Diyanet’ten Pasifik Okyanusu’ndaki Adaya Kur’an-ı Kerim

Türkiye Diyanet Vakfı (TDV), Yeni Kaledonya Müslümanlarının talebi üzerine 100 adet Kur’an-ı Kerimi, “Hediyem Kur’an Olsun” projesi kapsamında bölgeye ulaştırdı.

TDV, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’e ulaşarak kendisinden Kur’an-ı Kerim talebinde bulunan Yeni Kaledonyalı Müslümanlara Kur’an-ı Kerim gönderildi.

TDV Mütevelli Heyeti İkinci Başkanı Mazhar Bilgin, “Hediyem Kur’an Olsun” projesi kapsamında dünyanın dört bir tarafındaki Müslümanlara hediye Kur’anlar ulaştırdıklarını söyledi.

Bilgin, Görmez’den “Biz Yeni Kaledonya’da yaşayan bir grup Müslümanız, elimizde hiç Kur’an-ı Kerim yok. Bize Fransızca meali olan birkaç Kur’an-ı Kerim gönderebilir misiniz?” yazılı bir mail göndererek Kur’an-ı Kerim talebinde bulunan Yeni Kaledonya Müslümanlarına nasıl ulaştıklarını şöyle anlattı:

“Yeni Kaledonya, Avustralya kıtasının doğusunda bir bölge. Ülkemize binlerce kilometre uzaklıkta yeni bir Müslüman topluluğa ulaşmanın heyecanını yaşadık. Oradaki Müslüman derneğinden bir yetkili ile yazışmalar yaptık. Türkiye’den direkt uçuş yoktu. Fransa aktarmalı yaklaşık 20 saati aşan bir yolculuğun ardından 100 adet Fransızca mealli Kur’an-ı Kerimleri bölgeye ulaştırdık. Yeryüzünde iyilik egemen oluncaya kadar sürecek yolculuğumuzda Yeni Kaledonya durağında yeni bir bölgeyle, yeni bir Müslüman topluluğa milletimizin emanetini ulaştırmanın mutluluğunu yaşadık.”

KAMPANYAYA 2 MİLYON 490 BİN 322 TL BAĞIŞ

“Hediyem Kur’an Olsun” projesi kapsamında, bugüne kadar, yurt içi 16 bin 452, yurt dışı 196 bin 559 adet olmak üzere toplamda 213 bin 11 adet Kur’an-ı Kerim hediye edildiğini vurgulayan Bilgin, bağışların parasal değerinin yurt içi 131 bin 613 lira, yurt dışı ise 2 milyon 358 bin 709 lira olmak üzere toplamda 2 milyon 490 bin 322 lira olduğunu bildirdi.

 

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.