Çocuklar Oruca Nasıl Alıştırılır?

Çocuklara oruç kaç yaşından itibaren tutturulmalı? Orucun farz olma yaşı kaçtır? Dr. Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.

Hz. Peygamber -aleyhissalatü vesselam- anne ve babalara çocuklarının dini eğitimlerini ihmal etmemelerini sıkı sıkıya tembih etmiştir. Burada anne ve babaların çocuklarının maddi hayatıyla ilgilenme vazifelerinin yanında onların manevi gelişimleriyle ilgilenmelerine de dikkat çekilmiştir. Efendimiz -aleyhissalatü vesselam- 7 yaşına gelmiş olan çocuğa namaz eğitiminin ciddi ciddi verilmesi gerektiğini söylüyor. Elbette evinde namaz kılınan çocuk 1 yaşında, 2 yaşında iken bile anne ve babasının namaz kılışlarını taklid edecek, onlar gibi rükuya, secdeye eğilmeye çalışacaktır. Fakat bu çocuksa çocukça, bebekçe bir taklittir, davranıştır. Aslı itibariyle çocukların namazla ilgili ibadetleri, ritüelleri daha güzel nasıl yapabileceklerine dair ezberlemeleri gereken sureleri ezberlemeleri, tesbihatı ezberlemeleri, namaz hareketlerini tam olarak bellemeleri şeklinde anlaşılmaktadır.

Efendimiz -aleyhissalatü vesselam- 7 yaş ile 10 yaş arasındaki üç senelik dönemi namaz eğitiminin tamamlanması gereken bir periyod olarak değerlendirmektedir. Böylelikle çocuk dini hayatının ilk evresini geçirmek, yaşamak durumundadır. Bu evre sadece namazla alakalı bir evre değildir. Bütün ibadetlerimizle ilgili bir evredir. Çocuklar 10 yaşlarına kadar bütün ibadetlerin bir yönüyle onların hayatına girmesi gerekir. Ama ibadet denildiğinde asıl akla gelen namaz olduğu için Efendimiz -aleyhissalatü vesselam- namaza vurgu yapmaktadır. Namazın önemini belirtmektedir. Nitekim namaz dünde beş vakit icra ettiğimiz bir ibadettir. Ama oruç gibi sair ibadetlerimiz ise senede bir defa karşımıza çıkan ibadetlerdir. Gerçi oruç ibadeti senede bir ay, 30 gün olarak yerine getirdiğimiz, ifa ettiğimiz bir ibadettir. Dolayısıyla 7 ile 10 yaş arasında çocuklarımızı oruca alıştırmamız gerekmektedir. Oruca alıştırmak denilirken elbette oruç ibadetinin namaz ibadetinden biraz farklı bir yönü var. 

Oruç açlık ve susuzlukla yerine getirilen bir ibadet olduğu için çocuklarımızın bünyelerinin de buna tahammil olması gerekir. Onun için tam gün oruç tutturmak sıkıntı olabilir diye bizim Anadolu medeniyetimizin bir ifadesi “Tekne Orucu” diye. Çocuğun ya öğleye kadar oruç tutması ya da öğleden akşama kadar oruç tutması şeklinde gerçekleşmektedir.

TEKNE ORUCU NEDİR, NASIL TUTULUR?

Tekne Orucu Nedir, Nasıl Tutulur?

FARZ ORUÇ NEDİR?

Farz Oruç Nedir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.