Anadolu Dervişinin Gönül Dünyası Kitabı Çıktı!

Osman Nûri Topbaş Hocaefendi'nin kaleminden"Anadolu Dervişinin Gönül Dünyası" eseri Yüzakı Yayınları'ndan çıktı.

Derviş kimdir? İnsanlığı hakikî saâdet ve selâmete çıkaracak yüksek ruh nedir? Kur’ân ve Sünnet kültürüyle yoğrulup tasavvufî hikmetlerle kemâle ermiş olan dervişler kimlerdir? Tüm bu soruların cevabını "Anadolu Dervişinin Gönül Dünyası" eserinde bulabilir, okudukça gönül dünyanızda yeni pencereler açabilirsiniz.

Kitabın tanıtım yazısından şu ifadelere yer veriliyor:

Anadolu Dervişinin Gönül Dünyası

Toplumlar, kütüphânelerin tozlu raflarında kalmış kara kaplı felsefe kitaplarının üzerine abanmış müteverrim / veremli bilgiçlerin rûhuyla selâmete kavuşamaz.

Mâlûm;

İnsan, sonsuzluk yolunun yolcusudur. Büyük ruhlar, kendilerinin dâimâ ilâhî kamera altında olduklarının idrâki içinde yaşarlar. Yine büyük ruhlar; merhameti ve şefkati, bütün sevdaların üstüne yükseltirler. Çünkü o büyük ruhlar, kendilerini Hakk’a adayan diğergâm ve derviş ruhlardır.

Dolayısıyla;

İnsanlığı hakikî saâdet ve selâmete çıkaracak yüksek ruh, Kur’ân ve Sünnet kültürüyle yoğrulup tasavvufî hikmetlerle kemâle ermiş olan dervişlerin rûhudur.

Yûnus Emre Hazretleri rûhânî terennümleri ile, Mevlânâ Hazretleri irfan dolu Mesnevî’si ile, Bahâeddin Nakşibend Hazretleri hikmet derinliği ve kalplere mâneviyat zerk eden irşâdıyla, Aziz Mahmud Hüdâyî Hazretleri de, hiçliğin asâletli bir nümûnesi olmasıyla, halkından sultanına kadar herkesi mâneviyatla yoğuran terbiye üslûbuyla,  İslâm ahlâkını yaşayan ve yaşatan Anadolu dervişini yetiştirmişlerdir.

Tarih boyu;

Cennet vatanımız en buhranlı günlerden işte böyle güzîde insanlar sayesinde çıkabilmiştir. Bu itibarla; günümüz sıkıntı ve buhranlarını aşabilmek için öyle güzide ve âbîde insanlara, yani İslâm’ın gönül coğrafyasında kalplerini dergâh hâline getirebilenlere ve bütün mahlûkāta Hâlık’ın nazarıyla bakabilen yüksek ruhlara ve keyfiyetli nesillere ihtiyaç vardır.

Derviş padişah Sultan Selîm, büyük fütuhâtının akabinde bu derviş rûhunu ne güzel ifade eder:

Pâdişâh-ı âlem olmak bir kuru kavgā imiş,

Bir velîye bende olmak, cümleden âlâ imiş!..

Yayın: Yüzakı Yayınları
Dil: Türkçe
Yıl: 2019

KİTABI TEMİN ETMEK İÇİN TIKLAYINIZ

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.