Tefahür Ne Demek? Tefahür Nedir?

Tefahür ne demek? Tefahür kelimesinin anlamı nedir? Tefahür kelimesine örnek cümleler...

Tefahür: İftihâr etme, övünme anlamlarına gelmektedir.

TEFAHÜR KELİMESİNE ÖRNEK CÜMLELER

Süleyman aleyhisselam’ın kimsenin muktedir olamayacağı güçlerin kendisine verilmesini istemesi, tefâhür (övünmek) için değildi. Zamanındaki
zâlim pâdişahları zelîl etmek içindi. Çünkü devrindeki pâdişahlar, gurur ve kibir içinde zulmediyorlardı.

*****

Giyimde de îtidâli (dengeyi) muhafaza zarûreti vardır. Tefâhür, yani böbürlenmek ve çalım satmak gâyesiyle giyinme ve süslenmeler, dînen haramdır.

*****

Bir müslüman lüks bir mekânda yemek yediği aile sofrasının resmini, internette nasıl neşredebilir? Böyle davranışlarda; hem aile mahremiyeti ihlâl edilmekte hem de çok çirkin bir enâniyet ve tefâhür manzarası zuhûr etmektedir. Diğer taraftan da mahrumların kem nazarları tahrik edilmektedir.

*****

Paylaşmak mı başkalaşmak mı?

Meselâ; bir müslüman lüks bir mekânda yemek yediği aile sofrasının resmini, internette nasıl neşredebilir?

Böyle davranışlarda; hem aile mahremiyeti ihlâl edilmekte hem de çok çirkin bir enâniyet ve tefâhür manzarası zuhûr etmektedir. Diğer taraftan da mahrumların kem nazarları tahrik edilmektedir.

Niyetler ne olursa olsun; ortaya çıkan manzara, İslâm terbiye ve edep gerçeğine uymamaktadır.

*****

Tefâhur / Övünme

İşin tefâhur, böbürlenme ve caka satma tarafı da İslâm âdâbına uymaz. Yediği içtiği pahalı mekânın, koltuğuna kurulduğu lüks otomobilinin, gittiği tatil yerinin ve benzeri şeylerin fotoğraflarını paylaşarak övünmek; Allâh’ın ve Peygamber Efendimiz’in râzı olmayacağı pek çirkin davranışlardır.

*****

Düğünlerimiz, nikâhın halka îlânıdır. Peygamberimiz’in sünneti olan «velîme: İkram» vazifesinin edâsıdır. Bu îlân ve ikram, o kadar mâneviyat ve rûhâniyet içinde gerçekleştirilmelidir ki, kurulan evlilik için huzur ve saâdet nasîb olsun.

Fakat maalesef günümüzde;

Tefâhur / övünme, maddiyâtıyla güç ve gövde gösterisi yapmanın çirkin bir sahası da düğünler olmuştur.

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.