Abdest Duası

Abdest alırken okunacak dualar nelerdir? Abdest duaları hangileridir? Kısaca abdest duaları.

Abdest alırken, azaların yıkanması sırasında okunacak dualar, İmam Nevevî’nin de belirttiği gibi hadis-i şeriflere dayanmaz. Her aza yıkanırken okunacak uygun dualar seleften nakledilmiş ve okunmaları güzel görülmüştür. Bu duaların okunması Hanefî ve Mâlikîlere göre müstehap, bazı Şâfilere göre ise mubahtır.[1] Bu dualar okunmasa da abdest tamam olur. Seleften gelen dualar şöyledir:

ABDEST DUALARI

1. Abdeste başlarken “eûzü” ve “besmele” den sonra:

“Suyu temizleyici ve İslâm’ı nûr kılan Allah’a hamdolsun”

2. Ağzına su alırken:

“Allah’ım! Bana peygamberinin kevser havuzundan, bir daha sonsuza kadar susamayacağım bir kâse su ihsan buyur!”

3. Burnuna su alırken:

“Allah’ım! Beni nimetlerinin ve cennetlerinin güzel kokularından mahrum bırakma.”

4. Yüzünü yıkarken:

“Allah’ım! Bazı yüzlerin beyazlanacağı, bazı yüzlerin de kararacağı günde, benim yüzümü ak kıl.”

5. Sağ kolunu yıkarken:

“Allah’ım! Bana amel defterimi sağ yanımdan ver ve benim hesabımı ko­lay kıl.”

6. Sol kolunu yıkarken:

 “Ey Rabbim! Bana kitabımı sol yanımdan ve arka yönden verme ve şiddetli bir hesap ile sorguya çekme.”

7. Başına mesh ederken:

 “İlâhi, beni rahmetinle yarlığa, benim üzerime bereketinden indir.”

8. Kulaklarını meshederken:

“Ey Rabbim! beni Hak sözü işitip de en güzeline uyan kullarından eyle.”

9. Boynuna meshederken:

“Ya Rabbim! Benim vücûdumu cehennem ateşinden azâd et!”

10. Ayaklarını yıkarken:

“Ey Rabbim! Birtakım ayakların kayacağı günde, benim ayaklarımı sırat üzerinde sâbit kıl.” diye dua edilir.

Dipnotlar:

[1] Zühaylî, age, I, 256.

Kaynak: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, Erkam Yayınları

ABDEST ALIRKEN OKUNACAK DUALAR

Abdest Alırken Okunacak Dualar

ABDEST NEDİR?

Abdest Nedir?

ABDESTİN ADABI NELERDİR?

Abdestin Adabı Nelerdir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.