Bilal Saygılı Camisi İbadete Açılıyor

İzmir’de Manisa kavşağında Ege Üniversitesi girişine inşa edilen çok özellikli Bilal Saygılı Camisi ibadete açılıyor.

İzmir’in Bornova ilçesinde, Ege Üniversitesi girişinde yapımı tamamlanan Bilal Saygılı Camisi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından, 22 Kasım 2019 Cuma günü, saat 12’de Cuma namazına müteakip düzenlenecek programla ibadete açılıyor.

İZMİR'İN MİMAR SİNAN TARZINDAKİ İLK CAMİSİ

Temelleri 2016 yılında atılan, 16. yüzyıl klasik Osmanlı mimarisi bugünün teknolojisi birleştirilerek inşa edilen Bilal Saygılı Camisi, kapalı mekân itibariyle 3 bin, açık mekânlarla toplam 7 bin kişilik olup İzmir'in Mimar Sinan tarzındaki ilk camisi oldu.

Amasya Merzifon İmam Hatip Lisesi’nde öğrenci olduğu yıllarda yaptığı dua vesilesi ile caminin temelini attığını ifade eden hayırsever iş adamı MÜSİAD İzmir Başkanı Bilal Saygılı, hem fiziksel hem de işlevsel açıdan İzmir’e damgasını vuran eserin banisi olarak şunları söyledi: “İslam medeniyeti, cami merkezli bir medeniyettir. Camiler, müminlerin evidir. Tarihten günümüze sosyal hayata şahitlik eden, İslam beldelerinin etrafında hayat bulduğu, mümin yüreklerin kendisinde buluştuğu kutlu yerlerdir. Mahallelerimizin kalbi, şehirlerimizin ruhu, aziz milletimizin ve ümmet-i Muhammed'in güvenli yuvasıdır. Hz. Peygamber; “Şehirlerde Allah'ın en çok sevdiği yerler mescidlerdir.” (Müslim, Mesâcid, 288) buyurmaktadır. Camilerimiz, sadece ibadetlerimizin değil, aynı zamanda tarihimizin, edebiyatımızın, örf ve adetlerimizin, kültürümüzün iç içe geçtiği merkezlerdir.

1980'li yıllarda imam hatip ortaokulu öğrencisiyken “Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yolda olmaları umulanlar bunlardır.” (Tevbe 9/108) ayeti beni çok etkilemişti. İşte o zamanlar “Benim güzel Allahım, bana bir gün imkân verirsen bir camii inşa edeceğim” diye söz vermiştim. Memur ailesinin çocuğu olarak bunları düşünmek ve yapmak hayaldi. Allah’tan hep helal kazanç istedim ve büyük çabalarla bugünlere geldim. Bu niyaz ile cami inşaatına başladım ve Rabbime hamdü senalar ederim sevinç ve şükür duygusunu bize yaşattı. Cenab-ı Hak, rızasına erişenlerden olmayı bizlere nasip eylesin!”

Bilal Saygılı, “Türkiye’nin en köklü ve büyük üniversitelerinden biri olan Ege Üniversitesi yerleşkesine ve İzmirlilere bu güzide eser kazandırıldı. İlim ve irfana açılan, gençlere medeniyet mektebi olacak olan camimiz ve kültür merkezimiz güzel İzmirimize hayırlı uğurlu olsun! Açılışımıza tüm halkımızı bekliyoruz” dedi.

ÇOK AMAÇLI BİR KÜLTÜR MERKEZİ

Herkesin huzur içinde ibadetini yapabileceği şekilde tasarlanan Bilal Saygılı Camisi’nde minare kürsülerinin içerisindeki asansörler ve rampalı yollarla engellilere ve yaşlılara kolay ulaşım imkânı sağlandı. Hanımların mahfil katına rahatlıkla çıkabilmeleri için tali kapılar yapıldı. Açık namaz mekânları, şadırvan, bay ve bayan abdesthaneleri, oturma yerleri ve çocuk oyun alanları tanzim edildi.

Bilal Saygılı Camisi’nin alt katı ise çok amaçlı bir kültür merkezi şeklinde yapılarak, sosyal ve kültürel faaliyetlerin icrâ edileceği alanlar oluşturuldu. Bu katta konferans, seminer, sinema salonu, klasik sanatlar için çalışma ve sergileme mekânları, aşevi, çay ocağı, çocuk bakım odası ve çeşitli ihtiyaçlara cevap verebilecek üniteler yapıldı. Aşevinde ihtiyaç sahibi 300 gence günlük yemek verilmesi planlandı. Gençlere uygun ilim, irfan ve kültür merkezi olması hedefiyle yapıldı.

KLASİK OSMANLI MİMARÎ SANAT ANLAYIŞI UYGULANDI

16. yüzyıl klasik Osmanlı mimarî sanat anlayışı ve üslûbu esas alınarak tasarlanan, çağımızın imkânlarından da istifade edilerek yapılan Bilal Saygılı Camisi, İslâm mimarisi ile ilgili önemli eserlerde imzası olan Mimar Necip Dinç tarafından projelendirildi.

7500 metrekare alanda inşa edilen caminin kubbe yüksekliği 28 metre, minare yüksekliği ise 50 metredir. Sultan Ahmet Camisi’ndeki merkezî plan şeması esas alınarak oluşturulan caminin içinde ve dışında sadelik esas alındı. İnsanı rahatlatan, sükûnet veren sadelik içerisinde klasik sanatların işlenmesi alanında en iyi olan sanatkârlar tarafından yapıldı. Tezyinat ve nakış işlerinde, bu sanatın zirvesi kabul edilen 16. asrın zevk-i selîmi ve renk uyumu esas alınarak Kara Memi ekolünde orijinal tasarımlar ortaya konuldu. Kapılarda kündekâri ahşap işçiliği, klasik Osmanlı tarzı avizeleri, ilk kez fil ayak bitimine kadar yapılan iç kaplaması, çini panoları, mukarnas işçiliği, modern havalandırma, ışık ve ses sistemi ile şahsına münhasır bir eser oldu.

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.