İstiğfârın belli bir sayısı yoktur. Hadislerde Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’in günde yetmişten fazla tövbe ve istiğfâr ettiği rivayet edilmiştir. Yetmiş ve yüz rakamları çok istiğfâr edilmesi gerektiğini belirtmek için söylenmiştir. Bizim için tövbe ve istiğfârın asgarî rakamı yüz olmalıdır.
“Çok zikir; adedi fazla olan değil, gafletten sakınarak ve huzûr ile yapılan zikirdir.”
En çok utanıp hayâ edeceğimiz ve buna layık olan Rabbimizdir. Rabbimizin haram kıldığı her sınırı aşarken, “Rabbim beni görüyor!” deyip evvelâ Rabbimize karşı hayâlı olmalıyız. Onun bize ihsan ettiği sayısız nimetleri düşünmeli, O’nun mülkünde, O’na hayâsızlık yapmamalıyız.
Şuurlu insan bir bardak suyu içerken, bir lokma ekmek yerken, bunları ruhu yani maneviyatı adına yapar ve böylece sevap kazanır, şuurlu insan en basit dünyevi işleri bile Allah Teâla’nın gözetimi altında huzur halinde yapar, edebince iş görür. Bunun aksine şuursuz Müslüman kıldığı namazdan tuttuğu oruçtan bile fayda göremez; namazda bile Allah’ı unutur da “yazıklar olsun o namaz kılanlara” itabına muhatap olur. İnsan yaptığı işi Allah adına yaparsa en basit hareketi bile ibadet olur; nefsi ile ve nefsinin keyfi için hareket ederse ibadeti bile riyakârlık ve kör taklit haline dönüşür.
Sultan 2. Murat Han, üç gün hasta yattıktan sonra vefât etmiş arkasından herkesine örneklik teşkil edecek şu vasiyeti bırakmıştı.
Gönlümüz ve dilimiz, ilâhî hikmet ve esrârını yansıtan bir ayna olursa; oradan bütün mahlûkâta karşı şefkat, merhamet, lütuf, af, güzellik ve ihsanlar yayılır. Nefsimizin hoşuna giden şeylerden sakındırmak için Peygamber Efendimiz -sellallahu aleyhi ve sellem- bakın neler söylüyor!..
“Rabbiniz kendi üzerine (şu) rahmeti yazdı. İçinizden kim bilmeyerek bir fenalık yapıp da sonra arkasından tevbe etmiş ve düzelmiş ise şüphesiz ki O (Allah) gafûr ve Rahîmdir.” (Enam Sûresi / 54)