Duâları kabul eden Allah Teâlâ’dır. O’nun esmâ-i hüsnâsından / en güzel isimlerinden biri de «اَلْمُج۪يب el-Mücîb / Duâlara icâbet eden»dir.
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) yaptığı dualardan bazıları...
Peygamberler; duâlarında, hiçlik ve mahviyet içinde, acziyetlerini ifade ediyorlar. Peygamberler niyazlarını ve taleplerini bilhassa son nefeste îmâna ve âhirette necâta teksif ediyorlar.
İstiğfârın en büyük neticesi, Cenâb-ı Hakk’a yanık bir gönül hassâsiyetiyle yaklaşabilmektir. Cenâb-ı Hak, tevbe ve istiğfâr eden kullarını sıkıntılardan kurtarır ve onlara pek çok lütuflarda bulunur.
Âyet-i kerîmede buyurulur: “Allâh’a koşun!..” (ez-Zâriyât, 50) Cenâb-ı Hakk’a ilticâ, yegâne çaremizdir. Zira insan ne kadar gayret etse, Cenâb-ı Hakk’ın verdiği sayısız nimetlerin bir tanesini dahî ödemesine imkân yoktur.
Cenâb-ı Hak; hayat imtihanında bize musallat olup, muvaffakiyetimize mâni olmayan çalışan iki düşman verdi: Nefs ve şeytan.
Duâ, sadece kavlî değildir. Amel-i sâlihler, fedâkârâne hizmet ve gayretler de fiilî duâdır.
Hz. İbrahim'in (a.s.) duasından hareketle bir mü'minin taşıması gereken dört derdi açıklıyoruz.
Gözyaşı, ilâhî muhabbet bağına girenler için tevbe pınarıdır. Günahları yıkar, temizler. Rabbe karşı bir şükrandır.
Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-; dâimâ Cenâb-ı Hakk’a duâ, niyaz, hamd, şükür ve zikir hâlinde yaşadı. Ashâbına da Rabbe ilticâ hâlinde yaşamayı tâlim buyurdu.