Devrimin Yedinci Yılında Yemen

Yemen'de 11 Şubat devriminin 7. yılında, mevcut siyasi istikrarsızlıklara ve krizlere rağmen, "sosyal devlet" sloganlarıyla kazanılan devrimin bir gün meyvesini vereceğine dair umutlar sürüyor.

Yemen'de Ali Abdullah Salih rejiminin yıkıldığı 11 Şubat devriminin 7. yılında, 2014'teki "karşı devrim" sonucu yaşanan mevcut siyasi istikrarsızlıklara ve krizlere rağmen, "sosyal devlet" sloganlarıyla kazanılan devrimin bir gün meyvesini vereceğine dair umutlar sürüyor.

Salih'in Aralık 2011'de yetkilerini yardımcısı Abdurabbu Mansur Hadi'ye devretmesiyle sonuçlanan ayaklanmaların ardından kazanılan devrim, yedinci yılına da uluslararası koalisyon destekli meşru güçler ve Husiler arasında yaklaşık dört yıl önce başlayan çatışmaların gölgesinde girdi.

Devrimden sonraki ilk üç yılda birtakım kazanımların elde edildiği ülkede, durumdan memnun olmayan eski rejim yanlıları ve müttefikleri Eylül 2014'te yönetime karşı ayaklanarak başkent Sana'yı ele geçirdi. Henüz sonu gelmeyen çatışmalarla karşı karşıya kalan Yemen, devrimin hedeflerini gerçekleştirme yolunda birçok engele takıldı.

Buna rağmen Yemenliler, geç de olsa "sosyal devlet" sloganlarıyla kazanılan, 33 yılı aşkın süren Salih rejiminin düşürüldüğü devrimin, bir gün meyvesini vereceğine dair umudunu canlı tutuyor.

11 ŞUŞBAT DEVRİMİ

Tunus'ta 2010 yılı sonunda bir seyyar satıcının kendini yakmasıyla başlayan gösteriler kısa sürede Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki birçok ülkede onlarca yıllık diktatörlüklere karşı bir halk hareketine dönüştü.

"Arap Baharı" adı verilen bu süreçte Yemen'de de halk 11 Şubat 2011'de 33 yıllık Ali Abdullah Salih yönetiminin son bulması için sokaklara döküldü. Başkent Sana'dan başlayan ve kısa sürede tüm ülkeye yayılan ayaklanmalar, Salih'in Aralık 2011'de yetkilerini yardımcısı Abdurabbu Mansur Hadi'ye devretmesiyle sonuçlandı.

Meşru hükümet, kendi kontrolü altındaki bölgelerde devrimin yıl dönümü 11 Şubat'ı, "milli bayram" olarak kutlarken, devrime "katılan" Husiler ise halihazırda kendi hakimiyeti altındaki bölgelerde böyle bir adım atmadı.

DEVRİME KATILAN GENÇLER HAYAL KIRIKLIĞI YAŞIYOR

Taiz'de devrime katılan gençlerden Yemen Sosyalist Partisi'nde siyasi aktivist Raşid Muhammed, 2011 devriminin, siyasi donukluk ve monotonluk halini ortadan kaldırdığını belirtti.

2011'den bu yana halkın etkin bir rol oynadığına ve bundan sonra da söz hakkı istediğine dikkati çeken Muhammed, "Eğer bu yeni etken olmasaydı bölgesel güçler, ülkeyi kontrol altına alır, kendine uygun çözümler dayatırdı." dedi.

Devrime katılan gençlerin, ülkenin geldiği durumdan hayal kırıklığı yaşadığını ifade eden Muhammed, şunları söyledi:

"Gençler, devrimin silah zoruyla hezimete uğratıldığını zımnen itiraf ediyorlar. Ancak devrimin sırtı yere gelmez. Ülkenin içinde bulunduğu çıkmazdan ancak devrimin 'modern medeni devlet' hedefini gerçekleştirerek kurtulabiliriz."

Meşru yönetime darbe yapan Husiler ve onlara destek veren eski Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih yanlılarına işaret eden Muhammed, şubat devrimine karşı yapılan "karşı devrimin" şiddetli bir biçim aldığını ancak yönetim yanlısı Halk Direniş Güçlerinin (HDG) silahlanarak devrimine sahip çıktığını vurguladı.

DEVRİMİN İLK HEDEFİ

Yemenli yazar ve siyasi analist Sami Numan da Yemen'i içinde bulunduğu mevcut duruma getirenlerin, "Salih rejimi ve müttefikleri" olduğunu söyledi.

Devrimin ardından yönetimin Abdurabbu Mansur Hadi'ye devredilmesi ve tüm Yemenlileri temsil eden ulusal birlik hükümetinin kurulmasıyla "siyasi geçiş süreci" ile ilgili hedeflerin gerçekleştirildiğini belirten Numan şöyle devam etti:

"Devrimden sonraki ilk üç yıl, ülke siyasi, ekonomik ve güvenlik açısından büyük yol katetti, silahın yerini diyalog aldı. Para biriminde istikrar yakalandı. Ancak bu başarı eski rejim yandaşlarını memnun etmedi. Husi milislerle ittifak kuran eski rejim güçleri, devlet kurumlarındaki güçlü etkisini kullanarak hükümete kumpas kurdu. Karşı devrim nedeniyle ülkenin içine girdiği krize rağmen devrimin hedefleri gerçekleştirilecek. Çünkü devrim halk için medeniyet ihtiva ediyor. Barbarlık, zulüm, güç kullanarak yönetim anlayışı ve kaos değil."

BAĞIMSIZLIK VE EŞİTLİK

Birleşik Arap Emirlikleri'nde (BAE) ikamet eden, devrik lider Salih'in oğlu Ahmed Ali Abdullah Salih'in yönetime getirilmesi için bölgesel güçlerin "girişimlerine" yönelik kamuoyundaki endişelere dair Numan, "Salih'in, iktidarı döneminde büyük oğluna yönetimi miras bırakması eğilimlerinin, halkı rejim karşıtı ayaklanmalara iten en büyük nedenlerden biri olduğuna" dikkati çekti.

Numan, devrimci gençlerin, "bağımsızlık ve eşitlik" sloganlarıyla, sosyal devlet talepleriyle sahaya çıktığını, eski rejimin sembol isimleri ve mekanizmalarının geri dönmesinin, şubat devriminin hedeflerinden olmadığını ancak eşit yurttaşlık ölçütleri çerçevesinde bağımsız ve demokratik yollarla her Yemenlinin yönetime gelme hakkı olduğunu söyledi.

Yemen'de şubat devriminin ardından göreve gelen meşru yönetime darbe yapan Husiler, Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgelerin denetimini elinde bulunduruyor.

Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015'ten beri Husilere karşı Yemen hükümetine destek veriyor. Husiler zaman zaman sınır hattındaki Suudi Arabistan mevzilerine de saldırılar düzenliyor.

Kaynak: AA

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.