Burun Kanamalarının Sık Görülme Nedeni

Her yaştaki bireyde görülebilen burun kanamalarına özellikle sıcak havalarda sık rastlanıyor. Bununla birlikte soğuk kış günlerinde de burun kanaması şikayeti hiç de az değil. Basit kanamadan hayatı tehdit edebilecek durumlara kadar seyir izleyebilen burun kanamalarının ciddiye alınması gerektiğini söyleyen Uzman Dr. Köksal Yuca, konu hakkında önemli bilgiler veriyor.

Burun yapısında giriş bölgesinde yer alan damar ağının zengin olması, burun kanamalarının en sık görülen nedenini oluşturuyor. Bu bölgeye gelen darbeler, sümkürme, aksırma, burun karıştırma gibi nedenlerle damarlar zedelenerek, kanama oluşabiliyor. Burun ön kısmının bu basit kanamaları dışında dikkate alınması gereken kanama ise; burnun arka kısmından gelen kanamalar. Bu kanamalar daha nadir olmasına karşın genellikle yüksek tansiyon, kalp ve damar hastalığı kaynaklı olduğu için daha ciddi sorunlara neden olabiliyor.

SİNÜZİT VE HİPERTANSİYON HASTALARI DAHA FAZLA RİSKLİ

Burun kanaması genellikle lokal, sistemik ve çevresel nedenlere bağlı olarak ortaya çıkıyor Sıcak, soğuk ve kuru hava, kendiliğinden duran kanamaların en sık görülen nedeni olabiliyor. Sıklıkla, erişkinlerde travma burun kanamasına neden olurken, çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları ve buruna kaçan yabancı cisimler kanamalara neden oluyor. Bu nedenlerin yanı sıra; alerjik rinit, kronik sinüzit, hipertansiyon, kanama bozuklukları bulunan hastalarda burun kanama riski biraz daha artıyor.

TEK TARAFLI BURUN KANAMASI CİDDİYE ALINMALI

Tekrarlayan burun kanamaları özellikle erken ergenlik çağındaki erkek çocuklarda genizdeki damarsal kaynaklı tümörler nedeniyle ortaya çıkabiliyor. Yine erişkin hastalarda tek taraflı tekrarlayan burun kanamaları burun veya sinüs kaynaklı tümörlerin habercisi olabiliyor.

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.