Ekran Çağında Diriliş
Dijital çağın hengâmesinde kaybolan gönüller için kurtuluş reçetesi: Okumak. Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, kalbi diri tutan ilmin neden vazgeçilmez olduğunu anlatıyor.
Ekranların esir aldığı bir çağda zihnimizi ve kalbimizi yeniden nasıl diriltebiliriz? Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, bu hususta okumanın hayatî bir ihtiyaç olduğunu ifade ediyor.
EKRAN ÇAĞINDA KALBİ DİRİLTMEK: OKUMANIN İHYÂ EDEN GÜCÜ
–Evet, maalesef bugün televizyon ve internet gibi görüntülü yayınlar; zihnî melekeleri tembelleştiriyor. İnsan okumakla alacağı bilgiyi, seyrederek alamaz.
Dahası bunlarda seyrettirilen ekseriyâ şeytânî vitrinler oluyor. Bunun kalbe in‘ikâsı da; seyredilen gafillerin ve fâsıkların hâline bürünme, onlar gibi olma neticesini meydana getiriyor.
Haram görüntüler olmasa da bu sefer, mâlâyânî oluyor. Seyredeni oyalamış, meşgul etmiş ve yapması gereken hayırlı faaliyetlerden alıkoymuş oluyor. Hâfızayı yoruyor. Zihnî melekeleri köreltiyor.
Günümüzün ne kadarı, hangi vitrinlerin karşısında geçiyor? Bunun muhasebesini her mü’minin yapması lâzım. Kaç dakikamız Kur’ân okuyarak geçti; kaç saatimiz televizyon, cep telefonu vb. ekranların karşısında geçti? Hangisi bizim âhiretimiz için bize ne kazandırır?
Bu sebeple, bir mü’minin vakit disiplini kazanması ve «beşikten mezara faydalı ilim» tahsilini düstur edinerek, başta Kur’ân olmak üzere, dâimâ faydalı eserleri okumaya ve dinlemeye zaman tahsis etmesi elzemdir.
Bu televizyon ve cep telefonları bilhassa genç nesillerin yüreğini alıp söküp götürüyor. Bir robot hâline getiriyor. Selde akan kütükler gibi meçhul bir âkıbete sürüklüyor. Bu hâlden kurtarabilmek için Kur’ân kültürünü yaşatan neşriyat şart.
Yüzakı’mız bu vazifeyi yerine getirmeye çalışan bir dergi, gençliğe İslâmî eğitimde rehberlik eden bir dergi, yetiştirici bir dergi, iki kanatlı bir eğitim harmanı, hem dünya hem âhiret, medeniyetimizin aynası bir dergi, lisan olarak da aslî lisânımız kullanılıyor. Bu eserleri nesillerimizle buluşturmak çok mühim...
Mâlûm; lisandaki tahribin hedefi, İslâm’ı tahripti. Bu da, İslâm kültüründen gelen kelimeleri devre dışı etmekle başladı. Yerine uydurukça, nesebi gayr-i sahih kelimeler kondu. Halk, dînini gerçek kaynağına uygun şekilde anlayamaz hâle geldi. Tahripler neticesinde İslâm kültüründe ve fikriyâtında da kargaşalar meydana geldi.
Bu itibarla Yüzakı’mız bu hususta İslâm kültüründen kelimeleri yaşatma gayretindedir elhamdülillâh.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş Hocaefendi ile Mülâkatlar, Yüzakı Yayıncılık









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!