Bakara Suresi 218. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Bakara Suresi 218. ayeti ne anlatıyor? Bakara Suresi 218. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...

Bakara Suresi 218. Ayetinin Arapçası:

اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَالَّذ۪ينَ هَاجَرُوا وَجَاهَدُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۙ اُو۬لٰٓئِكَ يَرْجُونَ رَحْمَتَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ

Bakara Suresi 218. Ayetinin Meali (Anlamı):

İman edenler, Allah yolunda hicret edip savaşanlar var ya, işte Allah’ın rahmetini umacaklar onlardır. Allah, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.

Bakara Suresi 218. Ayetinin Tefsiri:

Abdullah b. Cahş ve arkadaşları, haram ayda savaşmaları sebebiyle gönüllerine gelen gam ve kederin bir önceki âyetle ferâha tebdîl edilmesinden sonra bu kez yaptıklarından dolayı sevap ümit etmeye başladılar. Efendimiz’e gelerek: “Ey Allah’ın Rasûlü, bunun, bize Allah yolunda cihad edenlerin ecrinin verileceği bir gazâ olmasını umabilir miyiz?” dediler. Onların bu umutlarını tasdik etmek üzere bu âyet-i kerîme nâzil oldu. (Taberî, Câmi‘u’l-beyân, II, 483-484)

Âyet-i kerîme, bir kulun Allah’ın rahmetini ve ebedî saadeti umabilmesi için yapması gerekenleri haber vermektedir. Bunlar, kâmil mânada iman etmek, gerektiğinde Allah yolunda vatanı, yurdu, malı mülkü terk ederek hicret etmek, Allah’ın emirlerini tam olarak yerine getirebilmek için cihad etmek yani elden gelen bütün gayreti sarfetmektir. Bunlar kurtuluşun temel esaslarını teşkil ederler. Bu esasları yerine getirenler, Allah’ın rahmetine, rızâ ve cennetine nâil olacaklardır. Onların yaptıkları, mürtedlerin amelleri gibi boşa gitmeyecektir. Üstelik var olan günahlarını da Cenâb-ı Hak bağışlayacak, onlara merhametiyle muamele edecek ve âhirette bol bol mükafat verecektir.

Âhiret saadetini elde edebilmek için dünya hayatında haram ve helâllere titizlikle dikkat edilmesi gerekir. Bunun için de ashâb-ı kirâm yeri geldikçe kendilerine lâzım olan hususları Allah Resûlü’ne soruyor, inen âyetler de bu sorulara cevap veriyordu. Aşağıda gelen âyetlerde onların sordukları bazı hususlar ve verilen cevaplar yer almaktadır:

Bakara Suresi tefsiri için tıklayınız...

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Bakara Suresi 218. ayetinin meal karşılaştırması ve diğer ayetler için tıklayınız...

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.