Türk Araştırmacı Keçi Sütünden Kovid-19'a Karşı İlaç Geliştiriyor

İZÜ Helal Gıda Ar-Ge Mükemmeliyet Merkezi Araştırmacısı Bilal Çakır, tez danışmanıyla yaptığı makale çalışması sırasında yeni tip koronavirüse karşı etkili protein keşfettikleri keçi sütünden, ilaç adayı geliştirmek için de proje hazırlığına başladı.

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi (İZÜ) Laboratuvarlar Koordinatör Yardımcısı ve Helal Gıda Ar-Ge Mükemmeliyet Merkezi Araştırmacısı Yüksek Kimyager Bilal Çakır, tez danışmanıyla yaptığı makale çalışması sırasında yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı etkili protein keşfettikleri keçi sütünden, ilaç adayı geliştirmek için de proje hazırlığına başladı.

Yaklaşık 10 yıldır süt ve bitkisel ürünlerden elde edilen değerli biyoaktif bileşiklerin kanser ve kardiyovasküler hastalıklar üzerindeki etkinliğine ilişkin çalışmalar yürüten Çakır, salgın süreciyle birlikte çalışmalarını Kovid-19 tedavisinde kullanılabilecek ilaçlar üzerine yoğunlaştırdı.

Çakır ve tez danışmanlığını yapan Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuğba Tunalı, Eczacılık Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Göksel Şener ve Doç. Dr. Betül Okuyan, makale çalışmasında, keçi sütünün içerisinde bulunan proteindeki biyoaktif peptitlerin Kovid-19'a karşı etkili olduğunu keşfetti.

Bunun üzerine Çakır'ın keçi sütünün içindeki etkin maddeden Kovid-19'la mücadele etmek için ilaç adayı geliştirmeye yönelik hazırladığı makalesi, Avrupa Farmakoloji dergisinde (European Journal of Pharmacology) yayımlandı. Çakır, çalışmasını genişletmek ve patentini almak için projesi üzerinde çalışmayı sürdürürken, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumuna (TÜBİTAK) da proje başvurusunda bulunacak.

"Keçi sütü Kovid-19 tedavisinde faydalı olabilir mi?"

İZÜ Helal Gıda Ar-Ge Mükemmeliyet Merkezi Araştırmacısı Yüksek Kimyager Bilal Çakır, AA muhabirine, süt ve bitkisel ürünlerin içinde yer alan biyoaktif bileşiklerin hastalıkların tedavisinde kullanılmasına yönelik 10 yıldır çeşitli çalışmalar yürüttüğünü anlattı.

Yüksek lisans tezinde, danışmanı Prof. Dr. Tuğba Tunalı Akbay ile keçi sütünden saflaştırdıkları proteinlerden elde ettikleri biyoaktif peptitlerin kolon kanseri tedavisinde kullanılması üzerine çalıştığını dile getiren Çakır, şöyle konuştu:

"Tezimle ilgili makale çalışmalarımı yürütürken Kovid-19 salgını başladı. 'Keçi sütü Kovid-19 tedavisinde de faydalı olabilir mi?' diye araştırma yaparken güzel sonuçlar elde ettik. Salgın sürecinde virüsle laboratuvar ortamında çalışamadığımız için bilgisayar destekli veri tabanlarında protein peptit etkileşimleri üzerinde çalışma yaptık. Bu projemizle ilgili makaleyi hazırlayıp European Journal of Pharmacology dergisine gönderdik. Çalışmamız kabul aldı."

Çakır, projeyle ilgili laboratuvarda yürütecekleri çalışmaya ilişkin, "Keçi sütünü aldıktan sonra laboratuvar ortamında bazı ön işlemlere tabi tutacağız. Bu işlemlerden sonra proteinini elde edeceğiz. Elde ettiğimiz proteinlerden enzimatik muamelelerle biyoaktif peptitleri açığa çıkaracağız ve bu biyoaktif peptitlerin, 'invitro' dediğimiz laboratuvar ortamında değişik hücre kültürlerindeki aktivitelerini inceleyeceğiz." bilgisini verdi.

İlaç adayının hem ağızdan hem burundan kullanılması planlanıyor

Projenin, İZÜ, Marmara Üniversitesi ve İstanbul Teknopark olmak üzere 3 ayağı olduğunu aktaran Çakır, şunları kaydetti:

"Şu anda TÜBİTAK'a yazmak için hazırlık aşamasında olduğumuz proje kapsamında fare deneyleri yapacağız. Keçi sütünden saflaştıracağımız proteini ve ondan elde edeceğimiz peptitleri ayrı ayrı fareler üzerinde deneyeceğiz. Peptitleri, koronavirüsün bağlanmış olduğu enzimlere bağlamaya yönelik inhibisyon çalışmaları yapacağız ve bunların bağlanıp bağlanmadığını, inhibe edip etmediğini, bu virüsün bağlanmasına engel teşkil edecek bir durum olup olmadığını inceleyeceğiz. Güzel neticeler alırsak bunun akabinde de insan deneyi için daha büyük bir proje başvurusu dönemine geçeceğiz."

Çakır, projeyle geliştirilmesi planlanan ilaç adayının kullanım alanlarına ilişkin, "Bu peptit gibi diğer bütün ajanlar, ilaç olarak da değerlendirilebilir, koruyucu olarak da kullanılabilir. Bu, çalışmanın gidişatına göre değişebilir. Projemizde hem oral (ağızdan) hem nazal (burundan) uygulama düşüncemiz var. 'Hangisi daha iyi etki eder?' bu açıdan da değerlendireceğiz. Tabii ki önceliğimiz, virüsün vücuda girdiğinde insanları bir anda kötü duruma düşürmesini engellemek." ifadelerini kullandı.

"Keçi sütü içerek Kovid-19'dan korunamazsınız"

Proje bulgularının, keçi sütü tüketimiyle karıştırılmaması gerektiğine dikkati çeken Çakır, şöyle devam etti:

"Keçi sütü içerek Kovid-19'dan korunamazsınız. Keçi sütünü direkt tüketerek böyle bir etkinin olması söz konusu değil. Keçi sütünden önce proteinini laboratuvar koşullarında elde edip, daha sonra farklı işlemlerle o proteinin yapısını sağlayan peptitleri ayrı ayrı izole ediyoruz. İzole ettiğimiz peptitler de güzel bir sonuç teşkil ederse belki sentezleyerek elde edeceğimiz bir mekanizma ortaya çıkacak. Çünkü endüstriyel ölçekli düşünmek zorundayız. Bugün bir aşının total üretimi için kaç ay bekleniyor, ilaç endüstrisi de böyle. Yaptığımız tamamen Ar-Ge ve laboratuvar ölçekli bir çalışma. Keçi sütünü içerek koronavirüsten korunmak için fayda sağlayamazsınız."

Çakır, Türkiye'de Kovid-19'a karşı aşı ve ilaç geliştirmek için birçok bilim insanı tarafından çalışma yürütüldüğünü anımsatarak, devletin de desteğiyle kısa sürede başarılı sonuçlar alınacağını ve salgının üstesinden gelineceğini ifade etti.

Proje makalesinin uluslararası dergide yayımlanmasının ardından İngiltere ve İran'daki bilim adamlarının da projeyle ilgili benzer makaleler yayımladıklarını dile getiren Çakır, "Bunlar çok sevindirici, mutlu olduk. Projemiz dünyada ilgi gördü. Bu kadar ilgi olacağını beklemiyorduk. Keçi yetiştiricisinden tutun da uluslararası birçok arenada makalemiz karşılık buldu. İnşallah faydalı olabilecek bir ürün ortaya koyabiliriz. Derdimiz, bu sadece literatürde bir makalede kalmasın, ürüne dönüşsün ve fayda sağlasın." şeklinde konuştu.

Kaynak: AA

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.