Benî Nadir ve Benî Kureyza Toprakları

Benî Nadir ve Benî Kureyza kabilelerinin Medine dönemine etkileri nelerdir? Benî Nadir ve Benî Kureyza yahudileri ve Peygamberimiz (s.a.v) arasında geçen hadisler neler?

Resûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Medine'ye hicret ettiğinde şehir halkının yarıya yakını, büyük çoğunluğu Benî Kaynukâ', Benî Kurayza ve Benî Nadîr kabilelerinden oluşan yahudilerdi. Onlara karşı hoşgörülü davranan Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Medine sakinleriyle yaptığı antlaşmaya kendilerini de dahil etmişti. Ancak bu yahudi grupların Medine’de oluşan yeni topluma karşılıklı haklar çerçevesinde entegre olmak yerine, müslümanlarla Mekke müşrikleri arasındaki savaşın seyrine bağlı olarak müslümanlara karşı gizli veya açık bir düşmanlık sergiledikleri görüldü.

Medine’nin güneybatısında Vâdîbuthân ve Vâdîmehzûr arasında oturan Benî Kaynukâ' kabilesi antlaşmayı bozduğu için hicretin 2. yılında (624) Medine'den sürülerek Suriye taraflarında Ezriat'a yerleşmişti. Kubâ Mescidi'nden 2 km. uzaklıkta ve Medine-Mekke yolu üzerinde bugün üzerinde eski kale ve ev kalıntılarının bulunduğu yerde yaşayan Benî Nadîr, bazı düşmanca teşebbüsleri yanında Uhud Savaşı sırasında da Mekke müşriklerini müslümanlara karşı tahrik etmişti. Resûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e suikast teşebbüsleri de buna eklenince, diğerleri gibi taşınabilir mallarıyla birlikte Medine’den sürüldüler (4/625); büyük çoğunluğu Hayber'e, bir kısmı Suriye’ye yerleşti. Medine'nin güneydoğusundaki ovalık bölgede çok katlı müstahkem evlerde oturan Benî Kurayza, antlaşmaya göre şehrin savunmasına katılması gerektiği halde Hendek Savaşı sırasında bu şartı ihlâl ettiği ve düşmanla ittifaka yöneldiği için savaşın hemen ardından başlayan kuşatmadan sonra haklarında hüküm vermeşini kabul ettikleri hakemin kararıyla cezalandırılıp bertaraf edildi (5/627). Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in Beni Kurayza kuşatması esnasında namaz kıldığı yer daha sonra mescid haline getirilmiştir. İlk defa Medine Valisi Ömer b. Abdülazîz tarafından inşa edilen Mescid-i Benî Kurayza Mescid-i Fadîh’in doğusuna, Meşrebetü Ümmü îbrâhim'in güneyine düşmektedir. Bugün Avâlî caddesiyle Emîr Abdülmecîd caddesinin kesiştiği yerde Müsteşfâ Zehrâ ile Müsteşfâ Vatanî arasında kalmaktadır. 22 x 22 m. ölçülerinde 484 m2'lik bir alanı kaplayan, siyah bazalt taşlarından yapılan bu sade yapı bugün hâlâ ayaktadır.

Kaynak: Diyanet İşleri Kutsal Topraklar Rehberi

BENİ KURAYZA SAVAŞI

Beni Kurayza Savaşı

BENİ NADİR YAHUDİLERİNİN HAİN PLANI

Beni Nadir Yahudilerinin Hain Planı

YAHUDİLER İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER

Yahudiler İle İlgili Ayet ve Hadisler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.