HATİP NE DEMEK? HATİP KİME DENİR?

0

Hatip: Hitap eden, topluluğa karşı konuşan, nutuk söyleyen. Cuma günleri Cuma namazından önce câmide hutbe okuyan kimse. Güzel konuşan kimse anlamlarına gelmektedir.

HATİP KELİMESİNE ÖRNEKLER

Allâh Teâlâ beşeriyete lutfettiği son Kitâb’ını en mükemmel bir sûrette ve Arap lisânı ile inzâl buyurmayı murâd ettiğinden, bu dili konuşan insanlara Kur’ân’ın nüzûlünden asırlar evvel başlamak üzere bir talâkat (konuşma güzelliği), belâgat (söz güzelliği) ve edebiyat temâyülü vermiştir. Araplar, çeşitli yarışmalarla bu sahada faâliyet gösterirken, dillerinin daha da inkişâf etmesini sağlamışlar ve netîcede bu lisân, ilâhî kelâmı ifâdeye medâr olacak bir zenginlik ve mükemmellik kazanmıştır.

Asırlarca devâm eden bu faâliyet sonunda, Araplar arasında îcâzkâr söz söylemek en makbûl bir meslek hâline geldi. Şâirler ve hatipler, toplumda gıpta edilen göz kamaştırıcı bir mevkîye yükseldiler. Bundan dolayıdır ki, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’den sâdır olan mûcizelerin en büyüğü, sözlerin zirvesi olan kelâm-ı ilâhî, yâni Kur’ân-ı Kerîm oldu.

*****

“Mevlid gecesini ihyâdan sonra -ki Rabîülevvel’in 12’ci günüdür- sabah namazının akabinde Bâbü’n-Nisâ önündeki meydana, muvâcehenin karşısına bir kürsü koyarlar. Medîne’nin bütün ileri gelenleri, şehrin kadısı, Şeyhü’l-Harem, diğer ağalar ve rütbeli askerler mertebelerine göre otururlar. Ziyaretçiler etrafına toplanırlar. Öd ve amber kokuları göklere yayılır. Mescid-i Şerîf’in içi gül suları ile kokulandırılır. Hatiplerden beş kişi nöbetle kürsüye çıkar ve Arapça mevlid-i şerîf okurlar.

Duâdan sonra şerbetler içilir, herkes evlerine gider. Bu iş güneşin doğuşundan, kuşluk vaktine kadar devam eder. O gün dükkânlar açılmaz, dersler okunmaz, kimse işiyle meşgul olmaz. Toplar atılır, şenlikler edilir, büyük-küçük herkes güzel elbiselerini giyip birbirleriyle tebrikleşirler. Medîne halkı bu mübârek güne büyük ehemmiyet verip çokça hürmet gösterirler. Şehir ahâlisi arasında «En Büyük Bayram» budur. Zira bu gün, Fahr-i Âlem
Efendimiz’in dünyâyı şereflendirdikleri gündür.”

*****

Osmanlı tarihi boyunca kılıçla fethedilen şehirlerde en az bir câmide “an-fetih” sûretiyle hatîb efendi Cuma hutbesine kılıçla çıkar ve ona dayanarak hutbesini okurdu. Bunun mânâsı, hatîbin konuşma hakkı ve hürriyetinin, kuvvet ve kudreti elinde bulundurmakla mümkün olduğuna işâretti. Bugün bile Bâyezîd Câmi-i Şerîfi’nde hatipler hutbeye kılıçla çıkarlar. Diğer taraftan şâyet fethedilen belde kılıç girmeden sulhen ele geçmişse, orada da hatip efendi, Cuma hutbesine “anvatan” sûretiyle, elinde bir Kur’ân-ı Kerîm ile çıkardı.

Paylaş.

Yorumlar