Cenâb-ı Hakkʼın biz âciz kullarını Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimizʼe ümmet kılmakla şereflendirmesi, Oʼnun bizlere olan en büyük lûtuf ve ihsanlarından biridir. Peki bizler böyle bir nimetin farkında mıyız? Böyle bir nimetin şükrünü nasıl eda ederiz? Sahabinin Efendimize (s.a.v) muhabbeti nasıldı?
Kim her gün bu duayı on defa okursa Allah dostları arasına yazılır.” (Ebû Nuaym, Hilye, VIII, 366)
En güzel vârislik, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) ümmetine ve mahlukata olan sevgisine varis olmaktır. Kazandığımız güzellikleri, ihsanları ve muhabbeti insanoğluna aksettirmektir. Yani, mirâçtan alınan nur ile dünyayı aydınlatmaya çalışmaktır.
Mescid-i Aksa'nın kapısına kurulan metal arama dedektörlerini kaldırmama kararı alan İsrail hükümeti, 50 yaş altı Müslümanların mescide girişini de yasakladı.
Hidâyet rehberimiz olan Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e vefâ duygusu, ömrümüz boyunca gönüllerimizin tükenmez hazinesi olmalıdır.
Tayland ordusunun, Müslümanların çoğunlukta olduğu Malezya sınırındaki güney bölgesinde kurulan kamplarda, katılımın zorunlu olduğu 'yeniden eğitim' kursları vereceği belirtildi.
İslam dininde kullanılabilecek en mühim malzeme sevgidir. Manevi dolaşımının kanı da sevgidir. Sevgi, inanan bir kimsenin en büyük motivasyonu, aracı ve hedefi olmalıdır. Hakiki mümin ve sevgili bir kul olabilmek için nefisten arınmış temiz bir bakış, sevgi gözüyle, kalp gözüyle bakmalıyız.
Modern toplumlarda insanlar kafalarını kaldırıp hidayet nuruna bakmak yerine, başlarını önüne eğip ellerinde taşıdıklarına, telefonlarına bakıyorlar, beyinleri yıkanıyor. Bilinçleri ve hisleri işgal altına alındı. Gerçek budur ki; dünya bizi narkotize etti, uyuşturdu. Kör, sağır ve duyarsız olduk. Bugün acil bir şekilde harekete geçmek lâzım. Şiddetli tedaviler lazım... Yazar Rabia Brodbeck, günümüz Müslümanlarının problemleri ışığında gerçek sorularımıza yönelmeye davet ediyor.
Efendimiz, Cenâb-ı Hakkʼın sevdiği ve seçtiği en yüce insan ve bütün insanlığa gönderdiği en son Peygamberdir.
Yıllardan beri dünya gündemi, birkaç senedir de ülke gündemi, büyük ölçüde ümmet yapısı ve gerçeği üzerinde yoğunlaşmış bulunmaktadır. Ne acıdır ki, “Arap Baharı”ndan Ümmet-i Muhammed baharı doğacak diye ödleri kopan dünya egemeni Batılılar, İslâm coğrafyasını, birer bahane ile yangın yerine çevirdiler. Yangını bütün güçleriyle hala körüklemeye devam ediyorlar.