Epstein Dosyaları Karşısında Bir Müslüman Nasıl Bir Tavır Almalıdır?
Epstein dosyaları hakkında bir müslüman nasıl tavır takınmalıdır? Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.
İnsanın hayırda da şerde de bir sınırı yoktur. İnsan hayırda öyle bir tekâmül gösterebilir ki meleklerden daha üst bir mertebeye yükselebilir; şerde de öyle bir düşüş yaşayabilir ki şeytana rahmet okutacak hâle gelebilir. Cenâb-ı Allah insana bu istidadı, bu kabiliyeti vermiştir. Bu yüzden “olmaz” denilmemelidir. Özellikle dinî hassasiyetleri olmayan, Allah’ı tanımayan veya O’nu yanlış tanıyan kimselerin elinde birtakım argümanlar, insanı ucu bucağı olmayan bir karanlığa sürükleyebilir.
Bu sebeple Allah’ın bize verdiği İslâm nimetine şükretmemiz gerekir. Müslümanlığın ne büyük bir nimet olduğunu idrak etmeliyiz. Zira bugün yaşananlar bize şunu göstermektedir: Bütün dünya İslâm ahlâkıyla buluşmadıkça insanlığa gerçek huzur gelmeyecektir. Nitekim Batı’da aklı başında bazı insanlar da şu gerçeği itiraf etmektedir: Osmanlı, yani son İslâm devleti tarih sahnesinden çekildikten sonra dünya huzur yüzü görmemiştir.
Dolayısıyla Müslüman, sadece kendi dünyasından değil, bütün insanlığın gidişatından mesuldür. Bir yerde, bir adada çocuklar zulme uğruyorsa, istismara maruz kalıyorsa, “Bana ne!” deme lüksüne sahip değiliz. O çocuklar bizim çocuklarımızdır; onlar Âdemoğludur, insan evladıdır. Onları korumak, gözetmek, savunmak bizim vazifemizdir.
Bugün ne yazık ki Batı’da bu zulüm artık devlet eliyle yapılır hâle gelmiştir. “Siz çocuklarınıza yeterince iyi anne-babalık yapamıyorsunuz” denilerek Müslümanların çocukları ellerinden alınmakta, “çocuğun üstün yararı” gibi kavramlar çarpıtılarak ahlâkî erdemden yoksun ailelere verilmektedir. Böylece çocuklarımız büyük bir manevî ve ahlâkî felâkete sürüklenmektedir. Aynı zamanda dünyanın birçok ülkesinden çocuklar kaçırılıp karanlık emellere alet edilmektedir.
BU NOKTADA MÜSLÜMANLARIN ÜZERİNE DÜŞEN EN ÖNEMLİ GÖREV
Bu noktada Müslümanların üzerine düşen en önemli görev, güçlü, birbirini tanıyan ve koruyan toplumlar oluşturmaktır. Bugün on dairelik bir apartmanda bile kimse kimseyi tanımıyor. Bir çocuk kaybolsa, o binaya kim girip çıktı kimse bilmiyor. Hâlbuki Müslüman, komşularıyla bağları güçlü olan insandır. Müslümanların yaşadığı yerler korunaklı alanlar olmalıdır; oralarda ne bir çocuğa ne de zayıf bir canlıya kimsenin zarar vermesi mümkün olmamalıdır. Bu bilinç Müslüman toplumda yerleşmelidir.
Ne yazık ki zamanla başkalarının derdiyle dertlenme duygumuzu, îsâr ahlâkımızı kaybetmeye başladık. Kötü örnekler çok hızlı yayılıyor. Birisi iyilik yapmaya çalışırken başına bir sıkıntı gelince insanlar, “Bir sevaptan kurtardık, bir günahtan kaçtık” mantığına kapılıyor. Oysa sevabın bedeli hep ağır olmuştur; iyiliğin faturası da ağır olur. Ama bu, Müslümanın iyilikten kaçınması için bir gerekçe değildir. Müslüman; kendisine, ailesine, çevresine, ülkesine, hatta bütün insanlığa ve kâinata hizmet etmekle mükelleftir.
Bu çocuklar bizim çocuklarımızdır. Onların uğradığı zulme sessiz kalamayız. Aynı zamanda buradan Batı’nın gerçek yüzünü de görmek gerekir. Günaha batmış bir insan, emperyal güçler için kolayca kullanılabilir hâle gelir. Elinde birinin görüntüsü, kaydı, arşivi varsa onu istedikleri gibi yönlendirirler. Bazen bu kişi bir din adamı, bazen bir siyasetçi, bazen bir sanatçı, bazen bir sporcu olarak karşımıza çıkar. Ellerinde şantaj malzemesi olduğu sürece, o insan onların istediği gibi hareket eder. Bugün dünyada yaşanan büyük zulümlerin arka planında da çoğu zaman bu kirli mekanizmalar vardır.
İşte bu yüzden İslâm edebi hayati önemdedir. Eskilerin anlattığı bir menkıbede, çölde ihtiyaç gideren bir adamın edep üzere oturması sayesinde bir tuzaktan kurtulduğu anlatılır. Sonunda “Demek ki bir edep bile hayat kurtarıyormuş” der. Bizim kitaplarımız, insanın yalnızken bile edebi terk etmemesini öğütler. Bugün her yerde kameraların, kayıt cihazlarının olduğu bir dünyada bu edeplerin ne kadar hayatî olduğu daha iyi anlaşılmaktadır.
Aynı şekilde hadislerde akşam olunca çocukların içeri alınması, kapların kapatılması, hayvanların korunması tavsiye edilir. Çünkü karanlık, gizlilik ve denetimsizlik, şerre zemin hazırlar. Bu yüzden Müslüman; çocuğuna, ailesine, komşusuna sahip çıkmalı, kiminle oturup kalktığını bilmeli ve buna göre bilinçli bir hayat tarzı benimsemelidir.







YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!