Cennet Ehlinin En Büyük Pişmanlığı

Allah’ı kimler zikrederler? Allah’ı sevmenin alameti nedir? Cennet ehlinin en büyük pişmanlığı ne olacak? Sami Efendi cennet ehlinin en büyük pişmanlığını anlatıyor.

Ayet-i kerîmede;

“O sâlim akıl sahipleri, öyle insanlardır ki, ayakta iken, otururken, yanları üstünde (yatar) iken, Allâh’ı hatırlayıp zikrederler. Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında inceden inceye düşünürler ve “Ey Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın; Seni tesbih ederiz. Bizi ateşin azabından koru!” derler.”1 buyruluyor.

Âyet-i kerîmede:

“Gerçek mü’minler, Allâh’ın zikri ile kalbleri itmi’nâna (tam inanmaya) kavuşarak îmân edenlerdir. Uyanık olun! (İyi bilin ki) kalbler, ancak Allâh’ı zikretmekle mutmain olur (tam inanır, yatışır, huzur bulur).”2 buyruluyor.

ALLAH’I SEVMENİN ALAMETİ

Hadîs-i şerîflerde ise:

“Allâh’ı sevmenin alâmeti, Allâh’ı zikretmeyi sevmektir.”

“Kim bir şeyi severse onu çok zikreder.”

Âyet-i kerîme: “Öyle ise siz beni zikr edin, ben de sizi zikr edeyim. Bir de bana şükredin, bana küfrân-ı nimet (nankörlük) etmeyin!”3 buyruluyor.

Tefsirlerin beyânına nazaran;

“Ey Kullarım! Siz Beni kusurunuzla zikredin. Ben sizi mağfiretimle zikredeyim.”

“Ey Kullarım! Siz Beni dünyada zikredin; Ben sizi ukbâda zikredeyim.”

“Ey Kullarım! Siz Beni tevbe ile zikredin! Ben sizi affımla zikredeyim.”

“Ey Kullarım! Siz Beni, itâatla zikredin! Ben sizi rahmetle zikredeyim.” demektir.

Âyet-i kerîme:

“Îmân edenlerin zikrullah ile ve Hak’tan nâzil olan Kur’ân ile kalblerinin huşû’ bulacağı, titreyeceği zaman daha gelmedi mi?”4 itâbı da var.

CENNET EHLİ NEYE HASRET DUYACAK?

Hadîs-i şerifte buyrulduğuna göre:

“Cennet ehli, Allâh’ın zikrinden gâfil olarak geçirdikleri vakitlerden başka hiçbir şeye hasret ve nedâmet duymayacaklardır.” Yâni, ehl-i cennet, ancak zikrullahtan gâfil olarak geçirdikleri dünya zamanına hasret ve nedâmet duyacaklardır.

Dikkat:

İnsanın, insân-ı kâmil olabilmesi için Hakk’ın emirlerini tutarak fikr-i müdâm ile zikr-i müdâma mazhariyeti gerekir. Bunda hiç bir mazeret olamaz.

Hadis-i şerifte:

“Hesab günü:

“– Neden zikirden gâfil bulundun?” diye sorulunca;

“– Dünyâ işlerini tedvir etmek beni meşgul etti.” diyene:

“– İşin, Süleyman -aleyhisselâm- kulumunkinden daha mı çoktu? O hem dünya hükümdarı ve hem peygamber idi. Bir an Hak’tan gâfil olmadı.”

Kezâ bir başkası:

“– Hastalığım mâni’ oldu.” deyince:

“– Eyyub -aleyhisselâm- kulumdan da mı daha ziyâde hasta idin? Vücudunun her tarafını hastalık ihata etmişti. Bir an Hakk’ın zikrinden uzak kalmadı.”

Bir diğeri:

“– Sıkıntıda, darda idim.” diyecek. Cevaben:

“– Yûnus -aleyhisselâm- kulumdan da mı daha darda idin? O balığın karnında yine Hakk’ın tesbihine devam etti.”

Kezâ bir başkası:

“– Kuyulara, zindanlara düştüm de zikredemedim.” deyince:

“– Yûsuf -aleyhisselâm- kulumdan da mı daha zor durumda idin? O, oralarda bir an Hakk’ın zikrini, fikrini, hikmetini unutmadı!” denilecektir.

Böylece itiraz edenler hep mülzem kılınacaklar, susturulacaklar; mahcûb ve nâdim olacaklardır.”

Dünyada hâlis insanı Allâh’ın zikrinden alıkoyacak hiçbir manî’ yoktur. Manî’ olan nefsânî, şeytanî iğvâattır.

Dipnotlar: 1) Âl-i İmran Sûresi, 191 2) Ra’d Sûresi, 28. 3) Bakara Sûresi, 152. 4) Hadîd Sûresi, 16.

Kaynak: Mahmud Sâmî Ramazanoğlu, Mükerrem İnsan, s. 42.

İslam ve İhsan

CENNET EHLİNİN DÜNYADA HASRET DUYDUĞU TEK ŞEY

Cennet Ehlinin Dünyada Hasret Duyduğu Tek Şey

CENNET EHLİNİN KIYAMET ENDİŞESİ

Cennet Ehlinin Kıyamet Endişesi

CENNET EHLİNİN EFENDİLERİ KİMLERDİR?

Cennet Ehlinin Efendileri Kimlerdir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.