Müʼminin Hakkʼa vuslat yolculuğunda en mühim vâsıtası, yaratılışından gelen bu muhabbet istîdâdıdır.
Yunus Emre Enstitüsü, kurulduğu 2009 yılından bu yana 40 ülkede 99 binden fazla kişiye Türkçe öğretti ve Türk kültürünü tanıttı.
Hüner Derneği bir yıl içinde 3 binden fazla öğrenci ile bire bir buluşarak şahsiyet gelişimleri eğitimi verdi.
Meselâ gönül dünyamızda “tasavvuf” mefhumunun müstesnâ bir mevkii bulunmaktadır. Fakat günümüzde pek çok dînî mefhum gibi “tasavvuf” da ağır ithamlara mâruz kalmaktadır.
Sözün müsbet ya da menfi anlamda gücü ve tesirine dair Kur’ân-ı Kerîm’de verilen örnekler, bizi yeniden sözün ehemmiyetini idrak etmeye çağırıyor.
“Gönül Çalab’ın tahtı, Çalap gönüle baktı. İki cihan bed-bahtı, Kim gönül yıkar ise..” Yûnus Emre
Her ârif ve âşık gönül, Hakk’ın kendilerine emânet ettiği hayâtı dâimâ sırât-ı müstakim üzere bir kulluk ve ibâdet ile tezyîn ederek Rabbine bir kulluk bedeli olan “kalb-i selîm” götürmenin gayreti içinde olmuşlardır.
Altınoluk Dergisi 357. sayısında "Dervişlik Olaydı Taç ile Hırka" kapağıyla dervişliği işliyor. Davranışlarımızda neye öncelik tanıyoruz? Nefsimize mi Allah rızasına mı? Dervişlik taç ile hırkadan ibaret olamayacağının altı çiziliyor ve dervişliğin bundan öte bir şey olduğu anlatılıyor.
Yüzakı Dergisi, Kasım sayısında "HİÇLİĞİ İDRAK" kapağıyla çıkıyor.
Hikmet; hakîkatleri idrâk husûsunda akla aczini kavratmaktır. Akılla kavranamayan nice sırlar, ancak hikmetle çözülür. Kâinattaki ilâhî tecellîlerin asıl mânâsı, hikmet nazarıyla okunabilir.