allah inancımızı dahi zedelemek ister. Bu yüzden “aldatan” anlamına gelen “garûr” şeytanın bir diğer ismi olmuştur.
Mesaj:
- İnsan ve cin şeytanları bizim düşmanımızdır. Onlara karşı dikkatli olmamız gerekir.
- Rabbimize yaklaşmak için güzel davranışlarımızı artırmamız gerekir.
Kelime Dağarcığı:
Va’d: Verilen söz, vaat.
Ğarûr: Aldatan, şeytan.
Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler
TEFSİR
Fâtır Suresi 5. Ayet Tefsiri:
- Ey insanlar! Şüphesiz Allah’ın va‘di gerçektir. Öyleyse sakın dünya hayatı sizi aldatmasın! O çok hilekâr şeytan da, sizi Allah’ın rahmeti ve affına güvendirerek kandırmasın!
Allah’ın va’di, kıyâmettir; mü’minlere cennet, kâfirlere cehennemdir. Va’dedilen şeyler mutlaka gerçekleşecektir. Ancak bu hususta iki düşmana karşı dikkatli olmak lazımdır: Dünyanın câzibesi ve şeytan. İnsan; “bu gün keyfime bakayım yarın ne olursa olsun” dememeli, dünyaya dalıp âhiret vazifelerini unutmamalı ve dünya için âhiretini fedâ etmemelidir. Çünkü dünya hayatı bir rüya gibi gelir geçer ve bir gün ebedî âhiret âlemi gelir çatar. Nitekim şâir Hayâlî bu hususta şu uyarıyı yapar:
“Ne mihrinden safâ kesbet, ne mâhından saadet um
Sakın aldanma bu dehre, iki yüzlü münafıkdır.”[1]
Şeytanın da diğer tahrikleriyle beraber daha ziyade; “Allah çok bağışlayıcıdır, büyük günahları bile affeder, bu kadarcık günahtan bir şey çıkmaz” gibi telkinler yaparak bizzat Allah ile aldatmasına karşı uyanık olunmalıdır. (bk. Lokmân 31/33) Çünkü onun yaratılış maksadı insana düşmanlıktır. Kur’ân-ı Kerîm’de yedi kez tekrar edilen Hz. Âdem-İblîs kıssası bu düşmanlığı tüm safahatıyla anlatmaktadır. Kendine tâbi olanları alevli cehennem ateşine çağırmaktan başka maharet ve mârifeti olmayan o mel’ûnu düşman bilip ona karşı kesintisiz bir savaşa girişmekten başka çıkar yol yoktur. Zira insanın ya şiddetli bir azaba uğraması veya ebedî cennet nimetlerine kavuşması, şeytanı dost ya da düşman edinmesine ve o istikâmette bir hayat sürmesine bağlıdır.
Hasan Basrî (k.s.)’a soruldu:
“- Şeytan hiç uyur mu?”
Şöyle cevap verdi:
“- O uyusaydı; biz dinlenir, rahat ederdik.” (el-Hadâiku’l-Verdiyye, s. 316)
Hz. Mevlânâ, avcılığıyla meşhur doğan kuşunu örnek vererek şeytanın hîlesine karşı şöyle uyarır:
Doğan kuşu, kaz kuşuna: “Sudan çık da ovaların şekerler yağdırdığını, yâni nimetler verdiğini gör” dedi. Akıllı kaz da, ona dedi ki: “Ey doğan kuşu, sen bizden uzaklaş. Su, bizim kalemizdir, eman yurdumuzdur. Neşemiz, sevincimizdir.” Şeytan da doğan gibidir. Ey kazlar, sakın ha, su kalesinden, yâni iman kalesinden, imanlı kişilerin yanından pek az dışarı çıkın. Doğana, yâni şeytana da deyin ki; “Dön, geri dön. Elini başımızdan çek, ey aşağılık varlık. Biz senin davetini istemiyoruz. Davetin senin olsun. Ey kâfir, biz sana inanmayız. Senin sözüne kanmayız. Kale bizim olsun, şeker kamışlığı da senin olsun. Armağanını da istemiyoruz. Sen al, o senin olsun.” (Mevlânâ, Mesnevî, 432-437. beyitler)[2]
Buraya kadar beyân edilen konu şu âyetle neticeye bağlanır.
Dipnotlar:
[1] Mihr: Güneş. Mâh: Ay
[2] Burada kaz, din deresinde yüzen iman ehlini göstermektedir. Doğan kuşu; imanlı kişileri din nehrinden dışarı çıkarıp sapıklık ovasına götürmek isteyen şeytandır.
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!