Akli ve Dini Deliller Nelerdir?
Delil kavramı, aklî ve dînî delillerin tasnifi, yakînî ve zannî deliller ile İslâm düşüncesinde bilgiye ulaşma yolları ele alınıyor.
Delil; sözlükte, “Mürşid, rehber, kılavuz, yol gösteren” demektir. Terim olarak ise; “Kendisi vasıtasıyla başka bir şey hakkında bilgi edinilen şey”e denir.1 Yani delil sayesinde bir şeyin doğru veya yanlış olduğu öğrenilmiş olur. Delille öğrenilen şeye “medlûl” denir.
Deliller, çeşitli bakımlardan sınıflamaya tabi tutulur. Akla ve nakle dayanmasına göre aklî ve naklî diye ikiye ayrılır.
AKLÎ DELİLLER
Akla dayanan delillere “aklî deliller” denir. Aklî deliller, kat’î (kesin) ve zannî (kesin olmayan) diye ikiye ayrılır.
1) Kesin Deliller (Yakîniyyât):
Kesin olarak medlûlü isbât eden delillere “burhân (huccet)” denir. Kesinlik ifâde eden önermelerden meydana gelen ve bundan dolayı “yakîniyyât” denilen deliller altı çeşittir.
- Bedîhîler: Aklın, bir vasıtaya muhtaç olmaksızın hemen bildiği açık, net bilgilerdir. “Bir, ikinin yarısıdır”, “Bütün, parçasından büyüktür” gibi. Bedîhî (apaçık) bilgilere “evveliyât” da denir.
- Fıtrîler: Basit bir kıyasla aklın hemen kabul ettiği hükümdür. “Dört sayısı çifttir” gibi.
- Müşâhedeler: Duyu organları vasıtasıyla verilen hükümdür. Beş duyu vasıtasıyla olanlara “Hissîler” denir. “Güneş ışık verir”, “Ateş yakar” gibi. İç duyular vasıtasıyla hükmolunursa buna da “Vicdânîler” denir. İnsanın açlığını bilmesi gibi.
- Hadsîler: Hads (sezgi) ile verilen hükümlerdir. Hads, zihnin ânî kavramasıdır. Zihinde çok hızlı gizli bir kıyas vasıtasıyla meydana gelir. “Ay ışığını güneşten alır” hükmü gibi.
- Mücerrebler: Tekrar edilen deneyler sonunda verilen hükümlerdir. “Alkollü içki insanı sarhoş eder” önermesi gibi.
- Mütevâtirler: Yalan üzerine birleşmelerini aklın kabul edemeyeceği çok sayıda insanın bildirdiğiyle hükmetmektir. Mekke’yi görmemiş olan birisinin “Mekke vardır” diye hükmetmesi gibi. Mütevâtirâttan olan önermelerin duyulara dayanmış olması şarttır.2
Bu yollarla varılan sonuçlara kesin bilgi veren “Burhânî Deliller” denir. Bunlar, aynı zamanda fazla düşünmeden, delile başvurmadan, kendiliğinden ve kaçınılmaz bir şekilde meydana gelen zarûrî (zorunlu) bilgi çeşididir.3
2) Zannî Deliller (Zanniyyât)
Yakîniyyât gibi kesinlik ifâde etmeyen, aksine zan ifâde eden delillere “Zannî Deliller”, diğer adıyla “Hatâbî Deliller” denir. Zannî (Hatâbî) delillerin çeşitleri şunlardır.
- Meşhûrlar: İnsanlar tarafından değer verilen hükümlerdir. Bütün insanların kabul etmesi şart değildir. “Zulüm kötüdür, adâlet iyidir” gibi.
- Makbûller: Halkın doğruluğuna güvendiği âlim ve mürşidlerin bildirdikleridir.
- Müsellemler: Bir tartışma esnasında kullanılan, karşı tarafca doğruluğu kabul edilmiş önermelerdir. Bunlar, karşı tarafı ikna için delil olarak gösterilir. Meselâ; bir müslümanla hristiyanın tartışmasında, Hz. Muhammed’in Mi’râc’ını inkâr eden hristiyana, müslümanın Hz. İsâ’nın göğe çıkışını delil olarak göster- mesi gibi.
- Muhayyeller: Psikolojik olarak teşvik etmek veya nefret uyandırmak için tahayyül edilen doğru veya yanlış hükümlerdir. “Şarap, akıcı bir yâkûttur”, “Bal, iğrenç bir kusmuktur” gibi.
- Vehmîler: Kuruntu ile verilen hükümlerdir. Gerçekte olmayan şeyi varmış gibi kabul etmektir. Duyular âlemine kıyas ederek duyular ötesi hakkında verilen hükümler böyledir. Meselâ; idrâk edilen cisimlere kıyasla verilen “Her varlık yer kaplar” hükmü gibi.
Karînelerle hüküm vermek: Herhangi bir ipucu görüp hüküm vermektir.
Meselâ; yoğunlaşmış bulutu görüp yağmurun yağacağını söylemek gibi.4
DÎNÎ DELİLLER
Dînin öğrettiği, vahye dayalı olan delillere “Dînî Deliller” denir. Bunlar işitmeye bağlı olarak öğrenildiği için bunlara “Sem’î Deliller” ve “Naklî Deliller” de denir.
Dînî (naklî, sem’î) deliller, kesinlik ifâde edip etmeme yönünden dört türlüdür:
- Hem sübûtu, hem de mânâya delâleti kesin olan deliller: Kur’ân âyetleriyle mütevâtir hadislerdir.
- Sübûtu kesin, mânâya delâleti zannî olan deliller: Te’vîl edilebilen bazı Kur’ân âyetleriyle, te’vîl edilebilen bazı mütevâtir hadislerdir.
- Sübûtu zannî, mânâya delâleti kesin olan deliller: Mânâsı açık olan Âhâd (sahih, hasen) hadisler bu gruba girer.
- Sübûtu da mânâya delâleti de zannî olan deliller: Birkaç mânâya ihtimâli olan âhâd (sahih ve hasen) hadisler bu gruba girer.
Dipnotlar:
- Bk. Seyyid Şerif Cürcânî, Ta’rîfât, s. 61.
- Bk. Necati Öner, Klasik Mantık, s. 184-185; Ali Arslan Aydın, a.g.e., s. 80.
- Bk. Bekir Topaloğlu, Kelâm İlmi Giriş, s. 71.
- Bk. Necati Öner, a.g.e., s. 186-187; Bekir Topaloğlu, a.g.e., s. 75.
Kaynak: Prof Dr. Mehmet Bulut, Delilleriyle İslam Akaidi, Erkam Yayınları









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!