Yeryüzü, göklere nisbetle denizde bir damla gibi, hattâ bundan daha küçüktür. Yedi kat semâ ise Allâh-ı Azîmüşşân’ın azâmetinden süzülmüş bir damladır.
Ölüm, âhiret yurduna inananlar için, bir son değil; bilakis yeni bir başlangıç, bir nevî sılaya dönüştür. Ve ölüm bu minvalde, âhiret hayatına açılan bir “kapı” mesabesindedir. Bu yazımızda, o kapıdan geçiş ânını, o kapıda yaşananları, dünya hayatını geride bırakarak âhiret hayatına başlayacağımız ânı tefekkür edelim istedik.
Muhammed Mâsûm Sirhindi Hazretlerinin hikmetli sözlerinden bazılarını sizler için derledik.
Kur’ân-ı Kerîm’in her sûresi ve her âyeti üzerinde derin derin tefekkür etmek gerekir. 10 Maddede Vâkıa Sûresi’nin nelerden bahsettiğini özeti:
Hem Rabbi ile beraber olup hem de halka hizmet etmek gerçek manası ile kalbimizi Rabbimize ayırmakla mümkün olur. Bu sebeple insan hangi makam ve mevkide olursa olsun her daim manevi gelişimine önem vermeli, zikir, fikir, tefekkür ve nefsi ile mücahededen uzak düşmemelidir.
Eserlerinizde sıkça kullandığınız “ilâhî kudret akışları” ifâdesiyle kastettiğiniz mânâyı biraz açar mısınız?
Kulluğun ehemmiyetli vazifelerinden birisi de "Ben gizli bir hazineydim, bilinmek istendim" buyuran Allah-u Teâlâ'yı, Kur'an-ı Kerim ve kainat kitabı ışığında tefekkür etmektir. Peki ümmetine her yönde kılavuzluk yapan Peygamber Efendimiz (s.a.v.) nasıl tefekkür ederdi?
Hayattaki her nîmet gibi mahrûmiyetlerin de bir imtihan cilvesi olduğunu hatırımızdan çıkarmamalıyız. Şâyet Allah bir şeyi nasîb etmemişse bunu da gönül gözüyle okuyup; “Bunda da bir hayır vardır.” diyerek her hâlükârda şükredebilmeliyiz.
İnsanoğlu, îman anahtarı olan rûhânî tefekkürden uzaklaştıkça, kendisine bahşedilmiş olan nîmetleri, ilâhî bir lûtuf olarak değil de tabiî bir hakkı olarak görmeye başlar. Bu ise insanı, üzerindeki sayısız nîmetleri görebilme hususunda âdeta âmâ kılar.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, bu dünyaya niçin geldiğimizi ve tefekkür etmemiz gerektiğini anlatıyor...