Altınoluk'un 40 Yıllık Tasavvuf ve İrşad Çizgisi

Dr. Adem Ergül, Altınoluk'un 40 yıllık tasavvuf ve irşad çizgisi rehberliğinde; nefsi arındırmanın, manevi kemale ermenin ve ihsan şuuruna ulaşmanın yollarını anlatıyor.

İslam, Allah’ın razı olduğu tastamam bir dindir. Hem zahirî (görünen) hem de batınî (görünmeyen iç dünyamızı) hayatımızı mamur edecek ilâhî bir rehberlik ve ölçülerdir. O, ilave ya da eksiltmeye ihtiyaç hisseden bir nizam değildir. Zaman ve mekânın değişkenliği ve yine hayatın akıp giden hadiseleri karşısında şaşırıp kalan, donuklaşan ve kenara çekilen bir sistem de değildir. Aksine kendisinin işaret ettiği ölçüler içerisinde alim ve ariflerinin ortaya koyduğu içtihat ve uygulamalarla her çağda yeni ve kâmil bir din olarak öncülüğünü ve rehberliğini sürdürmüş ve kıyamete kadar da Rabbimizin izniyle sürdürecektir.  

İSLAM’IN CEMALİNDEN MÜMİN ŞAHSİYETİN İNŞASINA

İslâm’ın bu kemâl ve cemâli, mümin kişiliğe nasıl yansıyacak ve onu hangi metotla inşa edecektir? İşte cevabı verilmesi gereken soru budur. Zira satırlarda yer alan güzellikler hayata taşınmaz ise nice felsefî görüşler gibi kütüphane raflarında kitap kurtlarının menüsü haline dönüşecektir. İslâm’ın talim ve terbiyesi diyebileceğimiz bilme ve olma süreci, tarih boyunca farklı usul ve müesseselerle kendini göstermiştir. Asr-ı saadette Allah Resûlünün rahle-i tedrisinde ve terbiyesinde ilk örneklerini gördüğümüz bu uygulamalar, zamanla muhtelif müesseseler olarak doğmuş, dal-budak salmış ve çınarlaşmıştır. Hayatın akışı içerisinde yeni yeni doğumlar olduğu gibi hastalanmaların ve ölümlerin varlığı da bir vakıadır. Elbette her bir müessesenin de kader çizgisinde bu çeşit tezahürler olagelmiştir. Ancak Rabbimizin insanlığa bir rahmet olarak ihsan ettiği yüce İslam dini, temel kaynakları bozulmadan kıyamete kadar varlığını sürdürecektir.

Peygamber Efendimiz’in Dört Temel Vazifesi

Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in vazife çerçevesi olarak Kur’an-ı Kerim şu dört hususa dikkat çeker:

  1. Allah’ın ayetlerini okumak ve tebliğ etmek
  2. Kendisine inananları terbiye/tezkiye etmek
  3. Tüm insanlığa helâli haramı, ilahî hudut ve ölçüleri öğretip beyan etmek
  4. Hayatı, hadiseleri ve varlığı doğru bir şekilde değerlendirip hakikatini ifade etmek anlamında “Hikmeti talim etmek”.

İMANDAN İHSANA: ALTINOLUK’UN 40 YILLIK ŞAHSİYET İNŞASI

“Andını Hatırla!” diyerek bundan 40 yıl önce yola çıkan ALTINOLUK dergimiz, Allah Rasûlünün bu dört maddede özetlenen mirasına “İmandan İhsana” bir bütünlük içinde sahip çıkmaya kendini adamış bir dergi olmaya çalışmıştır, şehadetinde bulunabiliriz. İslâm ile hayat arasında açı farkı kalmasın diye bir çabaya soyunmuştur. Bu çabanın içinde elbette ilim vardır, irfan vardır ve hizmet ufukları vardır. Bu yazının konusu yarım asra yaklaşan ve adeta bir ırmağa dönüşen ALTINOLUK damlaları içindeki tezkiye/tasavvuf ve irşad şebnemlerine dikkat çekmektir.

Diğer bir ifadeyle Altınoluk, imanın, İslam’ın ve ihsanın kemâliyle yaşanması adına nasıl bir yol haritası sunmaktadır, sorusuna bir cevap aramaktır. Bu arayışta kimi zaman dergimizin kapak ifadelerine, kimi zaman yazarlarına ve kimi zaman da mesajlarına baş vuracağız.

NEFS ENGELİNİ AŞMAK: TASAVVUF VE İRŞADIN TEMEL DİNAMİĞİ

Altınoluk’un irşad anlayışında “Nefs” diye ifade edilen insan hakikatinin, terbiye ve arınma eğitimine girmeden Hakk’ın razı olacağı bir kıvama erişmesi zordur. Yüce kitabımız bu hakikate sık sık vurgu yapar. Öyleyse her Müslümanın “Nefs Engelini Aşmak” gibi bir hedefi olmalıdır. İçten çürümemek için “Nefsi Ne Yapmalı?” sorusunu uyarıcı, uyandırıcı ve hatta çareye yönlendirici bir çağrı olarak düşünmelidir.

Ferd olarak nefs arınmasının zarureti ne kadar önemliyse sıhhatli bir ümmet birliği için “Grup Nefsinin Terbiyesi” de bir o kadar önemlidir. Her dönemin kendine göre zorlukları elbette vardır. Öyleyse “Bu Zamanda Nefis Terbiyesi” nasıl yapılabilecektir?

Manevi İnşanın Dört Ana Sütunu

Altınoluk, nefs terbiyesini (seyr-i sülûk) geniş bir perspektiften ele alır:

  1. Akaidin tashihi,
  2. İlmihalin, helal ve haramların öğrenilmesi,
  3. İlahi ahkâm ve sünnetle imkanlar ölçüsünde amel edilmesi ve nihayet
  4. Ahlâkın tehzibi (güzelleştirilmesi), nefsin arındırılması ve kalbin tasfiyesi.

Zira tasavvuf, sahih bir bilgi temelinde imanda ikana (yakine) ermeyi, amelde ihlaslı olmayı, Kur’an ahlâkının müşahhas nümunesi üsve-i hasene olan Allah Resûlünün ahlâk ve haliyle hallenmeyi ve her seviyede edebe dikkat etmeyi hedef haline getirmiştir. Altınoluk’un hem kapaklarında hem de hediye kitaplarında bu çerçeveyi açıkça görürsünüz. Düzenli okuyucusuna nitelikli bir aile kütüphanesi oluşturmuştur. Şu listeye bir de bu gözle bakın:

“İslam Akaidi”, “İslam İlmihali”, “Aile İlmihali”, “Ticaret ve İktisat İlmihali”, “Üsve-i Hasene”, “Efendimizden Hayat Ölçüleri”, “Gönlümüzün Sultanı Habibullah”, “İmandan İhsana Tasavvuf”, “Altın Silsile”, “Kur’an ve Sünnette Kalbî Hayat”, “İslam Tasavvufu”, “İslam Ahlâk Nizamı”, … ve böyle akıp gidiyor.

Kur’an’ı Hayata Taşımak: "Her Ev Bir Kur’an Okulu"

Altınoluk’un terbiye çizgisinde Kur’an-ı Kerim ahkâmı, Allah Resûlünün sünneti, şahsiyeti ve hali, ashab-ı kiramın itaat, teslimiyet ve sevdaları, ariflerin ve peygamber varisi alimlerin çağlara yansıyan hikmet ve nurları yol hep gösterici olmuştur.

“Emrin büyüğü küçüğü olmaz; emredenin büyüğü küçüğü olur. Emreden büyükse O’nun her emri büyüktür” anlayışı içerisinde Kur’an-ı Kerim ahkamına büyük bir itina, saygı ve teslimiyetle bir kulluk telkin edilir. “Kur’an Ölçüsünde Kimliğimizi Netleştirmek” ana çağrıdır. “Kur’an’a Yeni İniyor Gibi Bakmak” gerektiğinin altı çizilir. Ayet ayet şahsiyet inşası hedeflenir. “Her Ev Bir Kur’an Okulu” olsun istenir. “Çocuklarımızı Kur’ansız Bırakmamak” için programlar önerilir, müesseseler açılması istenir. “Kur’an’ı Kalplerimizin Baharı Eyle Allahım!” diyerek hep niyaz halinde bulunmak gerektiği hatırlatılır.

ASR-I SAADET İKLİMİNDEN GÜNÜMÜZE: ÖRNEK NESİL VE REHBERLİK

Tezkiye ve terbiye vazifesini asaleten yüklenen ve yürüten Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizdir. Öyleyse yolu O’na uğramayanın tezkiye şansı yoktur. İşte bu sebepledir ki gerçek mürşidler O’na vekalet nispetinde mürebbi olabilirler. Muhterem Osman Nuri Topbaş üstadımız nice makale ve kitaplarında üsve-i hasene olan Efendimize sevdalanmak gerektiğini, kalp dokularımızın O’nun kalp dokularıyla ülfet halinde olmasının lüzumunu adeta bir zikr-i daimîye dönüştürmüştür. M. Yaşar Kandemir Hocamız, yıllarca “Canım Arzular Seni” diyerek Habibullah olan Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-’in muhabbet ve sevdasını dergimizin müstesna sayfalarında gül şerbeti ikram eder gibi gönüllere sunmuştur. Zira iyi Müslüman olunacaksa bu gayeye örneksiz ve öndersiz ulaşmak mümkün değildir. Dergimiz, okuyucularını sık sık “Bütün Çağlar İzinde / salat sana, selam sana, Ya Rasulullah” diyerek bir iz sürmeye davet edip durmuştur. Buram buram Rasululüllah muhabbeti ikram etmeye çalışmıştır.

Örnek Nesil Sahabenin İzinde

Muhacir ve Ensardan oluşan öncü nesle tabi olmak, onlar gibi Resulullah’ın davasına sahip çıkmak, yanında ve yakınında bulunanların safında yer almak niyetiyle asr-ı saadet ikliminden günümüze esintiler taşımıştır. “Örnek Nesil” adıyla iki yıl peş peşe Şerafettin Kalay hocamıza ait bir eseri okuyucularıyla buluşturmuştur. Zira terbiye ve tezkiyede bu örneklikler bu yolun büyükleri nezdinde evliya kerametinden daha mühimdir. Her şeyden önce razı olunmuş bir Müslümanlık nasıl olabilir sorusunun cevabını Kur’ân-ı Kerim o ilk muhacir ve ensarı bize işaret ederek göstermiştir. Öyleyse onlar tanınmalıydı. Bu gayenin tahakkuku için dergimizin ilk çıkışından bugüne kadar mutfağında görev almış Mustafa Eriş ağabeyimizin muhabbetli kaleminden dökülen satırlar gönüllerde ne güzel izler bırakmıştır.

Allah Resûlünün ilim, irfan ve terbiye mirasından büyük nasip almış sâlih ve sadıkların halleri, hikmetli sözleri ve irşadları, nebevî tezkiye ve terbiyenin zaman ve mekâna yayılmış nur huzmeleri mesabesindedir. Altınoluk, nice Hak dostunun kemal ve cemal ışıklarından oluşan büyük bir avize misali sayfalarından bu nebevî mirası yansıtmaya çalışmıştır. “Altın Silsile” olarak bilinen Hazret-i Hacegân’ın söz ve halleri, nice gönüllerde marifetullah sevgisinin aşılanmasına vesile olmuştur. Zira salihlerin halleri ve sözleri Allah ordularından bir ordudur, denilmiştir. 

BİR GÖNÜL OCAĞI OLARAK ALTINOLUK: İLİM, İRFAN VE HİZMET MİRASI

Dergimizin kalbi ve merkez mesajları diyebileceğimiz orta sayfalarında yer alan geniş muhteva, tezkiye ve terbiye adına adeta bir ocaktır, şahsiyet mektebidir. Sultanu’l-Arifin Mahmud Sami Ramazanoğlu ve Sâhibü’l-vefâ Mûsa Topbaş -kuddise sirruhuma- Hazretlerinin yazıları ve muhterem Osman Nuri Topbaş Üstadımızın ve Abdullah Sert Hocamızın mesajları dikkatli bir şekilde okunacak olursa din-i mübin-i İslam’ı aşk ile ve kemaliyle yaşamanın hem ufkuna, hem kemâline hem de tadına nasıl erileceğinin yol haritasını bulursunuz. Bu sayfalarda mezhep ve meşrep farkı gözetilmeden ümmetin hüsn-i zannına mazhar olmuş nice Hak dostlarının misafir edildiğine şahid olursunuz. Onların irfan ve hikmet bahçelerinden buket buket güller ve sünbüller ikram edildiğini hissedersiniz. Abdulkadir Geylaniler, Ahmed er-Rifailer, Şah-ı Nakşbendler, İbrahim Düssukiler, Yunuslar, Mevlanalar, Aziz Mahmud Hüdayiler ve daha niceleri, dergimizin aziz misafirleri olarak ağırlanırlar. Onların sözleri ve halleri, okuyan ve dinleyenlerin niyet, kabiliyet ve ihtimamları nispetinde manevi dünyalarını ve kişiliklerini inşa eder. “Gönül Erleri” serlevhasıyla Prof. Dr. H. Kamil Yılmaz hocamızın dergimizdeki yazıları da nice zaman sohbetlerimizin kaynaklarından biri olmuştur.

Doğru Tasavvuf Çizgisinde Denge: Bidatlerden Arınmış Bir Vefa Yolu

Altınoluk bir taraftan doğru bir tasavvuf çizgisinin koordinatlarını verirken, diğer taraftan da tezkiye ve terbiye adına ortaya çıkan bidat ve hurafelere dikkat çekmiş, insanımızın savrulmasının önüne geçmeye çalışmıştır. Doğru örneklerle röportajlar, söyleşiler yapmış, hakikati ehl-i hakikatin dilinden sunmaya özen göstermiştir. Bu meyanda nice güzel insanlar ve Hak dostları Altınoluk ailesinin aziz misafirleri olmuştur. Salih ve sadıklarla madden beraberlik önemli olduğu gibi zihnen ve kalben beraberlikler de önemlidir. İşi menakıpçılığa dökmeden alim ve ariflerimizin hayatlarına ve aziz hatıralarına yer vermek, hem selefimize karşı bir vefadır hem de sonradan gelecek haleflerimize istifade ve istifaza vesilesidir. Bu yönüyle Altınoluk sahibu’l-vefa olmayı da önemli bir vazife bilmiştir.

Zikrullah: Allah ile Beraberlik Terbiyesi ve Kalbi İtminan

Nefs terbiyesinde evrad ü ezkarın yeri de pek mühimdir. Allah’ı unutmadan bir hayat sürmek, diri bir hayat için zaruridir. İnsan kalma ve nitelikli insan olma hedefimiz ancak zikrullah sayesinde olabilecektir. Zira Hakk’ı unutanlar kendi öz hakikatlerine yabancılaşır ve zamanla kendi özlerini çürütürler. İçindeki cevheri keşfedemeden bu dünyadan göçerler. Zikrullahın bu ehemmiyeti sebebiyle Altınoluk “Zikir: Allah’la Beraberlik Terbiyesi”ne olmazsa olmaz bir gereklilik olarak sürekli vurgu yapar. Gönüllerin huzur bulması için “Zikirden İtmi’nana” diyerek bir yol gösterir.

ZAMANI İHSANLA YAŞAMAK: ÖMÜR NİMETİNİN MURAKABESİ

Muhasebe ve murakabe altında ömür nimetini adeta damıta damıta tertemiz bir hayata dönüştürme azmini sürekli diri tutmak, onun misyonlarından biri olmuştur. “Zor Hesap: 24 saati nasıl yaşıyoruz?” diyerek tefekküre davet eder. “Müslümanın Gece Hayatı”nı gündeme alırken “Seher Gıdası”nın diriltici ve dönüştürücü sırrına dikkat çeker. Gündüzleri de gaflete düşmemek ve gönlün bir an bile Hak’tan kopmaması adına “El Kârda Gönül Nerde?” sorusunu sorar. Bir gün Hakk’ın huzuruna varılacağını hatırlatarak “Likaullahı Unutma!” çağrısını yapar ve böylece “Hayata Ölüm Terbiyesi” vermeyi de ciddiye alır.

Hulasa Altınoluk’un hedefi “İslam’ı Güzel Yaşamak” ve yaşatmaktır. “Allah’a Bağlı Bir Hayat”la “Allah Adamı Olmak” ve “Son Nefes” odaklı bir hayat sürüp nihayet “Selim Bir Kalple” Rabbimize vasıl olmaya vesile olmaktır.

Rabbimiz Altınoluk Dergimizin ömrüne bereket versin. O’nu tertemiz bir hayatla yaşatsın. İstikametini daim kılsın. Etrafını cennete çeviren bir nehir misali nice gönüllerin diriliğine, yeşermesine ve vuslatına vesile kılsın. Nice ham insanın pişerek olgunlaştığı bir gönül ocağı eylesin. Amin.

Kaynak: Adem Ergül, Altınoluk Dergisi, Sayı: 481

İslam ve İhsan

ALTINOLUK DERGİSİ 40 YAŞINDA!

Altınoluk Dergisi 40 Yaşında!

OSMAN NÛRİ TOPBAŞ HOCAEFENDİ İLE ALTINOLUK DERGİSİNİN 40. YILI ÜZERİNE MÜLÂKAT

Osman Nûri Topbaş Hocaefendi ile Altınoluk Dergisinin 40. Yılı Üzerine Mülâkat

ABDULLAH SERT HOCAEFENDİ İLE ALTINOLUK DERGİSİ 40. YIL ÖZEL RÖPORTAJI

Abdullah Sert Hocaefendi ile Altınoluk Dergisi 40. Yıl Özel Röportajı

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.