Edirne'deki Muradiye Camii'nin Çinileri Ve Kalem İşleri İlk Günkü Orijinalliğini Koruyor

Prof. Dr. Ali Fuat Baysal, 2. Murat tarafından yaptırılan Edirne Muradiye Camii'nin kaliteli çinileri ve ilginç kalem işi süslemelerinin ilk günkü orijinalliğini koruduğunu söyledi.

Necmettin Erbakan Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Fuat Baysal, Trakya Üniversitesi ev sahipliğinde düzlenen 4. Edirne Araştırmaları Sempozyumu'nda "Edirne Muradiye Camii ve Tezyinat Üslubu" konulu sunum gerçekleştirdi.

Baysal, caminin çinileri ve kalem işleriyle ön plana çıktığını, farklı tekniklerle yapılan göz alıcı süslemelerinin bulunduğunu ifade etti.

Muradiye Camisi'nin Osmanlı erken dönem mimarisini en güzel örneklerinden biri olduğunu dile getiren Baysal, caminin yapıldığı döneme ait orijinal motiflerinin günümüze ulaştığını vurguladı.

Muradiye Camisi'nin ihtişamını iç ve dış yapısıyla koruduğunu belirten Baysal, şunları kaydetti:

"Caminin kaliteli çinileri ve ilginç kalem işi nakışlarıyla dikkati çeken yapısı var. Caminin çini mihrabı Bursa Yeşil Cami'den sonra Osmanlı süsleme sanatındaki en müzeyyen ve en büyük ikinci çinili mihraptır. Renkli sır tekniğiyle yapılmış olan levha çiniler ve rölyefli çinilerin kompozisyonu oluşturan motifleri, dönemin kalem işinde kullanılan motifleriyle benzerlik gösterir. Yapının en önemli özelliği 15. yüzyıla ait özgün kalem işi örneklerine sahip olmasıdır. Zaman içerisinde yapılan onarım yenilemelerle sıva altında kaybolan devrine ait orijinal kalem işi örnekleri, ilk defa 1930 yılında Hakkı Ayverdi tarafından eyvan kemerinde bulunmuş diğer nakışlar da bu örneğin yardımıyla 1953-1960 yılları arasında yapılan onarımların ardından ortaya çıkartılmıştır."

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.