Cuma Hutbesi: “Cennet; Müminleri Bekleyen Sonsuz Nimet”

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan 20 Kasım 2020 tarihli cuma hutbesinin konusu “Cennet; Müminleri Bekleyen Sonsuz Nimet” oldu.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğünün hazırladığı bu haftaki cuma hutbesinin konusunu “Cennet: Müminleri bekleyen sonsuz nimet” olarak belirledi. İşte 20.11.2020 tarihli cuma hutbesinin tam metni.

Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Cenâb-ı Hak biz kullarına şöyle buyuruyor: “Şüphesiz iman edip salih amel işleyenler için içlerinde ebedi kalacakları Naîm cennetleri vardır. Allah gerçek bir vaadde bulunmuştur. O azizdir, hikmet sahibidir.”[1]

İzzet ve celâl, ikram ve kemal sahibi olan Rabbimiz, bizlere dünya ile başlayıp ahirete uzanan bir hayat bahşetti. İmtihan durağı olan dünyada yapıp ettiklerimizin karşılığını, sonsuzluk yurdu olan ahirette mükâfat veya ceza olarak göreceğimizi bildirdi. İman edip faydalı işler yapmak için aklını, yüreğini, yeteneklerini, malını ve imkânlarını seferber edenleri cennetle müjdeledi. Ama hakkı inkâr edip hakikate sırtını dönerek kötülük yolunda ömrünü harcayanları acı bir azapla uyardı.

Aziz Müminler!

Eşsiz nimetlerle bezenmiş olan cennet, barış ve huzurun daim olduğu ebediyet diyarıdır. Allah’ın rızasını gözeterek yaşayan, ibadetlerini ihlasla eda eden, güzel ahlâktan taviz vermeyen kulların ödülüdür. Rabbimize ve sevdiklerimize kavuşacağımız sevinç ve mutluluk yuvasıdır.

Değerli Müslümanlar!

Allah’ın sınırlarını aşmaktan sakınan müminlere, öldükten sonra yeniden dirildiklerinde amel defterleri sağ taraflarından verilir. اٰمِن۪ينَبِسَلَامٍاُدْخُلُوهَا “Selametle ve güvenle girin cennete!”[2] diye nida edilir. Her türlü acı, keder, hastalık ve sıkıntıyı arkalarında bırakan cennetliklerin durumu Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılır: “Nihayet oraya vardıklarında cennetin kapıları açılır ve cennet bekçileri onlara şöyle der: Selam olsun size! Hoş geldiniz. Haydi, ebedi kalmak üzere buyurun girin cennete!”[3] Artık ne hüzün ne hasret ne de zorluk vardır. Engin rahmeti ve cömertliğiyle kullarını karşılayan Yüce Allah, dünyadaki gayretlerinin karşılığını onlara eksiksiz biçimde lütfetmiştir.

Kıymetli Müminler!

Kur’an-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde çeşit çeşit cennet nimetlerini anlatarak müminleri iyiliğe teşvik eden canlı tasvirler vardır. Anlatmakla bitmeyen bu güzellikler hakkında Rabbimizin şöyle buyurduğunu Peygamberimiz bize nakleder: “Ben salih kullarım için cennette hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir insanın hayal edemeyeceği birtakım nimetler hazırladım.”[4]

O halde geliniz, yolları çetin de olsa cennete ulaşmak için sabır ve sebat göstermeye, hayır ve hasenat işlemeye devam edelim. Rabbimiz bizden razı, biz de Rabbimizden razı olarak cennete girmek için imanla ve umutla çalışalım.

Aziz Müslümanlar!

Tüm dünyada olduğu gibi toplum olarak bizler de salgın hastalıkla büyük bir mücadele içindeyiz. Maske, mesafe ve temizliğe riayet etmenin yanında sağlığımız için alınan tüm tedbirlere uymak hepimizin vazifesidir. Bu süreçte risk altında olan 65 yaş üstü muhterem büyüklerimizden ve kronik rahatsızlığı bulunan kardeşlerimizden namazlarını evlerinde kılmalarını istirham ediyoruz. Unutmayalım ki tedbirlere riayet ettiğimiz müddetçe hem bu çetin imtihanımızdan başarıyla çıkacak hem de mükâfata nail olacağız inşallah!

Dipnotlar:

[1] Lokmân, 31/8-9. [2] Hicr, 15/46. [3] Zümer, 39/73. [4] Buhârî, Bed’ü’l-halk, 8.

Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

CENNET İLE İLGİLİ BİLGİLER

Cennet ile İlgili Bilgiler

CENNET NEDİR, NASIL BİR YERDİR?

Cennet Nedir, Nasıl Bir Yerdir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.