Tefekkür-i mevt ne demek? İnsana verilecek en güzel nasihat nedir? Yerin insana 10 öğüdü ve insanın kıyameti: Ölüm.
Tefekkür-i mevt nedir? Ölüm tefekkürü nasıl yapılır? Ölümü hatırlatan ayet ve hadisler nelerdir? Sahabenin ölümü tefekkürü nasıldı? Örneklerle tefekkür-i mevt yani ölümü tefekkür.
Tefekküri mevti, kalbi yumuşatmak, kalbdeki sevgiyi geçici dünya nimetlerine değil bâki olan Allah'a ve O'nun razı olduğu şeylere çevirerek nefsin ibret almasını temin etmek, tûl-i emeli kırmak, gafleti dağıtmak, tevehhüm-i ebediyete engel olmak, ihlâsı kazanmak ve tevbenin sürekliliğini sağlamaktır.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, insanı Allah Teâlâ'dan uzaklaştıran ve Allah Teâlâ'ya yaklaştıran fiilleri anlatıyor.
Tefekkür-i mevte devam etmek pek mühim ibâdetlerdendir. Ölümü anmağa devam edenin kalbinde, dünyaya karşı olan meyl-i muhabbet azalır. Dâimî olarak tefekkür eden, dünyanın, değer verilmeyecek bir mekân olduğunu yakînen bilir. Bu bilgi kendisinden hâsıl olunca, dünyaya değeri kadar önem verir.
Kabir ziyareti, İslâmî edep esaslarına riâyetle icrâ edildiğinde pek çok hayra vesîledir. Zira ölümü tefekkür neticesinde nefislerin ihtirâsının kırılacağı, insanın daha çok takvâya yönelip rikkat-i kalbe sahip olacağı ve dünyada yerli edâsıyla dolaşma gafletinden sakınacağı muhakkaktır.
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, kendisine peygamberlik vazifesi verilmeden önce de sükûtu ve tefekkürü çok severdi. Nübüvvetine yakın zamanlarda halvet ve uzlete çekilmeyi daha çok arzu eder olmuştu. Mekke-i Mükerreme’ye yaklaşık 5 km mesâfedeki Hirâ Mağarası’na giderek orada günlerce kalırdı.
“İnsanlara nasihat için ölüm kâfîdir.” hadîsinde de ifâde edildiği üzere, düşünen ve ibret alan bir kimse için ölümde pek çok dersler vardır.
Murâkabe, kelime anlamı itibâriyle “gözetlemek” demektir. Kulun her zaman ve mekânda Allâh’ı unutmaması, O’nun vahdâniyetini, rubûbiyetini yakînî bir şekilde hissedip, Cenâb-ı Hak’la beraber olduğu şuurunu kalbinde dâimî bir idrâk hâline getirmesi ve nihâyet O’nun muhabbetinde fânî olup O’nunla bâkî olma hâlidir.
Kalpler, hayatın akışı içinde yaşama sevinci ile ölümden ürperiş gibi iki müthiş zıtlığın içinde çalkalanır durur. Dâimî bir akış hâlinde olan hayat ve ölümün hakîkî mânâları idrâk edilmeden, yaratılış sır ve hikmeti ile insanın gerçek mâhiyeti de kavranamaz.