Bayram Namazı Tekbirlerinin Sayısı

Bayram namazlarında ezan ve kamet okunur mu? Bayram namazlarındaki tekbirlerin adedi kaçtır?

Bayram namazında ezan okumanın ve tebir almanın hükmü.

BAYRAM NAMAZINDA EZAN OKUNUR MU?

Abdurrahman ibn-i Âbis radıyallahu anh’dan: Bir zât İbn-i Abbas’a Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ile bayramda hazır bulundun mu, diye sordu? O da “Evet” dedi. Benim Rasûlullah’a yakınlığım olmasa idi, yaşım küçük olduğu için bayram namazında bulunamazdım. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Kesir bin Savt’ın evi yanındaki yüksek yere geldi. Namaz kıldı. Sonra hutbe okudu İbn-i Abbas, ezan ve ikameti zikretmedi. Dedi ki: Sonra sadaka ile emretti. Kadınların kulaklarına ve boğazlarına işaret ediyorlardı. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Bilal’a (kadınların yanına gitmesini) emretti. Bilal da gitti. Sonra Rasûlullah sallalllahu aleyhi vesellem’e döndü. (Buharî, Kitâbu’l-Iyd, b. 7, s. 5, c. 2; Neseî, Kitâbu’l Iydeyn, b. Mev’izetü’l İmam en-Nisa, s. 192, c. 3; Ahmed bin Hanbel, Müsned, n. 2062)

İbn-i Abbas radıyallahu anh’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Ebû Bekir, Ömer ve Osman bayram namazını ezan ve kametsiz olarak kıldırdı. (Râvîlerden) Yahya (bin Kaddam) tereddüt etti. (Buharî, Kitâbu’l-Iyd, b. 7, s. 5, c. 2; Neseî, Kitâbu’l Iydeyn, b. Mev’izetü’l İmam en-Nisa, s. 192, c. 3; Ahmed bin Hanbel, Müsned, n. 2062)

Câbir bin Semura radıyallahu anh’dan: Ben Rasûlullah ile ezan ve ikametsiz iki bayram namazını bir iki değil, defalarca kıldım. (İbn-i Mâce, Kitâbu İkâmeti’s-Salât, b. 155, n. 1274, s. 406, c. 1)

Hadislerin İzahı

Bu hadis-i şerifler bayram namazlarında ezan ve ikamet bulunmadığına delâlet ederler. İlim adamları bunun üzerinde ittifak ettiler. Yalnız Abdullah bin Zübeyr’in, bayramlarda ezan okuttuğu, kamet getirdiği rivâyet edilmiştir.

BAYRAM NAMAZLARINDA TEKBİR ALMAK

Aişe radıyallahu anha’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi vel sellem Ramazan ve Kurban (bayramı namazında) birinci rekatta yedi, ikinci de beş tekbir alırdı. (Müslim, Kitâbu’s Salât-ı Iydeyn, b. 8, n. 887, s. 604, c. 2; Tirmizî, Ebvâbu’s Salât, b. 384, n. 532, s. 412, c. 2)

Hadisin İzahı

Şâfi, Mâlik ve Ahmed bin Hanbel hazretlerinin görüşleri böyledir. İmam Şâfi’ye göre, birinci rekattaki yedi tekbir, iftitah tekbirinden başka olduğu gibi ikinci rekatın rükû tekbiri de beş tekbirden hariçtir. İmam Azam hazretlerine göre, bayram namazlarında her rekatta üçer tekbirden altı tekbir vardır. (Bezl-ül Mehhud, c. 6, s. 183)

Abdullah bin Amr bin Âs radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem “Ramazan bayramında tekbir, birinci (rekat) yedi, ikinci de beştir. Her iki (rekatta) da kıraat tekbirden sonradır” buyurdu.

Hadisin İzahı

İmam Şâfi ve Mâlik hazretleri bu hadise dayanarak, bayram namazlarında her iki rekatta da kıraat tekbirden sonradır, dediler. İmam Azam hazretleri ise kıraatler, bir biri arkasına gelmesi için, birinci rekatta kıraat tekbirlerden sonra, ikinci rekatta tekbirlerden öncedir.

Amr bin Şuayb’ın babasından, o da dedesinden radıyallahu anh: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Ramazan bayramında (rekatta) yedi tekbir alır, sonra kıraatta bulunur, sonra da (rükû) tekbirini alırdı. Sonra (ikinciye) kalkar, dört tekbir alır. Sonra okur, sonra da rükû yapardı.

Ebû Dâvud şöyle diyor: Bu hadisi Vekî ve İbn-i Mübarek rivâyet ettiler, yedi ve beş tekbir dediler. (İbn-i Mâce, Kitâbu İkâmeti’s-Salât, b. 156, n. 1280, s. 407, c.1)

Mekhûl radıyallahu anh’dan: Bana Ebû Hüreyre’nin dostu Ebû Aişe haber verdi. Saîd bin As, Ebû Musa el-Eş’arî ve Huzeyfe bin el-Yeman Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Ramazan ve Kurban (bayramın)da nasıl tekbir alırdı, diye sordu. Ebû Musa: Cenaze namazındaki tekbirleri gibi dört tekbir alırdı, dedi. Huzeyfe de, “Doğru söyledi” diye tasdik etti. Ebû Musa: Ben Basralılara vali iken orada böyle tekbir alırdım, dedi. Ebû Aişe de (bu soru sorulduğunda) “Ben de Saîd bin As’ın yanında idim" dedi. (İbn-i Mâce, Kitâbu İkâmeti’s-Salât, b. 156, n. 1278, s. 407, c. 1)

Hadisin İzahı

Bu hadis-i şerif Hanefîlerin delilidir. Bayram namazının birinci rekatında iftitah tekbiriyle birlikte dört tekbir alınır. İkinci rekatta rükû tekbiri sayılınca dört tekbir alınır. Birinci rekatta iftitah tekbiri, ikinci rekatta rükû tekbiri çıkarılınca geride üç tekbir kalır.

Kaynak: İbrahim Koçaşlı, Sünen-i Ebu Davud ve Tercemesi, Erkam Yayınları

TEŞRİK TEKBİRİ

Teşrik Tekbiri

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.