Bizi Türkler Kurtardı

Türkiye-Azerbaycan bir millet, iki devlettir. Tarih boyunca dayanışma içerisinde bulunmuşlardır. Gün birlik ve beraberlik günüdür. Şimdi kardeşimizin acısını, yaralarını birlikte sarma zamanıdır. Karşılık beklenmeden ve daima yaşatılan bu kardeşlik ruhunu dünya var oldukça devam ettirmek ve gelecek nesillere aktarmak her birimizin tarihi görevidir.

6-7 Kasım 2012 tarihinde Bakü'de "Geçmişten Günümüze Azerbaycan ve Türkiye'de Hayriyecilik Geleneği, Kardeş Yardımı" isimli uluslararası sempozyum düzenlendi. Program sekreteri olarak tüm konuşmacıların bildirilerini okuma ve düşüncelerini yakından öğrenme fırsatım oldu. Sonunda şu sonuca vardım: Azerbaycan ile Türkiye arasındaki tarihi ilişkiler ne ekonomik, ne siyasi, ne de geçici olan çıkarlara dayanmamaktadır. Bu ilişkiler halklarımız arasındaki tarihi, dini ve kültürel bağlar üzerine inşa edilmiş ve ortak milli-manevi değerlerimiz tüm bunların mayasını oluşturmuştur. Çok da uzak olmayan tarihi geçmişimize baktığımızda bunun canlı tanıklarıyız.

"BİZİ TÜRKLER KURTARDI"

Şurası bir gerçektir ki halklarımız en zor zamanlarda bile omuz omuza durmuş, kardeşinin yardımına koşmuştur. Mart-Nisan 1918'de Ermenilerin Azerbaycan'da gerçekleştirdikleri katliamlar Nuri Paşa komutasında gönderilen Osmanlı ordusunun yardımıyla son bulmuş ve böylece halkımızın soykırımı önlenmişti. O günlerin canlı şahidi olan rahmetli anneannem hep "Bizi Türkler kurtardı" der ve onlar için dua ederdi. O zamanlar çocuk olan anneannem: “Köyümüzün tüm erkekleri gibi babam da köy yolunda Ermeni saldırılarını engellemek için gittiğini söylemişti. Ancak evden çıkarken annemi ve üç kız çocuğunu bahçemizdeki tandırın içinde toplayarak anneme şu görevi vermiş: "Beni burada bekle, yabancıların sesini duyarsan ve benim olmadığımı anlarsan üzerinize şu petrolü dök, ateşi yak. O kâfirlerin, kansızların sana ve kızlarıma el uzatmasına müsaade etme!”

Babam bize son kez baktıktan sonra tandırın ağzını kapattı ve gitti... O saatler hayatımın en zor anlarıydı. "Bir müddet sonra ayak sesleri duyduk. Annem bir elinde petrol, diğer elinde ateşi hazırladı. Ayak sesleri yaklaştıkça annemin kalp atışları ve gözlerindeki heyecan artıyordu. O an tandırın ağzı açıldı. Kapağı kaldıran babamdı. Ölümden kurtulmuş biri olarak hiç unutmayacağım o cümleyi söyledi: "Bizi Türkler kurtardı!"

Anneannem son nefesine kadar kendisini ve onun gibi binlerce insanı kurtaran Türk milleti için dua etti. Millet olarak o çetin günleri unutmadık. Bu nedenle bugün depremden etkilenen kardeşlerimize yardım gönderen biri, kolinin üzerine "Nuri Paşam, seni unutmadık!" yazmıştı.

Anadolu Türklerinin bağımsızlığını korumak için Çanakkale savaşlarında kahramanca savaşan ve şehit düşen Azerbaycanlı gönüllüler halkımızın hafızasında en özel yerleri alarak gelecek nesiller için son derece asil bir örnek olmuştur. Hatta Mehmed Emin Resulzade bu olaylardan bahsederken "Azerbaycan askeri Çanakkale savaşlarına gitti değil, uçarak gitti" demişti.

Bu derin tarihi dostluk ve kardeşliğin en önemli örneklerinden biri de Birinci Dünya Savaşı sırasında Azerbaycan'da düzenlenen yardım seferberliğidir. Rus işgaline uğrayan doğu Osmanlı topraklarında halk zor durumdaydı. Yardımlar için "Bakü Müslüman Cemiyet-i Hayriyesi" ve "Kardeş Yardımı" dergisi aracılığıyla toplanan bağışlar Anadolu'ya ulaştırıldı. O dönemde tek yumruk gibi seferber olmuş Azerbaycan halkının tüm kesimleri paralarını, maddi kaynaklarını ve hatta manevi değeri olan zinet eşyalarını Osmanlı'ya göndermiştir. Hatta o gün Bakü sokaklarında dilenen dilenciler o gün için topladıkları tüm parayı hayriye cemiyetine bağışlamışlardı.

GÜN BİRLİK VE BERABERLİK GÜNÜDÜR

Bu kardeşliğin bir sonraki büyük tezahürlerinden birini İkinci Karabağ Savaşı sırasında gözlemledik. Tüm dış protesto ve baskılara rağmen Türk hükümetinin Azerbaycan'ı haklı davasında savunması ve desteklemesi, savaşın 44 gün içinde sona ermesinin ana nedenlerinden biriydi. Ayrıca Elazığ depreminde ve orman yangınlarında devletimiz ve milletimiz olarak gösterdiğimiz birlik ve beraberlik bu kardeşliğin eseriydi. Son Kahramanmaraş depreminden sonra da bu özveri anlayışımızı devam ettiriyoruz. Gün birlik ve beraberlik günüdür. Şimdi kardeşimizin acısını, yaralarını birlikte sarma zamanıdır. Karşılık beklenmeden ve daima yaşatılan bu kardeşlik ruhunu dünya var oldukça devam ettirmek ve gelecek nesillere aktarmak her birimizin tarihi görevidir.

Sarıkamış'ta birlikte donduk, Çanakkale savaşında omuz omuza çarpışarak işgal ordularını püskürttük, Birinci Dünya Savaşı'nda esir alınan ve Bakü yakınlarındaki Nargin Adası'nda tutulan Türk esirlerin yardımına koştuk, elimizde silahımız ve nişan yüzüklerimizle Kurtuluş Savaşı'na katıldık, bu yüzden depremzedelere yardım için yumruk gibi birleşip birlik olmamız kimseyi şaşırtmasın! Bu nedenle "Türkiye-Azerbaycan bir millet, iki devlettir" ve "Azerbaycan'ın kederi bizim kederimiz, sevinci bizim sevincimizdir" sözleri halkımızın sloganı oldu.

Kaynak: Abbas Kurbanov, Altınoluk Dergisi, Sayı: 446

İslam ve İhsan

TÜRKİYE VE AZERBAYCAN’IN KARDEŞLİK HİKÂYESİ

Türkiye ve Azerbaycan’ın Kardeşlik Hikâyesi

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.