Allah’ın Rahmeti ve Yardımı Melekler Aracılığıyla Nasıl Tecelli Eder?
Meleklerin görevleri, insan hayatındaki yeri ve Allah’ın rahmetiyle ilâhî yardımın melekler aracılığıyla nasıl tecelli ettiği anlatılıyor.
Allah Teâlâ sayısız melek orduları yaratmıştır. Melekler halk ile Hak arasındaki yegâne vasıtadır. Melekler, Allah'ın huzurunun güzelliğini temsil eder, saflığı simgelerler. Allah, insanlara karşı her şeyi, herkesi kuşatan sevgisini ve güzelliğini göstermek için melekleri yaratmıştır. Melekler iyiliğin taşıyıcısıdırlar. Her an ve her yerde insanlarla birliktedirler. İnsanlar için daima koruyucu ve yardımcıdırlar. Her saniye yanı başımızda olan, yaptığımız iyi, kötü herşeyi en ince ayrıntısına kadar kaydeden Kirâmen Kâtibîn melekleri, Rabbimizden gelen müthiş merhametleri ve şefkatleriyle insanın günahını akşama kadar yazmazlar, beklerler belki tövbe ederiz diye.
Müminlerin Allah rızası yaptığı işleri melekler tamamlar. Kur'an okurken yaptığımız tecvid hatalarını düzeltirler. Allah'ın rızasını kazanmak üzere bir araya geldiğimiz sohbetlerimize melekler de iştirak ederler ve böylece ortamları bir cennet bahçesine çevirirler. Hatta savaşlarda, ümitlerin tam tükendiği noktada Allah yardımını melekler aracılığıyla doğrudan göndermiştir. Hem Peygamberimiz aleyh-is-salât-ü-vesselâm zamanında yapılan savaşlarda hem de Kurtuluş Savaşı sırasında bu duruma insanlar şahit olmuştur. Kafir orduları bu olağanüstü durum karşısında dehşete kapılmışlardır.
DÖRT BÜYÜK MELEK VE İLÂHÎ GÖREVLERİ
Bizim hayatımıza en çok dokunan 4 büyük melek şunlardır: Cebrail aleyhisselam; Allah'ın emir ve yasaklarını, vahiyleri peygamberlere ulaştırmakla görevlidir. Mikail aleyhisselam; doğa olaylarını (yağmur, rüzgar vb.) ve canlıların rızıklarının dağılımını idare eder. İsrafil aleyhisselam; kıyametin habercisidir ve tekrar diriliş anında Sûr'a üflemekle görevli olandır. Azrail aleyhisselam; vadesi dolan canlıların ruhunu teslim alır.
Hasan el-Mevlevi, Aşkname şerhinde Cebrail aleyhisselâmı muazzam sözler ile anlatıyor: “Aşk insanlık kuşunun avcısıdır. Aşk Kuds-i Lahut'un ‘Cebrail’ pak suretidir. Lahut meleklerin âlemine derler. Kuds-i Lahut kelimesi Hazreti Cebrail'e işaret eder. İnsanın can kuşunu avlar, yakınlık ve izzet dergahına götürür. Aşk her ne kadar şahine benzetilse de heybet ve azamette Cebrail'in pak sıfatını almıştır. Yani Cebrail gibi müthiş kuvvetlerle donatılmıştır. Halk ile Hak arasında yoktan yaratılıp hayret ve hayranlık uyandıran yegâne vasıtadır.”
Cebrail’in (a.s.) İlâhî Yardıma Koştuğu Anlar
Peygamber Efendimiz aleyh-is-salât-ü-vesselâm Cebrail aleyhisselâm’a sordu: “Ey Cebrail, hiç 7 kat semadan yeryüzüne inerken zorlandığın oldu mu?" Cebrail aleyhisselâm cevap verdi; “Evet ya Rasûlallah üç kere yeryüzüne inerken zorlandım.” Bunun üzerine Efendimiz aleyh-is-salât-ü-vesselâm sordu; “Nasıl oldu anlatır mısın ya Cebrail?”
Cebrail Aleyhisselâm dedi ki; “Hazreti İbrahim aleyhisselâm ateşe atılırken Allah Celâlühû bana dedi ki; ‘Sor bakalım İbrahim’in bizden bir dileği var mıdır?’ O sırada, Hazreti İbrahim aleyhisselâm ateşe atılmış şekilde havada ilerliyordu. Hemen süratle indim yeryüzüne ve Hazreti İbrahim aleyhisselâm’a sordum, ‘Ey İbrahim var mıdır Rabbinden istediğin bir şey.’ İbrahim Peygamber cevapladı: ‘Çekil, çekil Rabbim’den geldiyse başım üstüne.’ Bunun üzerine Yaradan emretti ateşe serin ol, yere de yumuşak ol’ dedi.”
“Yine İbrahim aleyhisselâm oğlu İsmail aleyhisselâm’ı kurban ediyordu, bıçağın keskin yerini değil de sırt tarafını İsmail’in boğazına sürtüyordu. Kesmek için tam farkına vardı ve bıçağı ters çevirip İsmail’in boğazına değdireceği sıra Rabbim emretti. “Yetiş ya Cebrail, al şu iki koçu, İbrahim aleyhisselâm bunları kurban etsin” dedi. İşte o sırada çok korktum yetişemeyeceğim diye ama şükürler olsun yetiştim.”
Peygamberimiz aleyh-is-salât-ü-vesselâm buyurdu; ”Sen Uhud savaşındaydın.” Cebrail aleyhisselâm şöyle dedi; “Savaş sırasında sen darbe alınca miğferinin demiri yanağına battı. Güzîde Ashabın yanına geldi ve sana olan terbiyesindendir ki eliyle değil ağzıyla yanağından hafifçe çekti, çıkardı. İşte tam o sırada yanağından süzülen bir damla kan yere düştü düşecek. Âlemlerin Rabbi buyurdu; ‘Yetiş Ey Cebrail, eğer Rasûlümün bir damla kanı yere düşerse and olsun ki yerde ve gökte hiçbir canlı bırakmam!’ İşte o anda tam gücümle yeryüzüne Uhud’a yöneldim. O kadar hızla indim ki yanağından süzülen kan, tam yere damlamak üzereyken yetiştim ve kanadımın üzerine düşürdüm.”
Yusuf Aleyhisselâm kardeşleri tarafından kuyuya atıldığı zaman Cebrail aleyhisselâm yine yetişti. Onun mübarek bedenini kanadı ile tuttu ve taşın üzerine bıraktı.
Meleklerin İbadetimize Eşlik Eden Görünmeyen Cemaati
Miraç gecesinde yer alan bir sohbetten biliyoruz ki biz namaz kılarken cennetin bütün tabakaları bizimle beraber kıyam ederek, rükûya giderek, secdeye kapanarak namaz kılan meleklerle dolar. Melekler de bizim tesbihimize, hamdimize, zikrimize, duamıza ve tilavetimize katılırlar ve arkamızda namaz kılıp cemaat oluştururlar. Etrafımız bizimle birlikte tesbih ve hamd ilâhîleri söyleyen sayısız meleğin muhteşem senfoni orkestrası ile sarılmıştır. İhlasla kılınan bir namaz sayesinde tüm meleklerin hamd korosuna katılma şansını elde ederiz. Dr. Halûk Nurbaki bu konuyu şöyle anlatıyor: “Bütün melekler, müminin gerçek namazında vazgeçilmez bir cemaattir. Mümin, namazda oturup, Ettahiyyatü okuduktan sonra Kelime-i Şehadeti tekrar ederken; o müminin görülmez cemaati olan milyonlarca melek, hep bir ağızdan bu şehadete katılır.”
Meleklerin Tesbihi ve Allah’ın Görünmeyen Orduları
Hz. Adem cennette ikamet ederken, semadaki Kâbe olan “Beyt-ül Mamur”da meleklerin tavaf sırasındaki tesbih ve tekbirlerini işitmişti ve onların zikirlerine katılmıştı. Cennetten ayrılmak zorunda kaldığında, meleklerin bu muhteşem ilahîlerinden mahrum kaldı ve onların bu semavî seslerini yeniden duymanın özlemi içerisinde yaşadı. Bu nedenle, Kâbe, insanlığın yitik cennete olan en derin ihtiyaçlarına bir cevaptır.
"Allah'ın görünmeyen orduları" tabiri, Kur'an-ı Kerim'de, özellikle müminlerin zor zamanlarında ilahî yardımı ifade eden mecazî ve manevî kavramları tanımlar. “Cünûd-i İlâhiyye” melekleri ve doğa olaylarını kapsar; rüzgar, fırtına, kasırga veya kuraklık gibi olaylar ilahî birer ordu olarak kabul edilir. Zalimleri cezalandırmak veya ilahî adaleti sağlamak üzere görevlendirilen görünmez ordular olarak nitelendirilir.
CÜNÛD-İ İLÂHİYYE: ALLAH’IN GÖRÜNMEYEN ORDULARI VE İLÂHÎ YARDIM
Melekler “Cünûd-i İlâhiyye”, yani Allah'ın emriyle müminleri koruyan, manevî destek verenlerdir. Kur’ân-ı Hakîm’de şöyle buyurulmuştur; "Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir." (Fetih Suresi,7) "Sen müminlere, 'Rabbinizin, indirilmiş üç bin melekle sizi desteklemesi size yetmez mi?' diyordun. Evet, siz sabredip takvâ gösterdiğiniz ve onlar da hemen şu dakikada üzerinize geliverdikleri takdirde, Rabbiniz size nişanlı beş bin melekle yardım edecektir." (Âl-i İmrân,124-125)
Bedir Savaşı gibi tarihi muharebelerde meleklerin Müslümanların safında savaştığına dair Kuran-ı Azimüşşan ayetleri bulunur; "Hani siz Rabbinizden yardım diliyordunuz. O da, 'Ben size peş peşe gelen bin melekle yardım edeceğim' diyerek duanızı kabul etmişti." (Enfâl,9)
Hendek savaşının sonunda müşriklerin bir fırtına ile tüm erzaklarının yerle bir olması üzerine şu ayet indirilmiştir; "Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani üzerinize ordular gelmişti de biz de onların üzerine bir rüzgar ve sizin göremediğiniz ordular göndermiştik..." (Ahzâb,9)
Bir kişi yardım etmek isterse, kendi iradesini kullanır. Allah’dan bir yardıma mazhar olabilmek ise, olağanüstü bir gayret, cihad, sabır ve özel bir makam sahibi olmayı gerektirir. Bedir'de de, Hendek'te de öyle olmuştur. Elden gelen her şey yapılmış, tüm tedbirler alınmış ve sıkıntılar karşısında Allah’ın yardımı ne zaman diyecek kadar sabırlar zorlanmıştır. Ancak o zaman görünmez ordular gönderilir ve Allah’tan yardım alabilmek mümkün olur.
Kaynak: Rabia Brodbeck, Altınoluk Dergisi, Sayı: 485









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!