Burun Akıntısı Nasıl Geçer?

Havaların soğuması ile birlikte şu günlerde grip ve nezle vakaları da yaygınlaşıyor.

Üst solunum yolu enfeksiyonları sonucu burun mukozasının akmasına burun akıntısı denmektedir. Her yaştan insanda görülebilen burun akıntısı, başka insanların bulunduğu ortamlarda bizi oldukça zor durumda bırakabilir.

BURUN AKINTISINA NE İYİ GELİR?

İlk yöntem tuzlu su : Burun akıntısı için en etkili ve en basit çözüm tuzlu sudur. Tuzlu su mukus tabakasını inceltir ve tıkanıklığın açılmasını sağlar. Ayrıca herhangi bir tahriş edici duruma karşı burun kanallarını korur. Burun geçişlerini ve hava boşluklarını temizler.

 – Yarım çay kaşığı tuz, iki bardak sıcak su içinde karıştırılır ve bir damlalık yardımcı ile burun kanallarına uygulanır. İşlem günde birkaç kez uygulanabilir.

İkinci yöntem Hardal yağı: Hardal yağı da burun akıntısında oldukça etkilidir. Tıkanıklığa neden olan mukus tabakasının dağılmasına yardımcı olur.

Her burun kanalı içine birkaç damla hardal yağı eklenebilir. Hardal yağı antibiyotik, anti histaminik ve anti viral özellikler içerir. Bu özelikleri ile aynı zamanda soğuk algınlığı ve gribin diğer belirtilerini de hafifletir. Hardal yağı teneffüs de edilebilir.

Üçüncü yöntem Zerdeçal: Zerdeçal; kesik ve yaralarda oldukça etkilidir. Ancak anti viral, anti bakteriyel, anti inflamatuar ve hatta antioksidan özellikleri ile zerdeçal burun akıntısını gidermek için de kullanılmaktadır.

Bir çay kaşığı keten tohumu yağı bir bardak taze toz zerdeçal tozu ile karıştırılır. Su içerisinde kaynatıldıktan sonra buharı teneffüs edilir. Balgamın dağılmasını sağlarken burundaki kalın mukus tabakasını da dağıtır.

Kaynak: Haber 7

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.