Dünya dedikleri bu eski sinemaya şöyle bir baktığımızda, eski bir filmin içinden çıkıp gelen hüzün evlerin başköşesine kurulurken zamanın yağmurunda ıslanan faniler için iki tane mezar taşı dikilmiş orda öylece durmaktadır. Âşıklar ise tüm bunların ötesinde alevden denizlerden mumdan kayıklarıyla geçmenin mutluluğu içindedirler.
Sabrın, âdetâ kendi kendini yenileyen bir özellik taşıyor. “Kim sabretmek için gayret sarfederse, Allah ona sabır verir” beyanı, sabrı temin eden gücün yine bizzat sabır olduğunu anlatmaktadır.
Dünya, âhirete kıyasla “gündüzün bir saatten de az bir vaktinde bir ağaç gölgesinde gölgelenmek” kadar kısa… Lâkin bu kısa anlar topluluğu, ebedî hayatımızın nasıl olacağının belirleyicisi… Âhiret için azık elde etmeye geldiğimiz bu dünya, ne mal biriktirmek, ne varlıklarla öğünmek için bulunduğumuz bir yer…
Kalbin huzur ve sükûna kavuşması, mânen ulaştığı seviyeye bağlıdır. Bunun için de kulun mânevî bir terbiyeden geçmesi zarurîdir. Zira kalbin ilim ve hikmetle dolması, dînin yüksek hakîkatlerine vâkıf olması ve kulun mânen tekâmül edebilmesi, ancak birtakım ameliyeler neticesinde mümkün olabilir.
Açlık nedeniyle ölümlerin yaşandığı Yermuk kampından kaçan Rukiye Abdullah korkunç tabloyu anlattı.
Susuzluktan çatlamış bir toprağın bereketli yağmurlara hasret duyması gibi toplumumuzda hizmet ve alâkaya en fazla muhtaç kesimlerin başında; bir kanadı kırık olan yetimler ve yoksullar gelmektedir. Onlar bize Allâh’ın emânetleridir. “…Sen onları simâlarından tanırsın…” (el-Bakara, 273) ayetine kulak veren Mü'minler ihtiyaç sahibi olmasına karşılık bir şey isteyemeyen kalplerin olduğunu da bize haber veriyor.
Ben uzun bir yoldan geliyorum. Bir de yokluktan… Dağıtılan bir çoraba dahî atılıyorsam, eşya görünce tutamıyorsam kendimi; kınamasın kimse beni… Bomba seslerinin altından geliyorum ben… Yokluğun acısını bilmeyen, incitmesin kalbimi… Akşama kadar çöpleri dolaşıyorum. Karton, plastik toplayıp satıyorum; çocuklarımı doyurmak için... Senin boğaz manzaralı kafede içtiğin bir portakal suyu fiyatına ben yarım gün çöplerde mesâî yapıyorum.