Av, Avcılık ve Avlanma ile İlgili Hükümler

Avcılık veya avlanmak dinen caiz midir? Avcı, av hayvanı, av aleti ve avlanma ile ilgili hükümler...

Arapçası sayd olan av, Mekke’nin Harem sınırları dışında mubah kılınmıştır. Avın mübah olduğu Kitap, Sünnet ve İcma ile sabittir.

AVLANMAK CAİZ MİDİR?

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:

“İhramdan çıktığınız zaman (isterseniz) avlanın.” (5/Mâide, 2)

Bu ayet-i kerime ihramlılar dışındaki kimselere avlanma izni vermektedir. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz de,

“Köpeğini saldığında besmele de çektinse (bu avdan) ye. Eğer köpek avdan yemişse bundan yeme, çünkü onu sadece kendisi için tutmuş demektir.” (Müslim, “Sayd”, 2.) buyurmuş ve belli usûle göre avlanılan hayvanın mubah olduğunu bildirmiştir.

Âlimler de avlanmanın mubah olduğunda görüş birliği içindedirler.

Av hayvanları, eti yenenler ve yenmeyenler olmak üzere ikiye ayrılır: Eti yenen hayvanlar etleri için, eti yenmeyen hayvanlar da, post, kürk veya bazı organlarından faydalanmak yahut zararlarından korunmak için avlanır.

Zevk ve eğlence için avlanmak mekruhtur.

Avcı, av hayvanı ve av aleti ile ilgili bilinmesi gerekli hususlar şunlardır:

Avcıda Aranan Şartlar

  1. Avcının dinen hayvan kesmeye ehil birisi olması.

Müslüman ile ehl-i kitabın avladıkları yenir. Mecusiler ve putperestlerin avladığı yenmez.

  1. Avcının, avlaması helal olmayan kimse ile ortaklaşa avlamaması.
  2. Besmeleyi kasten terk etmemiş olması.

Hayvanı boğazlarken nasıl ki,

“Bismillâhi Allâhu Ekber” demek şart ise bunun gibi silahını kullanırken veya avı yakalamak için eğitilen hayvanı salarken “بِسْمِ اللّٰهِ اَللّٰهُ اَكْبَرُ = Bismillâhi Allâhu Ekber” demek de şarttır.

Besmeleyi unutarak terk etmenin bir zararı yoktur.

  1. Avcı av niyetiyle silahını kullanmalı veya av hayvanını salmalıdır.
  2. Avcı silahını kullanırken veya hayvanını salarken başka bir işle meşgul olmamalı, avın peşinden gitmelidir. Böyle yaptığı takdirde yaralı olan avını ölü bulsa yenir. Ancak avını takip etmez de avı daha sonra bulacak olursa av başka bir sebepten veya yaralandığı hâlde kesilmeden ölmüş olabileceği için yenmez.

Av Aleti ile İlgili Şartlar

Av âleti, biri silah, diğeri eğitilmiş hayvan olmak üzere ikidir:

  1. Silah: Ok, mızrak, bıçak ve tüfek gibi yaralayıcı ve öldürücü bir alet olmalıdır.
  2. Eğitilmiş Hayvan: Köpek, atmaca, şahin ve doğan gibi, bu iş için eğitilmiş hayvandır.

Av İçin Eğitilmiş Hayvanda Bulunması Gerekli Şartlar

  1. Hayvan bu iş için eğitilmiş olmalıdır. Köpeğin eğitilmiş olması, yakaladığı avdan yememesi ile bilinir.
  2. Avcı hayvanlar, sahipleri tarafından av için salıverilmiş olmalıdır. Böyle bir görev verilmediği hâlde kendiliklerinden yakaladıkları av yenmez.
  3. Av sırasında avcı hayvana eğitilmemiş başka bir hayvan ortak olmamalıdır. Eğitilmemiş hayvanın avladığı yenmediği gibi ortak olduğu av da yenmez. Çünkü avı hangi hayvanın yakaladığı bilinmemektedir. Ancak böyle bir avı, avcı diri olarak ele geçirip kestiği takdirde yenir.
  4. Avcı hayvan, avını yaralayarak öldürmelidir. Avını boğar veya vurarak öldürürse bu av yenmez.
  5. Avcı köpek, avladığı avdan yememelidir. Yiyecek olursa bu av yenmez. Çünkü bu avı sahibi için değil, kendisi için tutmuş olur. Avcı kuşların avladıklarından yemelerinde bir sakınca yoktur.
  6. Avda kullanılan silahlar kesici ve delici olmalıdır. Sopa ve taşla yara açmadan öldürülen hayvan yenmez.

Avda Aranan Şartlar

  1. Av, eti yenen hayvanlardan olmalıdır.
  2. Av hayvanı evcil bir hayvan olmamalıdır. Evcil hayvanlar avlanmaz. Normal olarak kesilirler. Ancak evcil bir hayvan yabanileşerek kaçar ve yakalanması mümkün olmaz veya düştüğü bir kuyudan çıkarılamazsa silahla öldürülebilir. Bunun gibi geyik ve benzeri hayvanlar da ehlileştirilmişlerse bunlar da avlanamaz, kesilirler.
  3. Av hayvanı kesilmeden önce ölmüş ise aldığı yaradan ölmüş olmalıdır. Aldığı yaradan değil de korkudan veya yaralayanın darbesinden ölmüş ise yenmez. Yaralandıktan sonra suya düşerek boğulan veya yuvarlanarak ölen hayvan da böyledir.
  4. Av hayvanı henüz ölmeden ele geçirilir ve kesme imkânı da olursa kesilmelidir. Avcının kesme imkânı olduğu hâlde kesmezse bu da yenmez.

Kaynak: İslam İlmihali, Diyanet

İslam ve İhsan

AVLAMANIN DİNİ HÜKMÜ

Avlamanın Dini Hükmü

AVLANMA ADABI İLE İLGİLİ HADİSLER

Avlanma Adabı ile İlgili Hadisler

HANGİ HAYVANLARIN ETİ YENİR, HANGİ HAYVANLARIN ETİ YENMEZ?

Hangi Hayvanların Eti Yenir, Hangi Hayvanların Eti Yenmez?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.