Cenazenin Yıkanmasının Hükmü Nedir?

Cenazeyi yıkamanın hükmü nedir? Yıkanmadan defnedilmiş cenazenin kabirden çıkarılıp yıkanması gerekir mi?

Cenazenin bir an önce yıkanıp kefenlenmesi ve cenaze namazı kılınarak defnedilmesi müstehaptır. Cenaze şöyle yıkanır:

Yıkayan, cenazeyi yıkamaya niyet ederek besmele çeker ve yıkama bitinceye kadar arada, “Gufrâneke yâ Rahmân (Bu cenaze, artık senin af ve mağfiretinle baş başa, sen onu bağışla ey Rahmân olan Allah!)” der. Yıkayan kişiler abdestli bulunur.

CENAZEYİ YIKAMANIN HÜKMÜ

Giysileri çıkarılmış, diziyle göbek arası bir örtü ile örtülmüş bulunan cenaze, yıkama işlemi için teneşir denilen tahta bir sedir üzerine, ayakları kıbleye gelecek şekilde sırt üstü yatırılır Teneşir, ölülerin yıkanması için yapılmış, sedire benzer yüksekçe bir tahta masadır. Erkek ölüleri erkekler, kadın ölüleri de kadınlar yıkar. Ölüyü yıkayan kişiye birisi su dökerek yardımcı olur.

Ölmüş olan bir müslümanın başı ile birlikte vücudunun çoğu duruyorsa yıkanır, kefenlenir ve namazı kılınır. Fakat başsız olarak yalnız vücudun yarısı bulunan veya gövdesinin çoğu kaybolmuş olan cenaze yıkanmaz, kefenlenmez, üzerine namaz kılınmaz, bir beze sarılarak defnedilir.

Mâlikîler’e göre, baş dahil ölünün cesedinin üçte ikisi bulunmalıdır. Eğer cesedin üçte ikisi bulunmazsa yıkanması mekruh olur.

İmam Şâfi, Ahmed İbn Hanbel ve İbn Hazm’a göre, Müslüman ölünün cesedinden az bir parça da bulunsa yıkanır, kefenlenir ve üzerine namaz kılınır. İmam Şâfi şu delile dayanır: Cemel vakasında bir kuş, Mekke’ye bir el getirip atmıştı. Mekkeliler elin kime ait olduğunu tanıdılar. Bu eli yıkayarak namaz kıldılar. Olay sahabenin huzurunda olmuş, karşı çıkan bulunmamıştır. Ahmed İbn Hanbel der ki: “Ebû Eyyub, cesedin bir ayağı varken, Hz. Ömer ise bir kemiği varken üzerlerine namaz kılmışlardır.”

Ölüyü yıkamak, ona boy abdesti aldırmak demektir. Bu yüzden boy abdesti almasını bilen herkes cenaze yıkayabilir. Ölü yıkamanın gerektirdiği ayrı bir bilgi ve dua yoktur.

Yıkayacak kişi eline bir bez sardıktan sonra, ölünün avret yerini yıkayıp temizler. Bundan sonra ölüye bir abdest aldırır. Abdest aldırırken ağzına, burnuna su vermez, parmaklarıyla mesheder. Yüzünü, kollarını yıkar, başını mesheder ve ayaklarını yıkar.

Bundan sonra ölünün üzerine su dökülür, başı ile bedeni hatmî denilen güzel kokulu bir otla veya sabunlu su ile temizce yıkanır, sonra sol tarafına çevrilerek sağ tarafı yıkanır. Bundan sonra sağ tarafına çevrilerek, sol tarafı iyice yıkanır. Her âzâyı en az üçer kere yıkamak sünnettir. Suyun zor ulaşacağı organları yıkanırken ovularak yıkanmalıdır. Bundan sonra yıkayan kimse cenazeyi oturtur gibi kaldırıp, kendisine doğru yaslayarak karnını ovalar; altından bir şey çıkarsa, sadece orasını yıkayıp temizler, tekrar abdest aldırmaz ve yeniden bütün vücudu yıkamaz. Böylece yıkama işlemi biten bir ölü havlu veya benzeri şeylerle kurulanır ve kefenlenir. Sonra başına, yüzüne ve sakalına güzel kokular sürülür, secde yerlerine kâfûr dökülür.

Yıkanırken ölünün saçı sakalı taranmaz, saçları ve tırnakları kesilmez; sünnet olmamışsa sünnet edilmez. Ölünün kapalı bir yerde yıkanması daha iyidir. Ölüyü, kendisine en yakın bir kimse ve ahlâkı iyi olan ve cenâze yıkamasını bilen birisinin yıkaması gerekir.

Bir kadın, vefat eden kocasını yıkayabilir. Çünkü kadın dört ay on gün vefat iddeti beklerken, evlilik bağının sürdüğü kabul edilir. Fakat koca ölmüş karısını yıkayamaz. Çünkü erkeğin iddet beklemesi gerekmez, karısı ölünce aralarındaki evlilik bağı kalkmış sayılır. Yıkayacak hiçbir kadın bulunmaması durumunda koca, ölmüş karısına teyemmüm yaptırır. Diğer üç imama göre koca da karısını yıkayabilir.

Erkekler arasında ölmüş bulunan bir kadının o beldede mahremi olan bir erkek varsa, kendisine teyemmüm yaptırır. Mahremi yoksa yabancı bir erkek eline bir bez alarak bakmaksızın teyemmüm ettirir.

Henüz ergenlik çağına yaklaşmamış küçük kız çocuğunu, kadın yıkayıcı bulunmaması durumunda erkek yıkayabileceği gibi, aynı durumdaki erkek çocuğunu gerektiğinde bir kadın da yıkayabilir.

Suda boğulmuş olan kimse, yıkamak suretiyle üç defa suda hareket ettirilerek yıkanır. Yalnız, su içinde kalmış olması, diğer müslümanları cenazeyi yıkama farzını yerine getirmekten kurtarmaz.

Su bulunmadığı zaman cenazeye yine teyemmüm yaptırılır. Şişmiş olup dağılmak üzere bulunan ve dokunulması mümkün olmayan bir ölünün üzerine sadece su dökülmesi yeterlidir. Düşük sonucunda ölü doğan çocuk yıkanmaz ve bir bez parçasına sarılarak gömülür.

Ölen bir Müslümanın bütün hısımları gayri müslim olsa bile, cenazesi onlara verilmez. Çünkü onun techiz ve tekfini ile İslâm mezarlığına defnedilmesi müslümanların görevidir.

Kaynak: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, Erkam Yayınları

CENAZE NASIL YIKANIR?

Cenaze Nasıl Yıkanır?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.