Ebussuud Tefsiri Yayımlandı

Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi, Şeyhülislam Ebussuud Efendi’nin "İrşâdü’l-akli’s- selîm ilâ mezâya’l-Kitâbi’l-Kerîm" adlı eserini yayımladı.

Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi (TDV-İSAM), Şeyhülislam Ebussuud Efendi’nin "İrşâdü’l-akli’s- selîm ilâ mezâya’l-Kitâbi’l-Kerîm" adlı eserini yayımladı.

Şeyhülislâm Ebussuûd Efendi’nin (ö. 982/1574), tefsir tarihinde iz bırakan İrşâdü’l-akli’s- selîm ilâ mezâya’l-Kitâbi’l-Kerîm adlı eseri, Mehmet Taha Boyalık, Ahmet Aytep, Ziyaüddin el-Kaliş ve Muhammed İmâd el-Nabulsî tarafından ilk kez müellif nüshasından tahkik edilerek neşre hazırlandı ve "İkinci Klasik Dönem Projesi" kapsamında yayımlandı.

İSAM, İslam medeniyetinin müteahhirîn dönemini ilmî ve fikrî boyutlarıyla incelemek üzere 2012 yılında başlattığı "İkinci Klasik Dönem Projesi" çerçevesinde, İrşâdü’l-akli’s-selîm ilâ mezâya’l-Kitâbi’l-Kerîm adlı eserin tahkikli neşrini gerçekleştirdi.

Toplam 9 cilt, (5636 sayfa) olarak neşredilen eserin bir cildi, müellife ve esere dair kapsamlı bir inceleme (dirase) ve fihristlerden oluşuyor.

Kanûnî Sultan Süleyman döneminde ve sonrasında 30 yıla yakın şeyhülislamlık yapan Ebussuûd Efendi’nin tefsiri, önde gelen dirayet tefsirleri arasında yer alıyor.

Eserin geçmişte yapılmış çeşitli baskıları ve neşirleri bulunmakla birlikte, ilk kez müellif nüshasından müellifin bini aşkın notuyla (minhüvât) birlikte, müellifin bütün kayıtları ve harekeleri korunarak İSAM tarafından gerçekleştirilen bu neşir, diğer neşirlerin eksikliklerini tamamlama ve hataları düzeltme yönüyle dikkat çekiyor.

Eser sert kapak ve prestij olmak üzere iki versiyon şeklinde İSAM yayınları ve TDV yayınları ortak yayını olarak okurun istifadesine sunuldu.

Kaynak: Diyanet Haber
PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.