Ağrı Kesiciler Masum mu? Yan Etkiler ve Gerçekler

Ağrı kesicilerin sanıldığı kadar masum olup olmadığı, yan etkileri, sağlık riskleri ve empati-vicdan üzerindeki olası etkileri bilimsel araştırmalar ışığında ele alınıyor.

Yanınızda ağrı kesici var mı?

AĞRI KESİCİLER GÜNLÜK HAYATIMIZDA

Toplantılarda, ziyâretlerde ve arkadaş çevremizle yaptığımız buluşmalarda ortamdaki birisinin böyle bir soru sorması gâyet tabiî karşılanan bir durumdur. Basit ve insâni görünen bu soru karşısında yapacağımız ilk şey eğer yanımızda ağrı kesici varsa hiç düşünmeden karşımızdakine vermektir. Hatta böyle bir yardımda bulunmak bizde iyilik yapma hissi bile uyandırabilir. Ancak ağrı kesiciler sandığımız kadar mâsum değildir.

Günümüzde ağrıya/acıya dayanma eşiğimiz giderek düşüyor ve bir yerlerimiz ağrıdığında ilk aklımıza gelen bir ağrı kesici yutup ağrımızı/acımızı dindirmek oluyor. Öküzle saban sürerken kolu bacağı yaralanan, moraran, ağrıyan veya oruçlu hâliyle saatlerce güneş altında çalışan büyük dedelerimizin belki de hiç tanımadığı bir şeydi ağrı kesiciler. Ancak yapılan araştırmalara göre ülkemizde ağrı kesiciler en fazla satılan ilaç gruplarından birisidir.

Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunca yayımlanan rapora göre 2020’de en çok satılan ilk 20 ilaç arasında ilk 3 sırayı ağrı kesici özellikli ilaçlar ile romatizma tedavisinde kullanılan ilaçlar alıyor.

Bir ilaç şirketi olan Abdi İbrahim’in 2013 yılında 62 şehirden 10.500 kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği Akılcı İlaç Kullanım Araştırması’na göre birbirimize en çok önerdiğimiz ilaç %71 oranla ağrı kesiciler oldu. Ağrı kesici ilaçlar ülkemizde bilinçsiz bir şekilde reçetesiz olarak kullanılan en yaygın ilaç grubunu oluşturuyor. Ancak yaygın olarak kullanılan birçok ağrı kesicinin ciddi yan etkileri bulunuyor.

AĞRI KESİCİLERİN SAĞLIK RİSKLERİ VE YAN ETKİLERİ

2016 yılında Avrupa’da 4 ülkeden (Hollanda, İtalya, Almanya ve İngiltere) milyonlarca insanın sağlık verilerinin kayıtlı olduğu veri tabanları üzerinden bir araştırma gerçekleştirildi. Araştırmada NSAID grubuna dâhil olan İbuprofen, Naproksen, Aspirin, Arveles gibi ağrı kesicilerin kalp hastalığı riskini arttırıp arttırmadığına bakıldı.

Araştırmanın sonuçlarına göre ağrı kesici kullanımı kalp hastalıkları riskini arttırıyor ve bu artış kullanım dozuna bağlı olarak değişiyor. Bu ağrı kesicilerin yüksek dozlarda kullanıldığında kalp yetmezliği riskini iki katına çıkardığı gözlemlendi1.

Yine 24 çalışma ve 66.000 hasta üzerinden yapılan bir meta analizde ağrı kesici olarak kullanılan Aspirin’in mide kanamalarını önemli ölçüde arttırdığı bildirildi2. Ağrı kesicilerin uzun süredir araştırılan bu yan etkilerinin yanında farklı alanlarda yürütülmüş çalışmalar da mevcut.

AĞRI, EMPATİ VE VİCDAN ARASINDAKİ İLİŞKİ

Parol, Panadol, Calpol, Tylenol, Alvedon, Biogesic vb. birçok yaygın ağrı kesicinin ana etken maddesi olan parasetemol (acetaminophen) üzerine bir araştırma gerçekleştirildi. Çalışmada Parasetemol maddesinin insanlarda başkalarının acısına yönelik empatiyi azaltıp azaltmadığı araştırıldı. İçtikleri çözeltilerin içinde parasetemol olup olmadığını bilmeyen katılımcıların bir kısmına parasetemol içeren çözelti, diğer kısmına ise parasetemol içermeyen çözelti verildi.

İlacın etkisini göstermesi için bir süre beklendikten sonra katılımcılara  fiziksel acı çeken (örneğin parmağını kesen) veya sosyal acı çeken (örneğin babasının ölümü) farazi kişileri anlatan kısa öyküler okutuldu. Ayrıca katılımcılara laboratuvar ortamında sosyal dışlanma senaryoları izletildi ve birilerin yüksek sesli gürültüye maruz kalıp acı çektiklerinin zihinlerinde canlandırmaları istendi.

Yapılan psikolojik ölçümler sonunda parasetemolün katılımcıların acı hissini azalttığı bunun da başkalarının acısını hissetmesine mani olduğu, bir diğer ifade ile yâni empati kurma gücünü zayıflattığı bulundu3. Çünkü beynimizde fiziksel ve duygusal açıdan acı çektiğimizde sorumlu olan bölgeler ile başkalarının acı çekmesine karşı hissettiğimiz bölgeler örtüşüyor. Yâni beynimiz başkalarının acı çekmesine kendi acımız gibi tepki gösteriyor. Bu yüzden biz acı hissetmiyorsak başkalarının acısını da hissetmekte zorlanıyoruz.

Türk Dil Kurumu’na göre empati (TDK duygudaşlık olarak çevirmiş) kendini duygu ve düşüncede bir başkası yerine koyabilme olarak tanımlanır. Aynı kelime Cambridge Dictionary’de diğer insanların duygu ve sorunlarını anlayabilmek olarak tanımlanmaktadır.

Bu anlamla yakın ilişki içinde ve daha geniş bir anlama sahip olan bir başka kavram da vicdândır. Empati karşımızdaki kişinin durumunu bilişsel ve duygusal olarak anlayabilmemiz kastedilirken vicdân ise bu anlayıştan doğan ahlâki bir rehberdir.

Vicdân sâyesinde doğruyu, güzeli ve iyi olanı; yâni ahlâki olanı tercih ederiz. Empati başkasını anlamaktır; vicdân ise ahlâki olarak doğru olanı seçmektir.

Yeryüzünde müşkül bir durumda, acz içinde bulunan insan, hayvan veya bitkilere karşı içimizde bir sıkıntı, bir hüzün duyabiliyorsak ve onlar için bir şeyler yapma ihtiyâcı hissediyorsak bu bizim empati gücü yüksek, vicdânlı ve merhametli biri olduğumuzu gösterir. Ancak insanlığımız birçok cepheden kuşatma altında, ‘başkası üşüyorsa ben nasıl ısınabilirim’ sözünü yaşamaktan öte anlamakta bile zorlanabiliyoruz.

Kendi ihtiyaçlarına odaklanan, bencil, başkasını umursamayan, çıkarlarını korumaya odaklı, empati duygusu olmayan, vicdanının sesini hissedemeyen ve vicdânı körelmiş bir beşer tipinin ortaya çıkması için birilerin var gücüyle çalıştığını unutmamak gerekiyor. Bu zamanın bize sunduğu her şeyi koşulsuz kabul etmemek gerekiyor. Paranoyaya kapılmadan bilinçli bir şekilde sorgulamak gerekiyor. Küçücük bir ağrı kesiciyi bile.

Kaynaklar:

  • Andrea Arfè, Non-steroidal anti-inflammatory drugs and risk of heart failure in four European countries: nested case-control study, BMJ2016; 354 doi: https://doi.org/10.1136/bmj.i4857 (Published 28 September 2016)
  • Sheena Derry, Risk of gastrointestinal haemorrhage with long term use of aspirin: meta-analysis, BMJ2000; 321 doi: https://doi.org/10.1136/bmj.321.7270.1183 (Published 11 November 2000)
  • Dominik Mischkowski, From painkiller to empathy killer: acetaminophen (paracetamol) reduces empathy for pain, Soc Cogn Affect Neurosci 2016 May 5;11(9):1345–1353. doi: 1093/scan/nsw057
  • Tania Singer, Empathy for Pain Involves the Affective but not Sensory Components of Pain, Science Vol 303 20 February 2004

Kaynak: Ramazan Maden, Altınoluk Dergisi, Sayı: 483

İslam ve İhsan

AĞRININ NEDENİNİ BİLMEK NEDEN ÖNEMLİDİR?

Ağrının Nedenini Bilmek Neden Önemlidir?

ŞİFA DUALARI

Şifa Duaları

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.