126 Senelik Hayal Gerçek Oluyor

2. Abdülhamid Han'ın Fransızlara çizdirdiği ve bugün Karadeniz-Akdeniz yolunun birinci etabı olan Ordu-Sivas bağlantısında sona gelindi.

2. Abdülhamid'in 1876 yılında tahta çıkmasının ardından Anadolu'nun bölgelerini birbirine kavuşturmak amacıyla 1890 yılında Fransız mühendislere çizdirdiği Ordu-Sivas yolu 126 yıl sonra tamamlanma aşamasına getirildi.

Dağları delerek inşa edilen, Karadeniz'i İç Anadolu'ya bağlayacak en kısa yol olan ve halen tehlikeli virajlarla dolu 114 kilometrelik Ordu- Mesudiye yolu 88 kilometreye düşecek. Bunun yanı sıra 3.5 saat olan Mesudiye- Ordu güzergahı da 1 saate inecek. 325 km olan ve 5 saat süren Ordu- Sivas yolu ise 2.5 saate düşecek.

'İÇ ANADOLU DENİZE KAVUŞACAK'

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz, Karadeniz-Akdeniz yolunun en zorlu ve yorucu etabı olan Ordu-Sivas yolunda sona gelindiğini belirtti. Yılmaz, "Asrın projesinde artık sona yaklaşıldı. Karadeniz-Akdeniz Yolu'nda çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Karadeniz-Akdeniz yoluyla birlikte, Ordu'dan Mesudiye 1 saate, Sivas ise 2.5 saate düşecek. 600 km'lik Karadeniz-Akdeniz yolu, Ordu-Sivas bağlantısının açılmasıyla birlikte tamamlanmış olacak. Yol sayesinde dağlar dize, İç Anadolu denize kavuşacak" dedi.

123 KİLOMETRE KALDI

Yılmaz, dağların ve kayaların oyularak açıldığı yol güzergahında toplam uzunlukları 753 metre olan 8 adet köprünün 630 metrelik bölümünün tamamlandığını belirterek, "Kalan 123 metre uzunluğundaki köprünün yapımı hızla sürüyor. Projede toplam uzunlukları 15 km olan 25 adet tünel bulunuyor. Bunun 20 tanesi tamamlandı, 5 tanesinin yapımı tamamlanmak üzeredir. Ordu-Sivas bağlantısı 2017 yılı sonunda hizmete açılacaktır" diye konuştu.

Kaynak: Haber 7

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.