Allah'ı (c.c) Gerçekten Seviyor Muyuz?

Cenâb-ı Hakk’ı gerçekten seven bir mü’minin alameti nedir?

Yunus Emre Hazretleri buyurur:

Allah ile olan kişi
İhsân olur onun işi
Neylerler gayrı teşvişi
Allah sevgisi var iken

Cenâb-ı Hakk’ı gerçekten seven bir mü’min, her nerede olursa olsun, dâimâ Allah ile beraberlik (maiyyet) şuuru içinde bulunur. Her an ilâhî kameraların gözetimi altında bulunduğunun farkında olarak ihsan duygusuyla yaşar. Bu sebeple de hiçbir vakit zikirden, fikirden, şükürden uzak kalamaz. Gaflete, mâlâyânîye, Cenâb-ı Hakk’ın sevmediği bir vaziyete dalamaz.

Üstelik, Allah ile beraberlik ve ihsan şuuru, mü’mine her dâim “ecmel, ekmel ve ahsen” kıvamında, yani İslâm’ın nezâket ve zarâfetine yaraşır şekilde, en güzel, eksiksiz-noksansız ve mükemmel bir sûrette hareket etme hassâsiyeti kazandırır.

ÂMÂNIN RABBİ GÖRÜYOR!

Şu hâdise, bunun ne güzel bir misâlidir:

Hak dostlarından biri, ağırlayacağı âmâ bir misafire, oldukça gösterişli ve mükellef bir sofra hazırlar. Etrafındakiler:

“–Efendim, gelecek olan misafiriniz âmâ, niçin bu kadar îtinâ gösterip zahmet buyurdunuz? O sizin bu zarif sofranızı görmüyor ki!” derler.

O ârif zât ise şu muhteşem cevabı verir:

“–Evet, hazırladığım ikramları o âmâ göremiyor, fakat âmânın Rabbi görüyor!”

Velhâsıl Cenâb-ı Hakk’ı seven bir kul, her işinde O’nun sevip râzı olacağı şekilde davranmaya gayret eder. Kendisini her an ilâhî kameraların gözetimi altında bilen bir kul, hiçbir işinde gelişigüzel davranamaz, bütün hâl ve davranışlarına îtinâ gösterir.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Altınoluk Dergisi, 2020 – Aralık, Sayı: 418

İslam ve İhsan

ALLAH SEVGİSİ NASIL OLMALIDIR?

Allah Sevgisi Nasıl Olmalıdır?

ALLAH'I SEVDİĞİNİ İSPATLAMA TESTİ

Allah'ı Sevdiğini İspatlama Testi

HAVF VE RECA ARASINDA OLMAK NEDEN ÖNEMLİ?

Havf ve Reca Arasında Olmak Neden Önemli?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.