Engelllilerin Bedduâsı Daha Çok Mı Tutar?
Engellilerin bedduâsı daha mı çok tutar?
Engellilerin duâsı makbûl olan duâlardandır. Peygamber Efendimiz bir Hadîs-i Şerîflerinde şöyle buyurmuşlardır:
“Bir hastanın yanına girdiğin zamân sana duâ etmesini ondan iste. Zîrâ hastaların duâsı meleklerin duâsı gibidir.”[1]
Süreğen hastalığı bulunanlar ve bir başkasının zulmüyle engelli kalanlar, musîbet ve belâya dûçâr olmuşlardır. Hadîslerde, çeşitli sebeplerle bu durumlarda olanların duâlarına icâbet edileceği ifâde edilmektedir: “Gerçekten belâya uğrayan kimsenin duâsına icâbet olunur.”[2]
Engelliler, Peygamberimizi vesîle kılıp Allâh’tan iyileşme talep edebilirler. Görme özürlü biri gelip Peygamberimizden iyileşmesi için kendisine duâ etmesini ister. Peygamberimiz (s.a.s), bu kimseye güzelce bir abdest almasını, iki rekât namaz kılmasını ve şöyle duâ etmesini emreder:
“Allâh’ım! Senden (bana şifâ vermeni) istiyorum, rahmet peygamberi olan elçin Muhammed -sallallâhü aleyhi ve sellem-’i vesîle ederek Sana yöneliyorum. Ey Muhammed! Ben, şu ihtiyâcımı gidermesi için seninle Rabbine yöneliyorum. Allâh’ım! O’nu (peygamberini) bana şefâatçi kıl ve ihtiyâcım konusunda onu bana şefâatçi eyle.”[3] Bunun üzerine (adam bunları yaptı ve nihâyet) kendisi için gözü açılmış bir halde döndü.[4]
Engelli, bir iyilik gördüğünde insânlara teşekkürü de ihmâl etmemelidir. Rasûlullâh Sallallâhü Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
“Halka teşekkürde bulunmayan Allâh’a da şükretmez.”[5]
Engelli, bir kişiden iyilik gördüğünde ona hayır duâ etmelidir. Efendimiz (s.a.s) bir hadîs-i şerîflerinde: “İyilik görenlerin iyilik gördükleri kimseler hakkında ettikleri hayır duâları reddolunmaz.”[6] buyurdular.
Bir engelli, zulme uğradığı için engelli kalmışsa bedduâsı daha çok tutar. Çünkü Allâh, mazlûmun (zulme uğrayıp ezilenin) duâsına icâbet eder. Ebû Hüreyre Radıyallâhü Anh anlatıyor: “Rasûlullâh Sallallâhü Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir:
“(Allâh’ın kabûl ettiği) üç müstecâb duâ vardır. Bunların icâbete mazhariyetleri husûsunda hiç bir şüphe yoktur. Mazlûmun duâsı, misâfirin duâsı, babanın evlâdına duâsı.”[7]
Bir hadîste de şöyle buyurulmaktadır:
“Mazlûmun bedduâsından sakının. Çünkü o kişi ile Allâh arasında perde yoktur.”[8]
Anne-babanın, büyüklerin bedduâsını almaktan sakınmalıdır. Türk kökenli büyük tefsir âlimi Zemahşeri, ayağının sakatlığını anlatırken; “küçükken bir serçenin ayağını kırdım. Annem bana bedduâ etti. Bundan dolayı ayağımı kaybettim,” demiştir.
Açıkça zulme uğramadıktan sonra bir engelli bedduâya başvurmamalıdır. Bedduâ tutabilir, daha sonra pişmânlık gösterse de geriye dönüş olmaz, eski hâl geri gelmez.
Dipnotlar:
[1] İbni Mâce, “Cenâiz” 1.
[2] Deylemi rivâyet etmiştir.
[3] Tirmizî, “Deavât” 119; Ahmed, Müsned, IV/138; İbni Mâce, “İkâmetu’s-Salavâti Ve’s-Sünnetu Fîhâ” 189.
[4] Hâkim, “Deavât” No: 1909, I, 519, 526.
[5] Tirmizî, “Birr” 35, (1954); Ebû Dâvûd, “Edeb” 12.
[6] Tirmizî, “Birr” 5.
[7] İbni Mâce, “Duâ” 11, (3862).
[8] Buhârî, “Mezâlim” 10 (2448)
Kaynak: Hasan Serhat YETER, Engellinin İlmihâli, 2022








YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!