Zekât, İslâm toplumlarında sosyo-ekonomik şartların ıslahını hedef alan, ölçüleri ve harcama yerleri belirlenmiş bir malî ibadettir. Özellikle Ramazan ayında zekatı vermek ve sadakaları arttırmak daha faziletlidir.
Sahabe ve tabiûn ölmeyecek kadar yemek yerlerdi. Müminler ise zaruret miktarınca yemek yer; kafirler ise şehvetle yemeğini yer. Peki, oruçla birlikte aç kalmak insanı manevi olarak nasıl gıdalandırır hiç düşündünüz mü?
İçinde yaşadığımız çağda Müslümanların payına ne yazık ki keder, ızdırap, yokluk, fakirlik düştü. Dünyanın bir kısmı varlığın çılgınlığını yaşarken, diğer kısmı açlık, yokluk ve ıstırapların pençesinde kıvranıyor. Böylesine bir dünyada benim vereceğim zekatın sadakanın ne kıymeti olur diye düşünmemek gerekir. Çünkü biz, öncelikle kendimiz için vermekteyiz. Alan değil veren kazanmaktadır.
İslâm dîni cemiyet nizâmını mânevî ve maddî olmak üzere iki temel üzerine kurmuştur. Müslümanın namazı, evrâd ve ezkârı cemiyetin mânevî hayatını tanzim ederken, Müslüman olan zenginlerin verdikleri zekât ve malî ibadet de maddî nizamı tesis etmektedir.
Hazret-i Mevlânâ, "Yoksul kişi cömertlerin aynasıdır. Sakın aynaya karşı gönül kırıcı sözler söyleyerek onu buğulandırma. Yâni yoksulun gönlüne karşı hassas ol. Çünkü gönül, nazargâh-ı ilâhîdir." demektedir.
Abdullah Dehlevî Hazretleri gecelerini zikir ve ibadetle ihyâ ederdi. Uyku galebe çaldığında seccâdesinin üzerinde sağ yanına yatardı. Yüksek edebinden dolayı, ayaklarını uzatarak yattığı hiç görülmedi. Ekseriyetle diz üstü oturarak uyurdu. Vefâtı da bu edep hâli üzere, yani diz üstü otururken olmuştur.
Hadis-i şeriflerde belirtildiği üzere misafirin ev sahibi üzerinde hakkı vardır. Bu hak ev sahibinin, gelen misafiri kabul edip ağırlamasıdır. Misafirin kabul edilip ağırlanması bir lütuf değil, misafirin hane sahibi üzerindeki hakkıdır. Öyle ise misafiri ağırlayan, ona bir lütufta bulunmuş olmuyor, hakkını veriyor demektir.
Eserlerinizde sıkça kullandığınız “ilâhî kudret akışları” ifâdesiyle kastettiğiniz mânâyı biraz açar mısınız?
Servet, birçok defâ ifâde etmiş olduğumuz üzere, Allâh’ın kuluna verdiği bir emânettir. Şâyet zenginlik, ilâhî emirlere zıd bir sûrette kullanılırsa, insanları çabucak azdırmaya, her türlü kibir, zulüm ve haksızlıklara sürüklemeye müsâittir. Böyle bir âfete mâruz kalanlarda mal sevgisi, kalbe yerleşir.
İslamın şartları nelerdir? İslam hangi temeller üzerinde bina edilmiştir? Kelime-i şehadetin anlamı nedir? Kelime-i şehadet Arapça ve Türkçe okunuşu. Namaz nedir? Zekat vermek ne demek? Zekat verme şartları nelerdir? Oruç tutmanın hükmü ve fazileti nedir? Hacca gitmek kimlere farzdır? İslam'ın beş şartı ile ilgili tüm detayları bulabileceğiniz geniş bir çalışma...