PEYGAMBERİMİZ ÇOCUKLARA NASIL DAVRANIRDI?

0

Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’in çocuklara muâmelesinden etkileyici bazı örnekler…

Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-, çocuklara dâima derin bir muhabbet gösterir; onları öper, okşar; mübârek parmaklarını tarak yaparak onların saçlarını düzeltirdi. Çocuklara muhabbet göstermeyenlerden hoşlanmaz; onları kabalık ve katılıkla nitelerdi.

ÇOCUKLARI ÖPÜP OKŞAMAK

Hazret-i Âişe -radıyallâhu anhâ-’nın rivâyet ettiğine göre bir defasında Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-, torunlarını severken ziyâretine İslâm’ın merhamet, şefkat, nezâket ve inceliğinden uzak bir bedevî geldi. Rasûlullah -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’in çocukları ziyâde sevmesine hayret ederek:

“–Yâ Rasûlallah! Siz çocuklarınızı öper (sever) misiniz? Biz çocuklarımızı öpüp okşamayız.” dedi.

(Allah’ın evlât nîmetine karşı bedevînin duygusuz ve duyarsızlığı, Allah Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’i müteessir etti.) Bedevîye:

Allah senin gönlünden merhamet ve şefkati çekip çıkarmışsa ben ne yapabilirim!..” (Buhârî, Edeb, 22) buyurdu.

Hadîs-i şerîfin gereğince bir Müslüman gönlü, Allah’ın emânetleri karşısında muhabbet, şefkat ve merhametle dolu olarak şefkat ve muhabbeti nasıl ve nereye yönelteceğinin idrâki içinde olmalı ve öyle yaşamalıdır.

ÇOCUKLARIN HEVESLERİNE VERDİĞİ CEVABI

Bir defasında da Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-, üzerine küçük abdestini yapan torununu:

“–Sen nasıl Rasûlullah’ın üzerine küçük abdest yaparsın?” diye pataklamaya kalkan Ümmü Fadl’a:

“−Oğlumun canını yaktın. Allah sana rahmet etsin!” buyurarak çocukların bu tür sıkıntılı hâllerine tahammül etmek gerektiğini göstermiştir. (İbn-i Mâce, Tabir, 10)

O, mübârek kucağında torunları olduğu hâlde namaza durur, secdede iken torununun mübârek sırtına çıkması üzerine secdesini uzatırdı. Çocuğa müdahale etmek isteyenlere:

“–Bırakın, çocuk hevesini almış olsun!” buyururdu.

Yine o Varlık Nûru, Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-, bir çocuk ağlaması duyduğunda namazı kısa keserdi. Bir defasında evinde namaz esnâsındayken çocuk ağlaması üzerine namazını kısa tutmuş ve ev halkına:

“–Onların ağlamalarının beni üzdüğünü bilmiyor musunuz?” buyurmuştu.

HZ. MUHAMMED’İN (S.A.V.) ÇOCUKLARA VERDİĞİ DEĞER

On yaşından itibaren on yılını Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’in hizmetinde geçiren Enes -radıyallâhu anh- anlatır:

“Rasûlullah’a tam on sene hizmet ettim. Bana bir defa bile: «Öf!» demedi. Yaptığım bir şeyden dolayı: «Niye böyle yaptın?» diye azarlamadığı gibi, yapmadığım bir şey sebebiyle: «Şöyle yapsan olmaz mıydı?» da demedi.” (Buhârî, Savm 53, Menâkıb 23; Müslim, Fezâil 82)

Bu itibarla Rasûlullah -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’in yüce huzurunda yetişen çocuklar bambaşka güzellik ve firâset ile donanmışlardır. Buna bir misâl kabîlinden Sehl bin Sa’d -radıyallâhu anh-’ın şu rivâyeti pek ibretlidir:

Rasûlullah -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- Efen­di­miz’e bir içe­cek ge­ti­ril­miş­ti. On­dan bir mik­tar iç­ti­ler. Bu es­nâ­da sağ ta­ra­fın­da bir ço­cuk, sol ta­ra­fın­da ise as­hâ­bın bü­yük­le­rin­den yaş­lı kim­se­ler otu­ru­yor­lar­dı. Efen­di­miz -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- sa­ğın­da­ki ço­cu­ğa kâ­bı­na varılmaz bir in­ce­lik ve ne­zâ­ket­le:

“–Mü­sâ­ade eder mi­sin, bu içe­ce­ği ev­ve­lâ şu bü­yük­le­ri­ne ve­re­yim?” bu­yur­du­lar. O akıl­lı ço­cuk da her­ke­si şa­şır­tan ve âle­me ib­ret ol­ma­ya lâyık şu bü­yük ce­vâ­bı ver­di:

“–Yâ Rasûlallah! Sen­den ba­na ik­râm olu­nan na­sî­bi­mi hiç kim­se­ye vermem!”

cocuknamaz
Bu­nun üze­ri­ne Sev­gi­li Pey­gam­be­ri­miz -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- mübârek el­le­rin­de­ki içe­ce­ği o ço­cu­ğa ver­di­ler. (Bu­hâ­rî, Eş­ri­be, 19)

Bu hâdise, Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’in çocuklara verdiği değeri göstermesi ve karşılıklı muhabbet akışları bakımından pek mühimdir.

“KIZLARI ÜSTÜN TUTARDIM”

Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, Hazret-i Fâtıma’nın evinde kaldığı bir gün, torunları olan Hasan ve Hüseyin efendilerimiz su istediler. Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, önce Hazret-i Hasan’a su verdi. Hazret-i Fâtıma -radıyallâhu anhâ-, Efendimiz’in Hasan’ı daha çok sevdiği hükmüne vardı. Efendimiz de buyurdu:

Hayır! İlk defa Hasan istedi.” buyurdular ve sonra da şöyle ilâve ettiler:

Bağış ve ihsanlarınızla çocuklarınıza müsâvî (eşit) muâmelede bulunun. Eğer ben birini üstün tutacak olsaydım, kızları üstün tutardım.” (İbn-i Hanbel, I, 101; İbn-i Hacer, el-Metalibu’l-Âliye, IV, 69; Heysemî, IV, 153)

Peygamber Efendimiz çocukların terbiyesine çok ehemmiyet vermiş, ashâbını da bu hususta pek çok hadîs-i şerîfi ile eğitmiştir:

“Çocuklarınıza ikrâm edin ve terbiyelerini güzel yapın.” (İbn-i Mâce, Edeb, 3)

“Bir baba, evlâdına güzel edepten daha efdal bir şey hediye etmez.” (Tirmizî, Birr, 33/1952)

“Kişinin, çocuğunu (bir kerecik) te’dip etmesi (edeplendirmesi ve uslandırması), kendi hakkında, bir sâ’ miktarında (yiyecek) tasadduk etmesinden daha hayırlıdır.” (Tirmizî, Birr, 33)

 “Kişinin öldükten sonra geride bıraktığı şeylerin en hayırlısı, kendisine duâ eden sâlih bir evlât, sevabı kendisine ulaşan sadaka-i câriye, kendisinden sonra halkın amel ettiği bir ilimdir.” (Müslim, Vasiyyet, 14; Tirmizî, Ahkâm, 36)

ÇOCUĞUN HAKKI: GÜZEL BİR İSİM VE EDEP

“Çocuğun babası üzerindeki haklarından biri, rûhâniyetli bir isim koyması ve güzel bir edep vermesidir.” (Beyhakî, Şuabu’l-îmân, VI, 401-402)

“Her kim üç kız çocuğunu himâye edip, büyütüp evlendirir ise, sonra da onlara lütuf ve iyilikte devâm ederse o kimse cennetliktir.” (Ebû Dâvûd, Edeb 121; İbn-i Hanbel, III, 97)

“Her kim iki kız çocuğunu yetişkinlik çağına yetiştirip himâye ederse kıyâmet günü o kimseyle yan yana olacağız.” buyurdu ve parmaklarını bitiştirdi. (Müslim, Birr 149; Ayrıca bkz. Tirmizî, Birr 13)

“Her kim kız çocuklarını yetiştirme yüzünden bir sıkıntıya uğrar da onlara iyi bakarsa bu çocuklar, onu cehennem ateşinden koruyan bir siper olur.” (Buhârî, Zekât 10, Edeb 18; Müslim, Birr 147; Ayrıca bkz. Tirmizî, Birr 13)

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Huzurlu Aile Yuvası, Erkam Yayınları

Paylaş.

Yorumlar