Ayetler Işığında Güneş’in Sırları: Yörüngesi, Yapısı ve Sonu
Yâsîn ve Rahmân sureleri ışığında Güneş’in yapısı, doğası, ısı-ışık kaynağı olması, yörünge hareketi, kozmik nizamı ve astrofiziksel gerçekler.
Yüce Allah, Nûr sûresinde şöyle buyurur:
“Allah, göklerin ve yeri nûrudur..” (Nûr, 24/35) Allah, gökleri ve yeri cismânî ve rûhânî nurlarla nurlandıran, aydınlatandır. Her şeyin zuhûru O’nun izhârıyladır. Allah’ın nûru her şey ile beraber bulunur da fark olunmaz. Gerçek nûr, Allah’ın nûrudur. Allah’ın nûrunun anlamı; Allah’ın, bütün âlemin ve âlemdeki her şeyin yaratıcısı olmasıdır. İnsandaki görme özelliğini yaratan da Alah’tır.1 Yüce Allah, göklerdeki ve yeryüzündeki varlıkları yani ehil olanları kendi nûruyla doğru yola iletendir. O bakımdan doğru yola erişen herkes, O’nun hidâyet nûruyla desteklenmiştir. Allah, gökleri meleklerle, güneşle; yeryüzünü Peygamberlerle ve sâlih kişilerle nurlandırmıştır.2
KUR’AN AYETLERİNDE GÜNEŞ, AY VE YÖRÜNGE HAREKETLERİ
“Allah’ın nûru” denilince bizim aklımıza daha çok güneş gelmektedir. Çünkü bizim için en mühim ısı ve ışık kaynağı, güneştir. Güneşi yaratan ve ona aydınlatma ve ısıtma özelliği veren, Yüce Allah’tır.
Güneş, kendi bünyesindeki yanmaların sonucu şiddetli bir ısı ve ışık yayan bir yıldızdır. Kur’ân bunu şöyle açıklar:
“Gökte burçlar var eden ve onların içinde bir kandil (güneş) ve nurlu bir ay yaratan Allah, yüceler yücesidir.” (Furkân, 25/61) Yine şöyle buyurur:
“Allah’ın yedi göğü birbiriyle âhenkli olarak nasıl yarattığını görmez misiniz? Onların içinde aya aydınlık vermiş ve güneşin ışık saçmasını sağlamıştır.” (Nûh, 71/15-16) Yine şöyle buyurur:
“Üstünüze yedi kat sağlam gök binâ ettik; parlak ışık veren güneşi var ettik.” (Nebe’, 78/12-13) Bu âyetlerde güneş ışık veren bir kandile benzetilmiş ve böylece güneşin ışık veren bir cisim olduğu açıkça belirtilmiştir. Ayın ise bir nûr olduğu yani aydınlık veren bir cisim olduğu açıklanmıştır. Bu açıklamalar ilmin verilerine tamamen uygundur. Nitekim Kur’ân’ın bu açıklamalarından yararlanarak ilk defa astro-fizik alanına giren “ışık” hakkında eser yazmış olan İbnü’l-Heysem (v. 443/1051), ayın, ışığını güneşten aldığını söylemiş, ay tutulmasını da dünyanın güneş ile ay arasına girmesi dolayısıyla ayın, güneşten ışık alamaması şeklinde açıklamıştır.3
Rahmân sûresinde şöyle buyrulur:
“Güneş ve ay bir hesaba göre hareket eder.” (Rahmân, 55/5) Güneş ve ay, yörünge ve burçları içinde belirli bir hesaba göre hareket ederler. Kâinâtın işleri bu harekete göre düzenlenir, mevsimler ve yıllar bu son derece düzenli, şaşmaz hesapla bilinir.4 İnsanlar henüz güneş ve ay hakkında ciddî hiç bir bilgiye sahip değilken Kur’ân, güneş ve ayın hareketlerinin belli bir hesaba dayandığını açıklayarak ilim adamlarına bir takım ön bilgiler vermiştir. “Husbân” kelimesi, “hesap” anlamına geldiği gibi, “yörünge” anlamına da gelir. Buna göre âyetin anlamı; “Güneş ve ay, yörüngelerinde, yörüngeleri sayesinde döner ve hareket ederler” demektir. Bu takdirde Yâsîn sûresindeki
“Her biri bir yörüngede yürürler” (Yâsîn, 36/40) âyetiyle aynı anlamı ifâde eder.5
Rahmân sûresinde;
“Göğü Allah yükseltti ve mîzânı O koydu” (Rahmân, 55/7) buyrulur. Mîzân, ölçü, tartı âleti anlamında kullanılır. Terâzî anlamına gelen mîzândan şu anlamı çıkarmak da mümkündür. Terâzî, iki kefede denkliği sağlar. Göğü yaratan ve onu yükselten Yüce Yaratıcı aynı zamanda göğe ve yere bir mîzân yani muvâzene, denklik sağlamış, göklerin bir nizam ve intizam içinde durabilmesi için çekim ve merkezkaç kanunlarını koymuştur. Bu kanunlar sayesinde bütün gök cisimleri tam bir düzen ve intizam içinde yerlerinde duruyor, yani yörüngelerinde seyrediyor, hiç birisi diğerinin sınırını geçmiyor. Gökte böylece pek mükemmel bir düzen dvam ediyor.6
“O, geceyi, gündüzü, güneşi, ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.” (Enbiyâ, 21/33) Güneş, ay ve hatta bütün gök cisimleri Allah’ın kendileri için yarattığı belli bir yörüngede, hiç şaşmadan ve başkasının sınırını çiğnemeden seyirlerine devam ediyorlar. Allah Teâlâ’nın, güneş, ay ve yıldızların hepsinin kendi yörüngelerinde “yüzer” olduğunu bildirmesi de ilginçtir. Demek ki gök cisimleri gökyüzünde adeta yüzer gibi seyirlerine devam ediyorlar.
GÜNEŞ’İN DOĞUŞU, ENERJİ GÜCÜ, SOLAR APEX YÖRÜNGESİ VE SONU
Bugün güneş hakkında çok şey biliniyor. Bilinen en basit ve çarpıcı husus, güneşin kararlı ve güvenilir bir ısı ve ışık kaynağı olmasına rağmen yapı bakımından aslında durgun, sade ve düzgün bir gaz yuvarlağı olmayışıdır. Güneş süreli bir hareket ve kargaşa ortamının ta kendisidir. Güneş; korkunç bir alev topu, çalkalanıp duran bir gaz okyanusu, dipten yukarı doğru yükselen dev hortumlar, yöresel patlamalar, kırmızı gaz bulutlarından meydana gelen derin bir kuyu, fokur fokur kaynayan, yüzeyden çok uzaklara fışkıran alev alev girdaplar, sonuçta çok çok sıcak bir fırındır.
Zamanımızdan yaklaşık beş milyar yıl önce, Samanyolunun dış bölgelerine yakın bir kısımda kozmik toz ve gazlardan oluşan bir bulut kümesi ortaya çıktı. İşte bu, bizim güneşimizdi. Bu süper bulut, sıkışıp büzüşerek toparlanmaya başladı. Bu arada hareketi hızlandı. Sıkışma arttıkça sıcaklık da artıyordu. Hidrojen atomları birbiriyle çarpışarak birleşmeye başladılar. Böylece güneşin termonükleer fırını ortaya çıktı. Zaman zaman gelişme gösteren güneş, sonuçta bugünkü şekline kavuştu.7
Güneş akıl almayacak kadar güçlüdür. Bir saniye içinde, insanoğlunun, medeniyetin başlangıcından beri kullandığından daha fazla enerji üretir. Dünya, güneşten gelen enerjinin sadece milyarda birini alır. Bu enerjiyi sadece 15 dakika depolayabilseydik, bütün dünya nüfusunun bir yıl boyunca ihtiyaç duyacakları her çeşit enerji karşılanabilirdi.
Güneşin yüzey sıcaklığı 6000, merkez sıcaklığı ise, 15-20 milyon derecedir. Güneşin merkez katmanlarında her saniyede 564 milyon ton hidrojen, 560 milyon ton helyuma dönüşmekte, geri kalan 4 milyon ton ise, ısı ve ışık enerjisi halinde uzaya yayılmaktadır. Güneş, dünyanın 1300000 katı büyüklüktedir.
Güneşin sathında bazan öyle şiddetli patlamalar olur ki, bunların gücü, her biri bir megatonluk, on milyon hidrojen bombasının patlamasına eşittir. Güneşten çıkan bu radyasyonların ancak iki milyarda birini dünya almaktadır. Güneş ışınları, üst atmosferde 1 cm²lik bir alanda, bir dakika içinde, 2 gr kalorilik bir ısı meydana getirirler. Bu değere “güneş sâbitesi” denir.
Bütün bu göstergeler, güneşin ne kadar sıcak ve ne kadar güçlü olduğunun belirtisidir. Ama şaşılacak bir şeydir ki güneş, insan vücûdundan daha az sıcaktır. Güneşin ürettiği enerji, kilogram başına bir kaloridir. Buna karşılık insan vücûdu kilogram başına 5 kalorilik bir ısı üretir.8
Güneşin dış yüzeyindeki sıcaklık 6000 derecedir. Dünyanın güneşten uzaklığı o şekildedir ki güneş ışınları bize gerekli olan ısıyı vermektedir. Bu uzaklık şaşılacak derecede değişmez bir şekildedir. Uzaklığın değişikliği ancak milyonlarca yılda çok küçük bir miktarda olduğundan bugünkü hayatın devam etmesi mümkün olmuştur. Eğer güneş yüzeyindeki bu sıcaklık yılda 50 derecelik bir artış gösterseydi, kısa zamanda dünya üzerindeki canlılar yanar ölürdü. Eğer bu sıcaklık yılda 50 derecelik bir azalma gösterseydi, kısa zamanda bütün canlılar donar ölürdü.
Dünya, güneş etrafında saniyede 18 mil oranında bir hızla dönmektedir. Eğer dünya, meselâ, saniyede 6 veya 40 mil hızla dönseydi, hayatın devamını imkânsız kılacak bir hâlde güneşe yakın veya uzak olurduk.9
Güneş, saniyede 4 milyon ton, dakikada 250 milyon ton kadar madde kaybeder. Eğer güneş, dünyanın var olduğu tarihten beri (4-5 milyar yıl) bu hızla radyasyon veriyorsa, bu müddet zarfında kaybettiği kütle, 400 kentrilyon ton olacaktır ki bu miktar güneşin toplam kütlesinin 5000’de biri kadardır.
Güneşin hidrojeni zamanla azala azala bitecek, bu arada reaksiyonlar, güneş yüzeyine doğru, yani iç tabakalardan dışa doğru kayacaktır. Reaksiyon alanı yüzeye yaklaştıkça çekirdekteki dev nükleer ısı da dışa doğru hareket ederek güneşi genişlemeye zorlayacaktır. O zaman devamlı korkunç patlamalar olacak, yakın uzay güneşten alev alev fışkıran gazlarla dolup taşacaktır. Sıcaklık her saniye yükselirken güneş, artmış cüssesi ile yakıcı ışınlarını bütün şiddeti ile gezegenlere püskürtecektir. Önce Merkür, sonra Venüs, eriyip ufalanacaktır. Sonra sıra Dünyaya gelecektir. Yeryüzünde önce kutuplardaki buzlar eriyecek, bütün okyanuslar buharlaşacak, toprak kor haline gelecektir. Böylece dünya eriyip gidecektir. İşte Kıyâmet!
Güneş bütün hidrojenini yakıp tükettikten sonra yavaş yavaş soğumaya başlayacaktır. İlim adamları bu duruma “beyaz cüce” derler. Her santimetre karesi bir kaç ton gelen, ağır, hacimli, yüklü, fakat kof bir madde mezarlığı olacaktır. Enerjisi ve sıcaklığı olmayan bir yıldız haline dönüşecektir.
Güneş, akıllara durgunluk veren bir şekilde, saniyede 20 km bir hızla Hercules ve Lyra takım yıldızları arasında yer alan Vega yıldızına yönelik bir yörünge boyunca yol almaktadır. Astronomi dilinde güneşin saniyede 20 km hızla yol aldığı bu yörüngeye “Solar apex” adı verilir. Bu, saatte 72000 km’lik bir hızdır. Hareket eden sadece güneş değildir. Güneş sistemi içindeki bütün gezegenler, kuyruklu yıldızlar, meteorlar, ay ve dünyamız da bu harekete dahildir. Bütün sistem büyük bir hızla uzayda seyretmektedir.
KUR’AN VE BİLİM IŞIĞINDA GÜNEŞ’İN YÖRÜNGESİ VE GELECEĞİ
Güneş, ay, dünya, yıldızlar vs. hepsi, kendi yörüngelerinde durmadan dönmektedir. Bu dönüş, son derece ince hesaplı ve şaşırmayan bir dönüştür. Her biri kendi yörüngesinde, diğerine çarpmadan belli bir zamana kadar yollarına devam ederler. Ne ay dünyayı, ne dünya güneşi geçebilir.10 Bu husus Yâsîn sûresinde şöyle açıklanır:
“Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Bunlardan her biri belli bir yörüngede yüzmeğe (akıp gitmeğe) devam ederler.” (Yâsîn, 36/40).
Yâsîn sûresi 38. âyetinde şöyle buyrulur:
“Güneş, kendisi için belirlenen yerde akar (döner). İşte bu, azîz ve alîm olan Allah’ın takdiridir.” (Yâsîn, 36/38)
Güneş, hem kendi etrafında dönüyor ve hem de Allah’ın belirlediği ve bir gün duracağı bir yere doğru hareket ediyor.11 Güneş, hesapsız, serseri, kör bir tesâdüfle değil, kendisi için takdir ve tayin edilmiş bir karar ve kanun ile akıp gider. Sonunda bir sükûna erip durmak için akar gider. Kendisi için bir istikrar noktasına, diğer bir merkeze doğru hareket etmektedir.12 Bu açıklamaların ilmî verilere uygun olduğu açık bir şekilde görülüyor. O hâlde bütün mesele, Kur’ân’ı doğru anlamaktır. Zamanın ilmî verileri ışığında Kur’ân’a bakabilmektir. O zaman Kur’ân’ın ilimle asla çatışmadığı, aksine tam bir uyum içinde olduğu görülecektir.
Bilginler güneş maddesini spektroskopik incelemeler sonunda ortaya çıkarmışlardır. Bu bulgulara göre, güneşte en fazla bulunan madde helyum gazı ile hidrojen gazıdır. Bunun dışında karbon, bakır, çinko, alüminyum, altın gibi madenler de gaz halinde bulunurlar.
Güneşteki en ilgi çekici görüntü “güneş lekeleri”dir. Normal büyüklükteki bir lekenin dünya büyüklüğünde olduğu anlaşılmaktadır. Güneş lekelerinin gözenekler şeklinde başladığı, sonradan irileşip büyüdüğü ve sonunda da kaybolduğu biliniyor. Fakat bu lekeler hakkında şimdilik fazla bilgiye sahip değiliz.
Güneşin de bir gün sonu gelecektir. Evrendeki milyarlarca yıldızdan biri olan güneş, deposundaki hidrojenini helyuma çevirip yakıtını bitirdikten sonra beyaz bir cüce olarak hayatını kaybedecektir.13
Her şeyin bir sonu, ömrü olduğu gibi güneşin de bir ömrü, sonu vardır. Uzmanların ifâdesine göre güneşin 5 milyar yıllık bir ömrü vardır.14
ATMOSFER KİMYASI, GÜNEŞ IŞINLARI VE YERYÜZÜNDE HAYATIN DÖNGÜSÜ
Güneşten çıkan ışınlar, yer yuvarlağını çepe çevre saran atmosferin üst sınırlarına ulaştıklarında burada garip bir olay görülür. Belki binlerce kimyevî reaksiyonun çok kısa zamanda meydana geldiğini açıklayan uzmanlar, bu konuya “atmosfer kimyası” adını verirler. Güneşten gelen çok kısa dalga boylu ışınlar, X ışınları, gama ışınları, ültraviyole ışınları buralarda iyice süzgeçten geçerler. Çünkü bu ışınların canlılar için zararlı etkileri vardır. Yere kadar ulaşan güneş ışınları, atmosferin üst katlarından itibaren süzüle süzüle artık temizlenmiş, saf ve arıtılmış hale gelmiştir.
Bu ışınlar, toprağın derinliklerine, deniz diplerine kadar geçerek, buradaki hayatı düzenlerler. Bu ışınlar yardımıyla yemyeşil yapraklar, fotosentez olayı ile, dünyanın hiç bir fabrikasında görülmeyen bir metodla, kendileri için şeker üretirler. Yemyeşil yaprakları yiyen koyunlar, inekler dünyanın hiç bir fabrikasında görülmeyen bir teknikle süt üretirler.
Toprak bu ışınlarla ısınır. Isınan toprak, üstündeki havayı ısıtır. Isınan hava, yükselerek masmavi gökyüzünde bembeyaz bulutları meydana getirir. Beyaz bulutlar birleşip yoğunlaşarak yağmur bulutlarını oluştururlar. Bulutlardan her saniyede 17 milyon ton su yeryüzüne düşer. Canlılar bu suyla hayatlarını devam ettirirler.15
Dipnotlar:
- Elmalılı M. Hamdi Yazır, a.g.e., V,3515-3521.
- Celal Yıldırım, a.g.e., VIII,4222.
- Celal Kırca, a.g.e., s. 146.
- Nesefî, Medârik, IV,207; İsmail Hakkı Bursevî, a.g.e., VIII,394.
- Râzî, Mefâtîh, VIII,7 (Trc. XXI,70).
- Elmalılı M. Hamdi Yazır, a.g.e., VII,4665-4666.
- Ümit Şimşek, Big Bang Kâinatın Doğuşu, s. 4.
- Taşkın Tuna, Güneş Sistemi, s. 44 –47; Hayat Kaynağımız Güneş, s. 25.
- Cressy Morrisson, İlim Îmân Etmeyi Gerektirir, Çev. Nureddin Boyacılar, s. 6-7.
- Taşkın Tuna, a.g.e., s. 61-64.
- Elmalılı M. Hamdi Yazır, a.g.e., VI,4030.
- Hasan Basri Çantay, Kur’ân-ı Hakîm ve Meâl-i Kerîm, II,785.
- Taşkın Tuna, a.g.e., s. 52-53.
- Taşkın Tuna, Hayat Kaynağımız Güneş, s. 22.
- Taşkın Tuna, a.g.e., s. 8-9.
- İsmail Hakkı Bursevî, a.g.e., VII,62.
Kaynak: Prof. Dr. Mehmet Bulut, Delilleriyle İslam Akaidi, Erkam Yayınları









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!