Engelleri Aştı, Hafız Oldu

Bedensel engeli nedeniyle vücudunun bir bölümü bulunmayan ve azmiyle 15 yaşında hafızlık ünvanını kazanan Emrullah Akın, engellilerin fırsat verildiğinde neler başarabileceğini gösteriyor.

Doğuştan yüzde 95 oranında ortopedik engeli bulunan Akın, 2018 yılında başladığı hafızlık eğitimi sürecinde koronavirüs salgını ve 6 Şubat depremleriyle birlikte toplumsal ön yargılarla baş etmek durumunda kaldı ve hafızlık eğitimi, karşılaştığı bu sorunlar nedeniyle defalarca sekteye uğradı.

Deprem sonrası İstanbul’a yerleştiklerinde bazı kursların engeli nedeniyle kendisini kabul etmediğini belirten Akın, 2024’te Üsküdar’daki İmam-ı Azam Kur’an Kursu’na kabul edilerek eğitimine devam etme imkanı buldu.

Kur’an-ı Kerim’i geçen yıl ezberleyerek Diyanet İşleri Başkanlığının sınavlarında başarılı olan Akın, hafızlık ünvanını aldı.

Gittiği bazı kurslardan engeli nedeniyle geri çevrildiğini anlatan Akın, özellikle İstanbul Beylikdüzü’ndeki bir Kur’an kursundan aldığı ret yanıtının kendisini çok üzdüğünü söyledi.

İmam-ı Azam Kur’an Kursu’nda ise hiçbir zaman engelli gibi hissettirilmediğini ifade eden Akın, kısa sürede eğitimini tamamladığını dile getirdi.

Akın, hafızlık sürecini şöyle anlattı:

“Hafızlık sürecim 2018’de başladı, 2019’a kadar devam ettim. Koronavirüs nedeniyle ara verdim. 2023’te tekrar başladım, bu kez deprem oldu. İstanbul’a geldim, yeniden başladım ve bir yılda tamamladım. İlk başta 'Yapamazsın.' diyenler oldu ama başardım.”

Hocalarının her zaman destekleyici olduğunu belirten Akın, "Hocalarım bana cesaret verdi. Ailem de hep yanımdaydı. Engelim hafızlık yapmama engel değildir. Bir engelli istediği her şeyi yapabilir." dedi.

- “Bize 'Engellidir, evde otursun.' diyorlardı”

Baba Abdülkadir Akın da süreçte yaşadıkları zorluklara dikkati çekti. Oğlunun engeli nedeniyle hayatının zaten zor olduğunu, ön yargıların bunu daha da ağırlaştırdığını ifade eden Akın, bazı kurumların çocuklarını yapamayacağı düşüncesiyle kabul etmediğini söyledi.

Akın, "Herkes 'Bu çocuk hafız olup da ne olacak?' diyordu. 'Olmazsa da olur.' diyorlardı mesela. Bize zaten 'Engellidir, bırakın evde otursun.' gibisinden şeyler diyorlardı ama biz hiç yılmadık, her zaman evladımızın arkasındaydık, desteğimizi hiç esirgemedik." diye konuştu.

Toplumdaki ön yargıların engelli bireyleri ve ailelerini yıprattığını vurgulayan Akın, engelli çocukların toplum tarafından kucaklanması gerektiğini kaydetti.

- “Bizim için hiçbir engeli yoktu”

İmam-ı Azam Cami Erkek Kur’an Kursu Yöneticisi Muzaffer Keskin ise Emrullah Akın’ın kısa sürede gösterdiği başarıyla en dikkat çeken öğrencilerden biri olduğunu anlattı.

İlk başta kısa süreli çekince yaşadıklarını ancak Akın’ın hafızlık için gerekli tüm özelliklere sahip olduğunu gördüklerini belirten Keskin, "Bizim için hiçbir engeli yoktu." dedi.

Akın’ın derslerde hem başarılı olduğunu hem de diğer öğrencilere örnek olduğunu ifade eden Keskin, kendilerinin de ondan çok şey öğrendiğini dile getirdi.

Keskin, engellilerin toplumdan dışlanmaması gerektiğini vurgulayarak, "Engeller sadece zihnimizde. Aslında zihninden kaldırdığımızda engelleri istedikleri her şeyi yapabilirler, Rabb'imizin yardımıyla izin verdiği ölçüde. Emrullah da istedi, gayret etti ve zihniyle yapabileceği en güzel şeyi yaptı belki de. Allah'ın kelamını ezberledi. Kur'an'ın muhafızlarından oldu. Bu çok büyük bir şeref. Emrullah da bu şerefe nail oldu." ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.