Boşanan Kadının İddeti

Boşanmış kadının iddeti ne kadardır?

Boşanmış bir kadın hamile olmaz ve ay hali görecek bir yaşta bulunursa üç hayız ve temizlenme süresince iddet bekler. Kur’ân’da şöyle buyurulur:

“Boşanan kadınlar kendi başlarına üç hayız ve temizlenme (kurû) süresi beklerler.”[1] Kurû sözcüğünün tekili olan “kar’” sözlükte hem hayız ve hem de hayızdan temizlenme anlamlarına gelir.

Hanefîlerle Hanbelîlere göre kurû, üç ay halini ifade eder. Buna göre boşanma iddetinin belirlenmesi şöyle olur: Kadın temiz günlerinde boşanmışsa, üçüncü ay halinden temizlenince iddetini tamamlamış olur. Hayızlı olduğu günlerde boşanmışsa, içinde boşandığı ilk hayız dışındaki üçüncü hayzın sonunda iddeti bitmiş bulunur. Ancak yukarıda “bid’at sayılan boşama” konusunda açıkladığımız gibi, kadını ay hali günlerinde boşamak sünnete aykırıdır.[2]

Şâfi ve Mâlikîlere göre ise kurû’, boşanan kadının temiz günlerini ifade eder. Buna göre, kadın temiz günlerinde boşanmışsa, içinde boşandığı temizlik kısa bir süre bile sürse bir temizlik sayılır, bunun dışında ikinci temizlik süresi sonunda iddet biter. Hayız günlerinde boşanmışsa üç temizlik süresi bütün olarak gerçekleşir.[3]

Kurû’, zıt anlamlı sözcüklerden olup mezhep müctehitleri bu konudaki tercihlerini yaparken çeşitli nass’lara (ayet-hadis) dayanmışlardır.[4] Nitekim Hanefîlere göre hayız anlamı şu delillere dayanır:

Kur’ân’da; وَلَا يَحِلُّ لَهُنَّ اَنْ يَكْتُمْنَ مَا خَلَقَ اللّٰهُ ف۪يۤ اَرْحَامِهِنَّ “Boşanan kadınların rahimlerinde Allâh’ın yarattığı şeyi gizlemeleri helâl olmaz.”[5] Burada gizlenen şey hayız halidir. Ebû Hubeyş kızı Fâtıma’nın ay halinde iken namazın durumunu sorması üzerine Allâh’ın elçisi şöyle cevap vermiştir: “Kurû’günlerinde namazı bırak.” [6] Burada Allâh’ın elçisinin “kar”’ sözcüğünü “hayız” anlamında kullandığı açıktır. Başka bir hadiste de aynı anlam daha açık görülür. “Cariyenin boşanma sayısı iki, iddeti de iki hayız süresincedir.”[7] Burada kurû’dan maksadın ay hali olduğu açıkça ifade olunmuştur. Şâfiî ve Mâlikîlerin dayandığı deliller şunlardır: Kur’ân’da; اِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاۤءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ “Kadınları boşadığınız zaman, onları iddetleri içinde boşayın.”[8] buyurulur. Bunun anlamı “iddet süresi içinde boşayın.” demektir. Kadını ay hali günlerinde boşamak yasaklandığına göre, bundan kastedilenin temizlik günleri olduğu açıktır. Diğer yandan Hz. Âişe’nin (r. anhâ) şöyle dediği nakledilmiştir: “Siz kurû’dan maksadın ne olduğunu biliyor musunuz? Bundan maksat, “kadının temiz günleridir.” İmam Şâfi buna şunu eklemiştir. Konu kadınlarla ilgili olduğu için bunu Âişe’nin daha iyi bilmesi gerekir.[9]

Sonuç olarak kadın, ortalama ayda bir defa hayız görüyorsa, boşanma iddeti yaklaşık üç aylık süre içinde gerçekleşir.

Dipnotlar:

[1]. Bakara, 2/228. [2]. Kâsânî, age, III, 191 vd.; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-Kadîr, III, 269-272; İbn Kudâme, el-Muğnî, VII, 449, 456 vd. [3]. Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî ve Edilletüh, VII, 639, 640. [4]. Deliller için bk. [5]. Bakara, 2/228. [6]. Tirmizî, Tahâre, 94. [7]. İbn Mâce, Talâk, 30. [8]. Talâk, 65/1. [9]. Râzî, et-Tefsîru’l-Kebîr, VI, 94; Muhammed Ebû Zehra, Usûlü’l-Fıkıh, s.129.

Kaynak: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle Aile İlmihali, Erkam Yayınları

KISACA İDDET NE DEMEK?

Kısaca İddet Ne Demek?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.